Marina Fisher Ne Saklıyor? Cara Hunter
Dedektif Adam Fawley Serisi
Ah bu seri… Gerçekten seviyorum ama bu kitapla biraz inişli çıkışlı bir ilişki yaşadık diyebilirim.
Öncelikle konunun ters köşe tarafı çok iyiydi. Üniversitede 23 yaşında, 1.85 boylarında bir erkek öğrencinin; 42 yaşında, 1.52 boyundaki kadın profesörünü tacizle suçlaması… Daha en başta kalıpları kıran bir kurgu var. “Alıştığımız hikâye” diyorsun ama değil. Bu açıdan Hunter yine cesur ve tartışmalı bir meseleye el atmış.
Ama… (evet o ama geldi)
Seri zaten kalabalık bir ekibe sahipken bu kitapta bir de ekstra ekip giriyor işin içine. İsimler, unvanlar, benzer karakterler derken ilk yarıda ciddi anlamda “kim kimdi şimdi?” moduna girdim. Zaman geçişleri, podcast bölümleri, iki ayrı soruşturma derken kafam bayağı karıştı. Özellikle ilk 200 sayfa biraz sabır istiyor.
Bir yanda Morgan’ın iddiası ve Marina Fisher soruşturması, diğer yanda Gavin meselesinin gölgesi… Gavin’in “ya suçsuzsa?” diye yürütülen BBC podcast’i ve Alex’in 8 aylık hamile haliyle yaşadığı korku… İşte bu kısım beni gerçekten gerdi. Adam Fawley’nin karısına yapılan saldırının geçmişten çıkıp tekrar kapıya dayanması çok iyi bir hamleydi. Özellikle Adam’ın bu kez sanık konumuna düşmesi… İşte orada kalbim sıkıştı. Seri boyunca güçlü gördüğümüz karakterin bir anda savunmasız kalması etkileyiciydi.
Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim:
Bu kitapta Adam biraz geri planda kalmış gibi hissettim. Soruşturmanın beyni o değilmiş gibiydi bazı yerlerde. Hatta çözümün neredeyse Alex’e kalması beni hafif hayal kırıklığına uğrattı. Adam Fawley serisi okuyorum ama Adam biraz figüran gibi kalmış hissi verdi.
Bir de şu isim meselesi… Artık gerçekten söylemek istiyorum: Orijinal isimler neden çevrilmiyor? Kitap isimleri hikâyeyle bu kadar uyumsuz olmak zorunda
Girişinde bir iki tane clickbait başlık içeren fakat her hâlükarda bitmesin diye ateiste dua ettiren kitap, öyle ki şu an bitirmemek için yarına 20 sayfa bırakmış durumdayım. Aynı zamanda alıntılamaya doyamadığımdır da. İçeriğindekilerin herkesin anlayabileceği şeyler olduğu iddia edilse de ben biraz göz attıktan sonra anneme okutmamayı tercih ettim :) Kitap çok sürükleyici, özellikle bölümlerin başındaki hikâyeler ve alıntılar anlatımı çok eğlenceli ve merak uyandırıcı kılıyor. İçinde yazan bilgiler olay örgüsü gibi ilerliyor ve sürprizlere hazırlıklı olun çünkü herhangi bir kısımdan sonraki başlıkta, önceki başlıkta anlatılan bilgilerin neden hatalı olduğunu ve nasıl güncellendiğini öğreneceksiniz. Her cümleyi dikkatle okumak gerekiyor zira çok ince anlam ayırtıları var, çeviri ise noktalama işaretleri hariç gayet iyi geldi bana. Yazım yılı sebebiyle güncel olmadığını fark ettiğim tek bir bilgi oldu ve detaydı zaten. Özetle okuyun, okutun.
Kitabı bitirdikten sonra edit: Yazarın kitabın son kısımlarında zayıf gibi bahsettiği kozmik enflasyon teorisi geçen sene Nobel adayıydı, bu da fun fact olsun :D
Başlık: Puan, kitap 10 üzerinden 5, Türkçesi; ne iyi ne kötü — bana göre iyi değil; fazlasıyla beklentiyi yükselttiği için iyi değil, kötü değil; kendini bir şekilde okutturdu, bir ara yarım bırakmayı düşündürttü ama yarım bırakacağım kadar kötü değildi.
Öncelikle, beni hem hayal kırıklığına uğratan hem de beklentimi karşılayan kitaba karşı karmaşık hislerim olmasına neden olan kitabı okuma sebebimle başlayayım: kitabı D&R'da korku/gerilim bölümünde gördüm ve kendini sattıran şu cümleler yüzünden merak edip okuma kararı aldım:
TIME VE VOGUE’A GÖRE 2019’UN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİ
2019 GOODREADS OKUR ÖDÜLLERİ KORKU ROMANI FİNALİSTİ
Vay be, ne kitapmış değil mi? 2019'un en iyi korku kitaplarından biri; hayvanlarla ilgili sapkın, kanlı, belki biraz fantastik, sürükleyici bir korku kitabı olduğunu düşünerek okumaya başladığım bu kitap bazı anlarda beklentimi hem karşıladı hem de karşılamadı. Kan, vahşet var, ama gerilim, sürükleyicilik, korku zerre yok... Tabii bu benimle alakalı da bir sorun çünkü bunlar benim beklentilerimdi.
