Can Uysal

1980 yılından sonra kurulan YÖK'te:
Ordu, yeni kurulan Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) yo­ luyla sadece atama ve terfileri değil, üniversitelerin gündelik işleyişlerini de denetlemeyi planladı. YÖK, sekizi cumhurbaş­kanı, sekizi hükümet, biri Genel Kurmay Başkanlığı ve sekizi üniversiteler tarafından seçilen üyelerden oluşturuldu. Üniver­ sitelerin rektörlerini atama yetkisi cumhurbaşkanına verildi. Rektörler, dekanlıklar için aday gösterecek ve atamalar YÖK tarafından yapılacaktı. Üniversitede görevli öğretim üyelerinin siyasal partilere üye olması ve hatta herhangi bir şekilde parti faaliyetlerinde bulunmaları yasaklandı.
Sayfa 225·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Milli Güvenlik Konseyi ve hukuk
Artık üç veya daha fazla bakan tarafından imzalanmış kararnamelerin iptali için Danıştay' a başvurulmayacaktı. 1961 Anayasası, her idari işleme karşı o işlemden etkilenen memurlara Danıştay'a başvurma hakkı tanımıştı. Yürütme'ye hiçbir konuda mutlak takdir yetkisinin verilmediği, aksine Yü­rütme'nin her tasarrufunu hukuki bir zemine oturtması gerek­tiği bir İdare Hukuku sisteminde, Danıştay kamu çalışanları tarafından siyasetçilere karşı, özellikle siyasetçiler memurları başka görevlere tayin etmeye çalıştığında, siper olarak kullanı­ labilirdi ve kullanılmaktaydı. Ordu, Danıştay'ın sadece genel yetki alanına değil, ayrıca iç özerkliğine de sınırlamalar getirdi. Cumhurbaşkanına, Danıştay'ın bütün önemli üyelerini atama yetkisi verildi. Danıştay' a karşı getirilen bu sınırlamaların nedeni, 1980 öncesinde Danıştay'ın da siyasallaşmış olduğu ko­nusundaki kanı olmalıydı.
Sayfa 224·Kitabı okuyor
12 Eylül'den sonra bürokraside:
Müdahalenin ilk haftasında, siyasal yelpazenin sadece "aşırı" uçlarındaki görüşleri taşıyan valiler ve belediye başkanları görevlerinden uzaklaştırıldılar ve yerlerine emekli subaylar veya ılımlı görüşlere sahip sivil­ler atandı. Polis teşkilatı içinde de hizipleşmeyi önlemek için tedbirler alındı. Genelde askeri rejim, önceleri herhangi bir yasal soruşturma -ya tabi olmayan memurlar ile çalışmayı denedi. Fakat 1981'in sonlarına doğru geniş çaplı tasfiyelerin yapılacağına dair işaret­ler ortaya çıktı. Müdahaleden önce yapılan bazı atamaların hem sol hem de sağ görüşlerden etkilendiği düşünülmeye baş­ lanmıştı. Nitekim bir sonraki adım, mümkün olduğu kadar çok kamu çalışanının emekliye sevk edilmesi oldu. Memurlara gö­ nüllü emekli olmaları için birtakım teşvikler sunuldu; emekli olmak istemeyenler emekliliğe zorlandı. Bu gelişmelere paralel olarak, Savunma Bakanlığı hariç, değişik yönetim kadrolarında çalışan 71 genel müdürün kadrosu feshedildi. Ayrıca, özel bir hükümet kararnamesi ile pek çok üst düzey bürokrat görevden alındı.
Sayfa 223·Kitabı okuyor
12 Eylül 1980'de Evren, diğer bazı gruplar gibi, bürokratik kadroların da uzun süredir "gerici fikirler" ve "sapkın ideolojilere" saplanıp kaldığını ileri sürdü. 15 ve 16 Ocak 1981'de Konya ve Adana'da halka hita­ ben yaptığı konuşmalarda da kamuda çalışanları yeni rejime sadakatle hizmet etmeleri ve mevcut siyasal parti liderlerinden taktik almaya kalkışmamaları konusunda uyardı.
Sayfa 223·Kitabı okuyor
General Evren, 1960'ları ve 1970'leri şöyle yorumladı: 1961 Anayasası, ilk on yıl boyunca hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiği halde, 1924 Anayasası ile karşılaştırıldığında, haklar ve özgürlükler ile sorumluluklar arasında bir denge kurmamıştı. Bu dengesizlik şaşırtıcı değil­di, çünkü söz konusu anayasa çeşitli sivil toplum gruplarının katkısı ile yapılmış bir anayasa değildi. Söz konusu Anayasa, Atatürk sonrası bürokratik seçkinlerin kendilerini "seçmen ço­ğunluğunun saldırısından'' korumak için giriştiği son çabanın ürünü idi. Anayasa, vatandaşlara çok geniş haklar ve özgürlük­ ler sağlamaştı ancak Cumhuriyet ve Devlet'e kendilerini koru­ yabilecekleri vasıtaları temin etmemişti. Bürokratik seçkinler, ne "çevre"nin ne de kendi saflarından ayrılan bazı kişilerin bu hakları ve özgürlükleri kendilerine karşı etkin biçimde kullanabileceklerini düşünemeyerek geçmişteki hatalarını tekrarla­mışlardı.
Sayfa 221·Kitabı okuyor