Can Uysal

1980 sonrası bürokraside:
Devlet seçkinleri aynı Anayasanın 2. maddesi gereğince, Türkiye Cumhuriyeti'nin "Atatürk milliyetçiliğine" dayanan niteliğini korumaktan sorumlu olacaklardı. Evren de, çeşitli konuşma ve beyanlarında yeni siyasal yapılanma içinde "faşiz­me", "Marksizme" ve "teokrasiye" hiçbir surette yer olmadığını ve Türkler için tek rehberin ''Atatürkçülük'' olacağını açıkça belirtmişti. Atatürkçü düşünce, daha önce ifade edildiği gibi, farklı biçimler ve tonlamalardaki katı ve yumuşak ideolojilerin panzehiri olarak kullanılacaktı.
Sayfa 232·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1980 sonrası yürütme gücünün artırılması
Bu yeni dönemde Cumhurbaşkan­lığı makamı, 1923 sonrası fiili konumuna benzer biçimde fakat bu defa Anayasa ile devletin yapılandırılmaya çalışıldığı nihai kurum mevkii haline gelmişti. Evren'in bu konuda, "Devleti. .. Dernekler Kanunu'na tabi önemsiz kurum konumuna indir­ geyemeyiz. Devlet Başkanlığı, sembolik bir konuma dönüştü­relemez" beyanı dikkat çekicidir. Bu nedenle 1982 Anayasa­sı'nın 105. Maddesi ile Cumhurbaşkanının resmen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı merciilerine başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. Söz ko­nusu Anayasa, cumhurbaşkanına parlamenter rejimlerde rast­lanmayan yetkiler verdi. Anayasa'nın, 103. maddesi gereğince, cumhurbaşkanı, ülkenin güvenliğinden ve bağımsızlığından, vatan ve milletin bölünmez bütünlüğünden, milletin kayıtsız şartsız egemenliğinden, hukukun üstünlüğünden, demokrasi­den, laik Cumhuriyet'in Atatürk ilkeleri ve inkılapları reh­berliğindeki yönetiminden, insan hakları ve kamu refahından sorumlu tutuldu. Cumhurbaşkanına, ayrıca, yasama ve yürüt­ ma alanında bazı geniş yetkiler verildi. Cumhurbaşkanı şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen yasaları veto edebilir, Meclisin önerdiği anayasa değişikliklerini referanduma suna­bilir ve Anayasa Mahkemesine başvurmak suretiyle, Meclisin kabul ettiği kanunların, Bakanlar Kurulu'nun kabul ettiği kararnamelerin, hatta Meclisin iç yönetmeliklerinin Anayasa'ya uygun olup olmadığını sorgulayabilirdi. Anayasanın 104. mad­desi gereğince, cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Mecli­si seçimlerinin yenilenmesini isteyebilirdi. Başbakanı atardı. Hem Bakanlar Kurulunu hem de Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırabilirdi. Ayrıca, Genel Kurmay Başkanını ve çeşitli yüksek mahkemelerin üyeleri dahil olmak üzere üst dü­zey bürokratları atama yetkisi vardı.
Sayfa 227·Kitabı okuyor
General Ragıp Gümüşpala ve Türkeş
Türkeş'in ve Türkeş'e yakın olan kaynakların AP meselesine dair temkinli ifadeler kullanmasının altında, Türkeş'in yurda dönü­ şünün AP Genel Merkezi tarafından endişe ile yaklaşması keyfiyeti yer almıştır. Bu meyanda, iki ay önce gerçekleşen başkanlık seçimlerinde Türkeş tarafından desteklendiği iddia edilen Ragıp Gümüş­ pala'nın "Türkeş AP kapısından içeri giremez" dediği iddia edilmiş.
Sayfa 266·Kitabı okuyor
Alparslan Türkeş, 26 ay süren bir aradan sonra, 21 Şubat 1963 tarihinde Türkiye'ye geri dönmüştür. Bulgaristan'da sosyalist bir idare hakim olduğu için tedbiren Yunanistan üzerinden yola çıkan Türkeş ve beraber seyahat ettiği Numan Esin, Batı Trakya' da mukim olan bir dizi Türk cemiyeti ile de temas kurmuştur Türkeş, ken­disine "izinli mi yoksa müstafi " olarak mı Türkiye'ye geldiğine dair soru soran gazetecilere; "ben hiçbir zaman memur olmadım olmam da" cevabını vermek suretiyle temelli olarak geri dönüş yaptığının sin­yallerini vermiştir.
Sayfa 264·Kitabı okuyor
DP listesinden giren adaylar:
Haydarpaşa Lisesi Matematik Öğretmeni Osman Bölükbaşı'ydı. Bu genç delikanlıyı Fuat Köprülü'ye bir dostu tavsiye etmiş ve ağzı iyi laf yapar, demişti. Bölükbaşı önce 500 lira maaşla DP'de işe alındı, sonra da Yozgat'tan milletveki­ li adayı oldu. Ağzının ne kadar iyi laf yaptığını çok kısa süre içinde bütün Türkiye öğrenecekti. Ve bir başkası, Doçent Doktor Mehmet Ali Aybar ... Gazete ve dergilerdeki ateşli yazılarıyla İsmet Paşa rejimine kafa tutan bu genç adam DP'lilerin dikkatini çekmişti. Kayseri Tank Taburu'nda askerliğini yaparken DP'den milletvekilliği teklifi aldı. Ve yedek subayken DP listesinden, hem de Celal Bayar'ın listesinden bağımsız aday oldu. Türkiye İşçi Partisi'nin gelecek­ teki lideri de siyasi kariyerine DP listesinden başlıyordu. Ve Mareşal Fevzi Çakmak. .. DP'nin ağır topu, Milli Mücade­ le'nin kahramanı. Açıkçası mareşalin pek aktif politika yapacak hali yoktu ama İsmet Paşa'nın karşısına böyle tarihi bir şahsiyeti çıkarmak DP'nin işine gelmişti. Çakmak, Genelkurmay Başkan­ lığı'ndan alınınca İnönü'ye darılmıştı. Bu yüzden de CHP'nin milletvekili tekliflerini defalrca reddetmiş ama DP'den teklif gelince hiç çekinmeden aday olmuştu.
Sayfa 45·Kitabı okuyor