Akıcı bir kitaptı. Serseri(yada halk düşmanı ne derseniz) genç birinin hapishaneye düşmesi, beyninin yıkanması ve sonrasından geçmişin peşinden gelerek yaşadıklarını ele alan okunması kolay bir hikaye. Güzel ama bu kadar popüler olmasına şaşırdım. Kitabın sonuç bölümüne ilerlerken cevabını rahatlıkla tahmin ettiğim eski kurgular vardı.
Önsözü bile başlı başına kitap yazılacak tarzda. Dönemin hukuk düzeni ve idam mahkumlarının durumunu net şekilde ortaya koyuyor. Yazılanlardan etkilenmemek mümkün değil. Kitaba adına veren “idam mahkumunun son günleri” duygu karmaşası içindeki insanın sözlerinin yazıya dökülmüş hali. Anlatmak isteyipte anlatamadığı tarafların zihnimizde canlanmasını sağlıyor.
Okurken tiyatro sahnesini hayal ediyor insan. Şimdi bile etkilenirken dönemini düşününce ses getirmiş olması çok normal. Sonu hiç beklenmedik şekilde bitiyor. Tahmin etmesi zor.