Aşığın gıdası
Maşuka nazardır
Ve göz
Aşk kitabesinde bir yazardır
Kavrulsa da
Rü'yet umuduyla her daim
Firkat aşka pazar
Vuslat aşığa bir mezardır
Görmek muhâl ise
Zikir aşka bir kızaktır
Maşukun özünü
Aşığa getiren bir sazaktır
Ve vuslat
Hem Yusuf'a Yakup'tan daha uzak
Hem kuyuda Mısır'a kurulan uzaktır.
Bir telaşa kapıldık gidiyoruz; sonu neresi, durağı nerede bilmeden... Hakkıyla sonlandıracağımız da meçhulken, bu çırpınışımız neden? Yüreği yorup gözümüzü maddeye dikmek yerine, neden varacağımız durağa hakkıyla varmak derdine düşmüyoruz? Dünyanın büyüsüne, şeytanın sesine, nefsimizin fısıltısına dalıp gittik. Dünyayı sırtladık; sırtlamakla da yetinmeyip onun haline büründük. Her geçen gün yozlaşan ve yozlaştığının da farkında olmayan bir toplum haline geliyoruz.
Kapitalizm, modernizm ve diğer tüm "-izm"lerin peşinden adım adım gidiyoruz. Popülarite ağına düşen ve orada yer edinmek için her şeyini feda eden bir gençlik var. Böyle giderse, bu gençliği benzer bir nesil takip edecek gibi duruyor. Çağımızın kurtarıcısı olmak için önce kendimizden başlamalıyız. Kendimizden başlayarak şerha şerha etrafımıza, oradan da dünyaya yayılarak yeni bir çağın başlangıcında parmağı olanlardan olmalıyız.
"-izm"lerin çukurundan kurtulmuş, popülaritenin ağından sıyrılmış, dünyayı yük etmek yerine son durağına odaklanıp teslimiyet gösteren bir neslin öncüsü olmalıyız. Burada da iş, kendimizi modernitenin bize dayattığı şeylerden sıyırmaktan geçiyor zannımca. Özümüzü yeniden kazandığımız zaman, neslimizin de kurtuluşa erdiği zamandır. Yeni bir çağın başlangıcı için herkes el birliği yapmalı; bu noktada din kardeşliğinin de yeniden zuhur etmesi gerektiği kanaatindeyim.
(NEFSİME, KALEMİMDEN)