8/10
·546 syf.··
2022 38. kitabı
·
180 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2022 00:00
Antik çağlardan nükleer çağa kadar savaşın evrimini, askeri teknolojileri, taktikleri ve savaşın devletlerin inşasındaki rolünü inceleyen devasa bir askeri tarih külliyatıdır. Engels ve Clausewitz'in analizleriyle birleştirildiğinde, savaşın asla sadece askeri bir olay olmadığını, bizzat sınıf mücadelesinin ve üretim araçlarının gelişiminin en keskin yansıması olduğunu doğrular. Askeri organizasyonların (Roma lejyonlarından, modern ulus ordularına) aslında o toplumun üretim biçimini nasıl kopyaladığını görmek için muazzam veriler sunar. Emperyalizmin savaş makinesini ve devletin şiddet tekelini anlamak için her devrimcinin incelemesi gereken teknik bir kaynaktır.
1000Kitap
Cambridge Savaş TarihiGeoffrey Parker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201478 okunma
10/10
·776 syf.··
2018 48. kitabı
·
248 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2018 00:00
"Savaş, politikanın başka araçlarla (şiddet yoluyla) devamıdır" tespitiyle, askeri stratejiyi salt bir teknik olmaktan çıkarıp doğrudan sınıf mücadelesinin kalbine yerleştiren, Lenin'in de başucu kitabı olmuş bir şaheser. Clausewitz, savaşın mekanik bir matematik denklemi olmadığını; "sürtünme", moral, şans ve kurmaylık dehasının belirleyici olduğu kaotik ve diyalektik bir süreç olduğunu savunur. Çatışmayı salt kaba kuvvet değil, siyasal bir irade çarpışması olarak okuyan bu eser, devrimci şiddetin ve ayaklanmanın mantığını kavramak için elzemdir. Devrimci siyaseti bir "kurmay aklıyla" düşünmek, strateji ve taktik arasındaki o ince diyalektiği kurmak isteyen her militanın dönüp dönüp okuması gereken askeri-politik bir vizyondur.
1000Kitap
Savaş ÜzerineCarl Von Clausewitz · Doruk Yayınları · 2015220 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
youtube.com/shorts/704B_ghpuuI Hayat pratiktir ve savaştır. Ancak savaş öyle bir şeydir ki pratikli bir şekilde girmek çok düşük bir ihtimaldir. Savaştan önce binlerce plan, strateji ve taktik belirleyebilirsiniz. Ancak savaşın ilk dakikasında planlarınızın çoğu boşa gidecektir. Çünkü savaş veya harp dediğimiz olay binlerce belirsizlik ve planlarınıza uymayan binlerce detay içerecektir. Siz nasıl ki planlar yapıyorsanız, karşınızdakiler de size göre planlar yapıyor ve sürekli karşı hamleler yapılıyor. Harp terimi günümüzde bir milletin veya topluluğun sadece askeri değil, ekonomik-sosyal-jeopolitik tüm güçlerinin kendi politikası çerçevesinde bir mücadele için kullanımını içerir. Politika ve harp terimleri önceleri ayrı veya karşıt olarak kullanılsa bile 18. yüzyıldan sonra harplerin sürelerinin uzaması, ilişkilerin daha yoğun ve karmaşık olması, teknolojinin de etkileri ile daha iç içe geçmiş terimlerdir. Politika, amacı belirler. Harp Yönetimi de bu amaca en az zarar ve en büyük yararla ulaşmayı amaçlar. Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış Çinli general ve filozof Sun Tzu da Savaş Sanatı kitabında bu konuya değinir ve şöyle söyler; "Yüz savaşta yüz zafer kazanmak en mükemmeli değildir. En iyisi savaşmadan baş eğdirmektir." Sun Tzu kitabında savaş taktikleri üzerine herhangi bir bilgi vermese de hatta herhangi bir süvari birliğine değinmemesinden dolayı süvari savaşı görmediği veya Çin'de o dönem süvari birlikleri olmadığı kabul edilse de savaşın veya harbin en temel ilkelerini koymuş ve savaşın felsefesini tarihte bilinen ilk yapmış kişidir. Sun Tzu, Savaş Sanatı'nın beş koşulun tam olmasını gerektirdiğini söyler. Bunlar; halkın savaşa olan inancı, hava, arazi, general, yöntem ve disiplin. Bunlar savaşa girmenin temel şartlarıdır. Bunlar tam
Savaş SanatıOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitapevi · 2014409 okunma
Büyük Komutanlar Serisi ile Caesar'a giriş!
