Can Uysal

12 Eylül'den Sonra:
Milli Selamet Partisi ise Türkiye Cumhuriyeti'nin seküler niteliğini yasadışı yollarla değiştirmeye çalışmaktan suçlandı. Partinin liderleri mahkemeye verildi, fakat bu liderler hakkında ölüm cezası is­ tenmedi. Partinin eski lideri Necmettin Erbakan'ın tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Bu anlaşılabilir bir durumdu; mil­ liyetçiliği düstur olarak kullanan Alparslan Türkeş'in Milliyet­çi Hareket Partisi, ordunun bütünlüğüne karşı daha ciddi bir tehdit olarak algılanabilirdi. Milli Selamet Partisi'nin anti-se­küler yaklaşımı, bu ciddi tehditle karşılaştırıldığında daha az önemli bulunmuş olmalıydı.
Sayfa 219·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kenan Evren:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde yatan şey, .. . 'Ne mutlu Türküm di­yene' özdeyişinin sahibi Atatürk'ün ulvi felsefesidir. Bu felse­fe, inanç, ırk ve din farklarını göz önüne almaksızın, kendisini Türk kabul eden herkesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin va­ tandaşı olarak kabul eder . . . Toprak ve ulus bütünlüğü gerçek ifadesini ve anlamını bu sözlerde bulur . . . bu felsefe, demokra­tik rejim ile mükemmel bir ahenk içindedir ve sağlıklı bir ulus inşasına katkıda bulunur . . [Dolayısıyla], demokratik rejim, bölücü değil birleştirici bir unsurdur.
Sayfa 216 - Cumhuriyet'in elli sekizinci yıldönümü kutlamaları konuşması·Kitabı okuyor
Türkeş ve arkadaşları CKMP saflarında siyasete girdikten sonra, "İslam dünyası" ile münasebetlerin geliştirilmesine yönelik çıkışlar yapa­ caktır. Bu noktada ilginç olan husus ise o dönemde "ülkeyi yönetmeye" talip olan bir diğer albay olan Talat Aydemir'in de "tarih ve kültürel bağların" olduğu "İslam alemi" ve "Balkan devletleri" ile münasebetleri geliştirme amacını programına koyması olmuştur.
Sayfa 248·Kitabı okuyor
Demokrat Parti resmen kuruluyor:
"Koltuğunun altına programını alıyor, cebine de partinin bir rozetini koyuyor ve İsmet Paşa' dan randevu istenmiş, alınmış, Köşk'e çıkıyor. Şakalaşıyorlar. Celal Bayar rozeti veriyor. Diyor ki, "Paşam bunu sizin yakanızda görmek, bizi çok mutlu edecektir : " Paşa gülüyor. Asıl şu konuşma cereyan ediyor. Diyor ki İnönü, programı alıyor ve soruyor: "Terakkiperverlerde olduğu gibi itikat-ı diniyeye biz riayetkarız diye bir madde var mı?" "Hayır Paşam, laikliğin dinsizlik olmadığı var." "Ziyanı yok. Köy Enstitüleri'yle, ilkokul seferberliğiyle uğraşacak mısı­nız? Yani bunlara karşı uğraşacak mısınız?" "Hayır." "Dış politikada ayrılık var mı?" "Yok." "O halde tamam ... " Bu tamam aslında 23 yıl sürmüş bir tek parti rejimine tamam anlamı taşıyordu. Bayar Çankaya'dan dönerken Demokrat Parti'nin kuruluş vizesi cebindeydi. Milli Şef artık geride kalmıştı. Şimdi demokrasi çağı başlıyordu.
Sayfa 35 - İsmet Paşa'nın damadı ve dönemin gazetecisi Metin Toker anlatıyor·Kitabı okuyor
Demokrat Parti'nin isim tartışması
"Benim bir gün çok eski arkadaşım olan Nilüfer , yemeğe davet etti beni. Gittim. Celal Bayar, Nilüfer, ben bir de Özer Şahingiray vardı. Bir de Celal Bayar'ın hanımı. Oturuyoruz işte ... Celal Bayar da dedi ki, "Partinin adı ne olsun? Hadi bakalım siz söyleyin gençler , " filan. "Ne gibi isimler var?" dedim ben. "Doğan Güneş Partisi olsun diye konu­şuluyor," dedi. "Bir de Demokrat Parti ... " "Benim fikrimi sorarsanız," dedim, "Demokrat Parti olması daha uygun çünkü her lisanda de­mokrat kelimesi vardır ve kolay akılda kalır . " Ondan sonra Demokrat Parti oldu.
Sayfa 34 - Ayhan Timurtaş- Refik Koraltan'ın kızı·Kitabı okuyor