Cânefşân

GÖZ GÖRE GÖRE YOK ETMEK!
Gelen misafir çocuklarında gördüğüm ve beni şok eden bir durumdan bahsetmek istiyorum. Benim için, bir neslin göz göre göre yok edilişinin kısa bir filmi gibiydi. Kalabalık misafirlikler, ardı arkası kesilmeyen çay ikramları... Misafirler arttıkça, haliyle çocukların sayısı da artıyordu. ​Sonra bir şey dikkatimi celbetti: O kadar çocuk olmasına rağmen içeride tek bir çocuk sesi bile yoktu. O an kulaklarım büyük bir sessizliğe büründü. Gerçekten de tek bir çocuk çığlığı, bir gülüş duyulmuyordu. Yerimden kalktım ve tüm çocuklara şöyle bir göz gezdirdim. Hepsinin elinde birer telefon, her biri bambaşka şeyler izliyordu. Erkekler o meşhur "ölüm" oyunlarını oynayıp ekrandaki küfürleri zihinlerine kazırken; kızlar ise tuhaf dans figürlerini izliyor, müstehcen kelimeleri bilinçaltlarına atıyorlardı. "Çocuk" dediğim kitlenin en büyüğü henüz beşinci sınıfa gidiyordu; varın yaş skalasını siz düşünün. ​Bir çocuğun izlediği reels videosunda, LGBT’yi hayatın en normal şeyiymiş gibi gösteren içerikleri görünce dehşete kapıldım. Üstelik bunu izleyen çocuk henüz beş yaşındaydı! Zihin bunu şimdiden cebe attı; yarın öbür gün bu durum davranışlarına yansıyınca anne ve babası saç baş yolmaya başlayacak. Ama o zaman fayda eder mi, meçhul... Bununla bitse iyi... Üç yaşındaki bir kız çocuğu, odanın ortasında, büyüklerin gözü önünde müstehcen dans hareketleri yapmaya başladı. "Bundan daha fazlası olamaz" diye beklerken, o "büyük" dediğim insanlar çocuğu alkışlayıp "Aferin!" demeye başladılar. O an, "Kendinize gelin! Ne yapıyorsunuz? Çocuğa özgüven ve cesaret diye sunduğunuz şey bu mu? Yazıklar olsun hepinize!" diye haykırasım geldi. O koca koca insanlar gözümde küçüldü, küçüldü ve yok oldu. ​Suç kesinlikle çocuklarda değil, anne babalarında; çünkü çocuk gördüğünü yapar. Gelen misafirlerin
İnsan ve Hayat
Reklam
BİZİM CANIMIZA GELSİN!
Hastalıklar senden uzak olsun, ey canlarımızın rahatı, ey gören gözümüz, kem gözler senden uzak olsun! Bedenin sağlam olsun, ay yüzlü güzel, gölgen başımızdan eksik olmasın! Gül bahçesine benzeyen yüzün, o gönül otlağımız, ovamızın yeşilliği, nasılsa hep öyle kalsın, hep öyle taze, yeşil. Bizim canımıza gelsin senin bedenine gelen ağrı. Mevlana Celaleddin-i Rumi
Şiir
KURBAN BAYRAMI TEBRİKİ!
Gülümsesin mahzun duran yüzlere Deva olsun yaş akıtan gözlere Rahmetiyle yağsın, yağsın bizlere! Kurban Bayramınız mübarek olsun. Ruhlar şifa bulsun faziletiyle Güçlensin bedenler kurban etiyle İslâm âlemiyle, Türk milletiyle Kurban Bayramınız mübarek olsun. Nimete gark olsun tüm aileniz Biriniz bin olsun, damlanız deniz Şans getirsin, hep şenlensin haneniz Kurban Bayramınız mübarek olsun. Abdurrahim Karakoç
Şiir
İÇİMİ YUMUŞ YUMUŞ EDEN BİRİ!
Hocamın kendilerinden sadece birkaçı... Kedi aşinalığım hocamdan geliyor olmalı. Böyle tutkulu kedi seven ilk onu tanıdım. Pürdikkat ihtimam gösterir, ince bir zarafetle severdi. İncitmeye korkardı. ​Uzun bir aradan sonra yeniden bu sevgi yoğunluğuna şahit olmak beni ziyadesiyle mutlu etti. Hepsini sırayla sevmek, kucaklamak mükemmeldi. Uğrak yerimin en güzel köşelerinden biriydi; kedi cennetine düşmüşüm gibi... Tüm düşünce ve sıkıntılardan sıyrıldım adeta. İçim yumuş yumuş oldu. ​İçimi yumuş yumuş eden biri daha vardı: O da beş yıl dizinin dibinden ayrılmadığım hocam... Nazıma, kederime, küsmelerime, çabama yoldaş olan hocam. Hani böyle anlatmaya kelime bulamazsınız ya, öyle bir şey bendeki de. Ne kadar anlatırsam anlatayım eksik kalacakmış gibi... Hayatımın dönüm noktalarından birinde hocamla yolum kesişti. Sabırla, merhametle, şefkatle sarıp sarmaladı beni. Bu beş yılda kimi zaman anne, kimi zaman abla, kimi zaman arkadaş olmuştu bana. Kimsenin bana güvenmediği, umudunu kestiği bir anda o bana inandı; elimden tutup ileriye taşıdı. ​Hakkını ödeyemeyeceğim insanlardan biri. Nasıl ödenir ki zaten? Ne kadar inat edersem edeyim, ne kadar pes edersem edeyim benden vazgeçmedi. Düştüğüm yerden kalkmayı, hiç durmadan çaba göstermeyi ondan öğrendim. Merhametin en çok yakıştığı insandı canım hocam. ​Hâlâ onu görüyor olmak, ziyaret etmek, nasihatlerini almak çok kıymetli. Gönlümün en güzel yerinde kök salmış, dualarımın en müstesna yerinde... İyi ki hocam olup yüreğimde yeniden güller yeşerttin. Rabbim ömrünü hayırlı eylesin, sevdiği kulları arasına katsın. Peygamberimize komşu, Ehl-i Beyt'e dost eylesin. Bizi de senin meclisinden ayırmasın. (Nefsime, Kalemimden)
Duygu ve Düşünce
Gel!
Biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok Ama yine de gözlerini al gel Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini Beni biri severse inanmam Seni biri severse utanırsın Bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel Biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok Ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel Cezmi Ersöz
Şiir
Reklam