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 100. kitabı
Kronik Kitap’ın Dünya askerlik tarihine damgasını vurmuş komutanları tüm yönleriyle tanıtmaya çalışan Osprey “Büyük Komutanlar Serisi”’nin beşinci kitabının aktörü Gaius Julius Caesar olmuş. 2021 yılı Mayıs ayında basılan 64 sayfalık kitap Samet Özgüler tarafından tercüme edilmiş. Kitap, Osprey’in standart formatında ve bir çizginin altına düşmeyen kalitesi ile okuyucuya sunulmuş. İçerik bakımından, standart bir bölümlendirme ile “Giriş, Gençlik Yılları, Askerlik Yaşamı, Kader Saati, Rakip Komutanlar, Komutanın Zihninde, Kelimelerde Bir Hayat, Bibliyografya, Sözlük ve Dizin” bölümlerine ayrılmış. Hayatı ve katıldığı savaşlar anlatılırken 5 harita, 3 resim ve çok sayıda fotoğrafa yer verilmiş. Kitabı alalı çok oldu, ama aynı seriden basılacağını bildiğim “Caesar” ile ardarda okumak istediğim için bekledim. Maalesef, son iki yıldır seriye ait kitapların basım aralığı çok uzadığından bu bekleyiş 2025 yılına kadar uzadı. Ama, her iki kitabı peş peşe okuyunca doğru bir karar verdiğimi de anladım. (Benim şansıma, SAY Yayınları’ndan çıkan Mommsen’in “Roma Tarihi” eserinin son iki cildinin “son okuma ve redaksiyon” sorumluluğunu da üstlenince Roma tarihinin o bölümü hakkında da “çok kitaplı bir çapraz okuma yapma fırsatı buldum. O döneme ilgi duyan herkese de, bu vesileyle, tavsiye ederim.) Bu serinin diğer kitaplarında yaptığım “bölüm bazında analiz” biraz daha kısa olacak. Antik çağa damgasını bir çok kişisel özelliği ile vuran Caesar, kılıcı kadar dilinin de keskin olması ile ünlüdür. Bunlara ek olarak, kitabın birden fazla yerinde, kaleminin de çok sağlam olduğu vurgulanıyor. En önemli rakibi olan Pompeius’a kıyasla, “geç parlayan yıldızı”, aslında yıllar süren, edebi ve askeri, bir hazırlık sürecinden geçmiş. Yazar, Caesar’la ilgili analizlerde sık sık onun yazdığı ünlü
Antik Çağ Askeri Tarihi
CaesarNic Fields · Kronik Kitap · 20257 okunma
Büyük Komu. Serisi'nde Caesar'ın en büyük rakibi!
