“Bir toplumu tanımanın en iyi yollarındaki biri de o toplumun destanlarını , hikayelerini ve türkülerini bilmektir “ deniliyor. Bu doğrudur. Kürtler için ise bu doğru, kendisine ait olan dilin, edebiyatın ve sosyal normların bilinmesi ve tanınmasıdır da. Baskı ve asimilasyondan dolayı ciddi biçimde daralmış ve gelişmesi önlenmiş Kürt dilinin zenginlikleri, nüansları ve edebi değeri, destan , hikaye ve türkülerde saklıdır.
Dengbejler ve çîrokbejler , çağdaş homeroslardır, kendilerine özgü bir sanat ve edebi dünyaları vardır. Bunlar büyük bir siyasal, sosyal, ekonomik baskı altında olan Kürt toplumunun atardamarlarıdır. En önemli hayat kaynaklarındandır. Bir geleneğe bağlı olmak ve bu geleneği geleceğe aktarmak.
Ki el demesin “Kürtler irfansız, asılsız ve temelsizdirler. Çeşitli milletler kitap sahibidir. Sadece kürtler nasipsizdirler”. Hem düşünce adamları demesin ki “Kürtler amaç edinmediler aşkı. Hep birlikte ne isterler ne de istenirler , hep beraber ne severler, ne de sevilirler onlar aşkın tadından yana hepten nasipsiz, hakiki ve mecazî aşktan da boştur…”
“Olsaydı bizim sahibimiz yüksek himmetli, inceklikleri bilen bir sahibimiz ilim, kabiliyet, kemal ,izan, şiir, gazel, kitap, divan bu çeşitler onun yanında geçerli bu paralar onun yanında makbul olsaydı ben o zaman manzum sözlerin bayrağını dünya damının üstüne asardım. Geri getirirdim Melaye Cizîrî ‘nin ruhunu ve diriltirdim onunla Elîye Herîrî’yi Faqiye Teyran’a öyle bir sevinç verirdim ki edebiyete kadar hayran kalırdı.