"Bu çizmeler bir lanet," dedi doktor, "suyu emip sonra da donuyorlar. Bu onları kesmek zorunda kalacağım ilk sefer değil." Masanın ucunda, kurbanın başının yakınında duran iki sıhhiye ciye baktı. "Onu tutsanız iyi edersiniz."
Doktor keçe çizmeleri keserken asker aniden sessizleşti. "Bayıldığı için şanslı," dedi doktor. Doktor nihayet ilk çizmeyi çıkarmayı başardığında öğürdüm. Kurbanın bacağındaki çürümüş et, bir kemik parçasında sona ererek, ayağın geri kalan kısmını çizmede bıraktı.
Cinsiyetini bilmediğimiz bir karakterin aşk hayatını okuyoruz. Kadın ve erkek sevgilileri olmuş bir karakter. Hem aşk hem de cinsellik uzuun uzuuun tasvirlerle anlatılıyor. Bu beni zaman zaman boğsa da hoş geldiği de oldu.
Karakterlerin davranış ve düşüncelerinin alışkanlıklardan uzak, cinsiyetlerin bilindik baskı ve kalıplarından arınmış kendi gerçek sebeplerine dayandığı bir aşk. Okuduğum ilk Jeanette Winterson kitabı, yazarın tarzını genel olarak sevdim, ileride başka kitaplarını da okumayı düşünürüm.
Kitabın sonu biraz üzdü. Tamamlanmamış, yarım kalmış bir hikaye olduğunu hissettirdi. Kitabın sonuyla birlikte diyebilirim ki, birinin iyiliği için ona sormadan onu terketmenin, kimseye faydası olmayan büyük ve gereksiz bir fedakarlığın ayırdığı iki insanın hikayesi. Elbette kitap sonundan ibaret değil, yaşadıkları aşkı okuyoruz kitap süresince.
Uzun tasvirlerin beni yormasından dolayı kitabı 1 kez bırakmıştım, sonra tekrar başladım. Fakat bu aynı zamanda benim okuduğum ilk aşk romanı da olabilir. Sevdiğiniz bir türse tavsiye ederim fakat benim gibiyseniz yani sık okuduğunuz bir tür değilse sıkabilir.
Bedende YazılıJeanette Winterson · Sel Yayıncılık · 2018241 okunma
Kendini mesleğine adamış bir bilim insanın bilim yolculuğunu yakından takip etmek oldukça keyifliydi.
Türk bir bilim insanının bilim yapmaya karar vermesinden nobel almasına kadar tüm süreci takip etmek akademik hayata karşı pek çok yeni bakış açısı kazanmamı sağladı. Temel bilim okuyan biri olarak kendi adıma da birçok yeni perspektif edindim. Aziz Sancar'ı daha yakından tanımak beni yer yer şaşırttı. Bir insanın bilime bu denli adanmışlığı birçok noktada hayranlık uyandırdı ve yaşadığı -hiç de az olmayan- büyük aksiliklere yaklaşımı ilham verdi.
Kitapta anlatan kişi Aziz Sancar'la mesleki bağdan öte bağ kurmuş biri. Olayları onun yorumu ve kişisel bakış açısıyla okuyoruz. Aziz Sancar'ın yazdığı bir bölüm de mevcut ve tabii pek çok da alıntısı. Kitabı daha nötr ve objektif bir dille okuyacağımı sanarak edindim, öylesini tercih ederdim. Fakat yine de bu çok sorun olmadı.
İlgisi olan, Türkiye'nin nobel alan ilk bilim insanını daha yakından tanımak isteyen herkese tavsiye ederim.
Artık kendimi fatihten ziyade kurtarıcı gibi hissederek dünyanın bu güzel köşesindeki varlığımızın tamamen meşru olduğuna kendimi inandırmıştım. Stalin'in gaddarlığını kurbanlarından bizzat duymam Hitler'in Bolşevizme dair tasvirinin abartı olmadığını teyit ediyordu---veya o vakit öyle görünmüştü.