Kitabın en sevmediğim kısmı gereksiz betimlemelerdi. Özellikle ilk sayfalarda o kadar çok gereksiz betimleme var ki olayı anlamak için cümleleri tekrar tekrar okumam gerekti; dikkatim dağıldı ve bunun sonucunda bir daha dönüp aynı satırları okumam gerekti. Yine de yerden yere vurmamak gerek, çünkü burada iki tane önemli etken var. Birincisi çeviriden dolayı belki orijinal dilinde çok edebi, derin anlamları olan ve bu kadar övgü almasına neden olan; ancak dilimizde anlamını yitiren — belki de benim anlamadığım — betimlemelerdir. Bu yüzden, tam da yolun başındayken yarım bırakmayı düşündüğüm halde devam etme kararı aldım ve devam ettim. İkinci önemli etmen ise şu: ben zaten normalde de ana fikre bir şey katmayan gereksiz betimlemeleri sevmezken,
Yazan veya çizimle uğraşan, kısaca yaratıcı şeylerle uğraşan herkesin bildiği şeyleri tekrarlamaktan başka bir şey yok içeriğinde.
-Yazılan, çizilen veya herhangi bir eserin bir yerlerden bir şekilde esinlenilmiş olduğunun farkındaysanız, yaratıcı süreçte aklınıza gelen fikirlerin hayatın her yerinde karşınıza çıkabileceğini biliyor ve aklınıza gelen fikirleri de not alıyorsanız ekstradan okumanıza gerek olmayan bir kitap.
-Keza kitabın yazarı gibi hem yazıp hem çizen biri olarak yazdığı her şeyin zaten farkındayım ve uzun zamandır yapıyorum. Kitabın bana katkısı 0 oldu. Kime katkısı olabilir diye düşünüyorum ama bu tarz şeylerle uğraşan insanlar zaten bunları biliyordur diye düşünüyorum. Anlatılanları zaten yapıyor olmanız için de öyle dahi falan olmanıza da gerek yok. Örneğin "fikir bulmak için evden çıkın, gezin" gibi basit "tavsiyeler" var.
Yani kitabın içeriğinde okura herhangi bir şey katabilecek bir bilgi olabileceğini sanmıyorum.
Kişisel gelişim adı altında hiçbir şey katmayan, "Times bestseller" gibi etiketlerle çok satanlara girmiş bomboş bir kitap.
Kitabın içeriğinden aşırı önemli, hayatınızı değiştirecek bilgiler!^!^!
-Not tutun
-Gezin
-Bu kitabın yazarı gibi kolay para kazanmak istiyorsanız clickbait bir başlık bulup kişisel gelişim kitabı çıkartın. (Öncesinde daha "iyi" bir eser yazdıysanız başarılı olma olasılığınız daha fazla).
Kapak clickbait
150 karakter dolsun diye random atıcamsşflşsvlşdkvşdvkşxlvşdkcşslvlmaşvksşkvşclvşlsövşsşvşdşvöşslvğsşvşdşkvlsğvğsişceivlsşvkşsovpelovpf
❝ Görüyorsunuz, şanssızlığımız yanlış dine sahip olmaktı... Muhammedi din, bize Hıristiyanlıktan daha uygun olurdu. ❞ ~ Adolf Hitler
İncelemeye bu çok güzel ve özel ve de çoğu insan için çarpıcı denebilecek alıntıyla başlamak istedim, çünkü... Çünkü why not? (Kesinlikle clickbait amacı taşımamaktadır ;))
İslam ve Naziler, II Dünya Savaşında Hitler'in İslama ve Müslümanlara yönelik politikalarını ele alan çok titiz ve detaylı bir araştırma sonucu ilgilisine sunulan değerli bir eser, Dünyanın dört bir yanından kütüphaneleri arşivleri gezerek hemen hemen verdiği her bilginin kaynağını da göstermiştir.
Hitler'i tanımayan yoktur, ama Hitler'i doğru tanıyan da pek yoktur. Diktatör, faşist, yahudi düşmanı diye bildiğiniz bu adamın pek bilmediğiniz bir özelliği ise onun İslam'a karşı olumlu görüşü ve politikasıdır.
[İlgilenen varsa daha detaylı bakabilir #236383043]
Hitler'i diğer batılı liderlerden ayıran temel farkı onun İslamı bir tehdit olarak değil de anlaşabileceği güçlü bir müttefik olarak görmesiydi. Kitap Nazilerin farklı ülkelerde ve bir sürü cephede Müslümanları savaşmaya ikna etmek için başvurdukları politikaları anlatıyor. Bunlar da çoğunlukla medya sayesinde yapılan propagandalardan ibaretti.
Sovyetler'in İslamı yasakladığı, Camileri yıktığı, dini kitapları yaktığı ve bolşevizmi yaydığı bir dönemde Führerim Almanya'da medreseler açtırıyor camiler inşa ettiriyor ve din adamlarını destekliyordu. Babasının hayrına yaptı demiyorum tabii ki, Müslümanlardan önce kendi yararlarını güdüyordu. Ama bunu yaparken de bize de faydası dokunuyordu.
Tüm Dünya Hitler'in ne kadar manipülatif bir şeytan olduğunu tartışırken kimse Stalin'e bir şey demiyor mesela... 30 yıl dağlarda Ruslara karşı mücadele eden Şeyh Şamil'i kendi amaçları için propaganda