6/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Kronik Kitap’ın Dünya askerlik tarihine damgasını vurmuş komutanları tüm yönleriyle tanıtmaya çalışan “Büyük Komutanlar Serisi”’nin beşinci kitabının aktörü Gnaeus Pompeius Magnus olmuş. 2021 yılı Mayıs ayında basılan 64 sayfalık kitap Samet Özgüler tarafından tercüme edilmiş. Kitap, Osprey’in standart formatında ve bir çizginin altına düşmeyen kalitesi ile okuyucuya sunulmuş. İçerik bakımından, standart bir bölümlendirme ile “Giriş, Gençlik Yılları, Askerlik Yaşamı, Kader Saati, Rakip Komutanlar, Komutanın Zihninde, Kelimelerde Bir Hayat, Bibliyografya, Sözlük ve Dizin” bölümlerine ayrılmış. Hayatı ve katıldığı savaşlar anlatılırken 5 harita, 3 resim ve çok sayıda fotoğrafa yer verilmiş. Kitabı alalı çok oldu, ama aynı seriden basılacağını bildiğim “Caesar” ile art arda okumak istediğim için bekledim. Maalesef, son iki yıldır seriye ait kitapların basım aralığı çok uzadığından bu bekleyiş 2025 yılına kadar uzadı. Ama, her iki kitabı peş peşe okuyunca doğru bir karar verdiğim de anladım. (Benim şansıma, SAY Yayınları’ndan çıkan Mommsen’in “Roma Tarihi” eserinin son iki cildinin “son okuma ve redaksiyon” sorumluluğunu da üstlenince Roma tarihinin o bölümü hakkında da “çok kitaplı bir çapraz okuma yapma fırsatı buldum. O döneme ilgi duyan herkese de, bu vesileyle, tavsiye ederim.) Bu serinin diğer kitaplarında yaptığım “bölüm bazında analiz” tarzı bir inceleme olmayacak bu sefer. Çünkü, yazarında sık sık vurguladığı üzere, bu biyografinin en büyük handikabı, Pompeius’un geride bıraktığı notlar, yazılar, vb. olmamasıdır. Daha da kötüsü, onun hakkında en geniş bilgiyi, onun en büyük düşmanı olan Julius Caesar’ın eserleri veriyor. Caesar’ın ne kadar kendine hayran birisi olduğunu gözönüne alırsak, sanırım, Nic Fields’in bu eseri yazarken ne kadar zorlandığını da hayal
Antik Çağ Askeri Tarihi
PompeiusNic Fields · Kronik Kitap · 202132 okunma
Puan vermedi
Bu yazımda 20. yy en önemli Fransız filozoflarından olan Foucault'nun kendi eserleri üzerinden bir okumasını yapmaya çalışacağım. Foucault'u bunca önemli kılan nedenlerden biri bugüne kadar yapılan akademik çalışmalarda kendisine en çok atıf yapılan düşünür olmasıdır. Özellikle marjinal kesimlerin yaşamına eğilmiş olması onu sıra dışı kılan özelliklerinden birisidir. Konu edindiği bu kesim suçlular, eşcilseller ve delilerdir. İktidarı özelilikle bu kesim dolayımında tanımlayan Foucault, bugüne kadar üzerine yazılan iktidar ilişkilerine yeni bir kapı açmakdır. Öyleyse düşünürümüzün fikir uğraklarını kitaplar üzerinden okumaya çalışalım. Birçok kitabında dönüp dolaşıp bahsettiği bilgi-iktidar ilişkisidir. Bir iktidar sadece şiddet üzerine yani süngülerin üzerine oturamaz. İktidarın temel işlevi bilgi üretmesidir. Hem kurumsal düzeyde hemde söylem düzeyinde iktidar hakikati işler ve kendisi için sakıncalı kısımları kırpmak suretiyle onu malumata dönüştürür. Malumatın olmadığı yerde iktidardan bahsetmek mümkün değildir. Ve dolaşıma sokulan hakikatin kendisi değil iktadar tarafından biçimlendirilmiş olan malumatın kendisidir. Muhalefet de iktidarı arzuyorsa hakikatin kendi durduğu yerden üretimini sağlamalıdır. Yani parhasia (hakikati söylemek) yapmalıdır. Doğruyu söylemek kitabında buna ilişkin şöyle bir örnek verilmektedir. Bir padişah soytarısına doğru bir suçlamada bulunursa bu parhasia olmaz. Ama soytarı padişaha “Siz bir despotsunuz ve bu tavrınızdan vazgeçin” diyerek ölümü göze alıyorsa ortaya konulan bu hakikat bir parhasiadır. Ya da bir arkadaşınıza samimiyetinize rağmen ne kadar ukala oluduğunu açıkça söylüyorsanız ve onu kaybetmeyi göze alıyorsanız ,siz bir parhasia yapmış oluyorsunuz. İşte bir anlamda devrimci muhalefetin iktidar karşısındaki bu duruşu
Özne ve İktidarMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019275 okunma