-Kendi iradesiyle olsa bile her dakika fikrini değiştiren bir insana karakter sahibi denemez.Bu sıfat ancak inançları çok sağlam,hiç değişmeyen insanlara verilebilir.
"Savaş, bedensel çabalar ve acılar alanıdır.Bunalarin altında ezilmemek,mahvolmamak için insan vücudunun ve ruhunun,bunlara karşı insanı kayıtsız kılan doğuştan ya da eğitimle elde edilmiş belli bir güce sahip olması lazım l."
-bir şeyi bir başkasının taktirine ve idrak kabiliyetine göre, özellikle somut şekilde ispat etmek veya açıklamak. Düşmanı kendi eylem ve sözleriyle suçlamak anlamına gelir.
Teori, ruhu bu âlemde bırakıp kendini beğenmiş bir şekilde mutlak sonuçlara ve kurallara mı yönelmelidir? Bu takdirde teorinin yaşama bir yararı olmaz. Teori, insancıl duyguları da dikkate almalı, cesarete, metanete, hatta atılganlığa da yer vermelidir. Savaş sanatı, canlı ve moral güçlerle meşgul olur; bu nedenle hiçbir konuda mutlak ve kesinliğe ulaşamaz; yani daima tesadüfe, şansa bir yer kalır; bu, en küçük işte bile en büyük işteki kadar büyüktür. Bu şans taraflardan birindeyse, cesaret ve kendine güven de diğer tarafta yer almalı ve boşlu-ğu doldurmalıdır. Cesaret ve kendine güven ne kadar büyükse, şansa, tesadüfe bırakılan yer de o kadar büyük olabilir. O halde cesaret ve kendine güven savaşta çok önemli ilkelerdir. Sonuç olarak teorinin, savaşın zorunlu ve asil erdemlerinin bütün savaş şekillerinde ve değişikliklerinde serbest hareket edebileceği kanunlar koyması gerektiğini söyleyebiliriz. Tehlikeye atılmakta da bir akıllılık vardır ve ihtiyat da aynı şekilde iyidir; ancak bunların, birbirine göre değeri hesap edilmiş olmalıdır.
"Aklımızın daima açıklıktan ve kesinlikten yana olmasına karşın, ruhumuz daha çok kuskulu seylerden hoşlanır. Ruh kendisini yabancı hissettiği, bütün bilinen objelerin kendisini terk etmiş göründüğü yerlere ulaşmak için, felsefi araştırma ve mantıki sonuç çıkarmanın zahmetli yolundan yürümek yerine hayal gücüyle -biraz da bilinçsiz olarak- tesadüflere ve şansa sığınmayi tercih eder."
Clausewitz ne diyordu? “Savaş büyük bir belirsizlik alanıdır. Gerçeği sezgiyle bulup çıkarmak..'"
Nuri, Mustafa Kemal'i tamamladı.
،،،
... gerekir. Ve her savaşta, işin derinliğine etki eden bir zekâya ihtiyaç vardır?”