Bilgeler der ki, genç hazırlanmalı, ihtiyar yaşamalı. Her gün hayata yeniden başlıyoruz. Öğrenmek ve arzu etmek iyi ama ihtiyarladığımızı da unutmamak gerek. Benim en uzun vadeli niyetlerim nihayet bir seneliktir,artık göçmeye hazırlanıyorum. Yeni umutlara düşmekten, yeni işlere girişmekten kaçınıyorum. Bıraktığım her şeyi son defa selamlıyorum. Benim olan her şeyden her gün biraz daha elimi çekiyorum. İhtiyarlığın bana verdiği ferahlık, hayatı bulandıran arzu ve endişelerden birçoğunu söndürmüş olmasıdır. Bazı insan da var ki, ebedi olarak susmayı öğreneceği bir zamanda konuşmayı öğrenmeye kalkar. İnsan her zaman öğrenmeye devam edebilir ama öğrenciliğe değil. Alfabe okuyan bir ihtiyarın hali gülünçtür..
Derler ki bilge yaşayabildiği kadar değil, yaşaması gerektiği kadar yaşar. Şunu da derler ki; doğanın en başta gelen ve halimizden yakınmayı gereksiz kılan lütfu bizi dünyadan göçmekte özgür bırakmasıdır. Hayata verdiği giriş yolu bir tek ama çıkış yolu binlerce. Yaşamak için toprağımız olmayabilir ama ölmek için toprak bulunur nasıl olsa. Boiocatus'un Romalılara dediği gibi: bağladığı yok ki seni. Dertler içinde yaşıyorsan, bu korkaklığın yüzündendir senin, istediğin zaman ölmek elinde..
Bir yabancı, Syrakusa kralı Dionysius'a, iyi bir para karşılığı halkının kendisine karşı hazırlayacakları bütün kundakları sezinleyip meydana çıkarmanın şaşmaz yolunu öğretebileceğini orada burada söyleyip herkese duyuruyor. Haberi alan kral çağırtıyor adamı, korunması için böylesine gerekli bir ustalığı öğrenmek için. Yabancı gelip kendisine bu konuda öğretecek hiçbir hüneri olmadığını fakat kendisine bir torba altın vererek yaman bir sırrı öğrendiğini sevinçle ilan etmesini söylüyor. Kral bu buluşu beğeniyor ve beş yüz altın saydırıyor yabancıya. Halk arasında ilan duyulunca, kralın çok yaman bir bilgi öğrenmeden bu kadar büyük bir parayı yabancıya veremeyeceğini düşünüyor ve bu söylenti kralın birçok düşmanının geri çekilmesini sağlıyor..
Çocukların babalarına karşı duydukları saygıdır daha çok. Duygu düşünce alışverişleriyle beslenen dostluk onlar arasında kurulmaz. Babalarla çocuklar arasındaki doğal bağları hor gören filozoflar da çıkmıştır. Aristippos bunlardan biridir. Kendisinden çıkmış olan çocuklarını nasıl olup da sevmediği sorulunca, yere tükürmüş ve demiş ki; bu tükürük de benden çıktı..