Rufus, ağır depresyon ya da kaygı yaşadıkları için kendisine gelen hastalarına şöyle diyor: Rahatsızlık hissettiğin için deli değilsin. Arızalı değilsin. Kusurlu değilsin. Bazen de Doğulu filozof Jiddu Krishnamurti'den alıntı yapıyor: "Hasta bir topluma iyi uyum sağlamış olmak sağlık ölçütü degildir. "
Bugün ev dediğimizde sadece etrafımızdaki dört duvarı ve (şansımız varsa) çekirdek ailemizi kastediyoruz. Oysa bizden önceki insanlar için evin anlamı hiçbir zaman bu değildi. Onlar için ev demek topluluk demekti-etrafımızdaki insanların oluşturduğu sıkı ağ, bir kabile. Ama bu büyük ölçüde kaybolmuş durumda. Ev hissimiz öylesine hızla zayıfladı ki artık aidiyet ihtiyacımızı karşılamıyor. O yüzden evimizdeyken bile ev özlemi çekiyoruz.
Yalnızlık diğer insanların fiziksel yokluğu değil, diyor John - hiç kimseyle önemli bir şey paylaşmadığınız hissidir yalnızlık. Etrafınızda bir sürü insan -hatta belki bir eş, aile ya da kalabalık bir işyeri- olmasına rağmen onlarla paylaştığınız önemli bir şey olmadığında yine yalnızlık hissedersiniz. John yalnızlığın son bulması için en azından bir insanla, en iyisi çok daha fazla insanla aranızda bir tür "karşılıklı yardım ve koruma" hissi bulunması gerektiğini anlamıştı.