-"Lütfen adınızı söyler misiniz?"
"Aman, aman, sakın ha! Adım da ne olacakmış? Hem adımı söylemem ki. Bir sürü tanıdığım var; Bayan Cehtareva bir danıştay üyesinin karısıdır; sonra, Bayan Pelagya Grigoriyevna Podtoçina, yüksek rütbeli bir subayın ailesidir. Ya duyulursa? Aman, Tanrı korusun! Siz yalnızca, Bir şube müdür yardımcısı' diye yazın, ya da, daha iyisi, bir binbaşı' deyin."
"Yani, uşağınız mı kaçtı?"
"Hangi uşağım? Keşke uşağım olsa! Giden, burun!.. Burun!.."
"Ya! Amma da şaşırtıcı bir ad? Peki, bu Bay Burun sizi çok mu dolandırdı da gitti?"
"Burun! Ne olduğunu yine anlamadınız ki! Benim burnum, kendi burnum. Kayboldu... Nerede, bilmiyorum. Şeytanın başıma açtığı bir iş bu!"
"Ama nasıl kayboldu? Söylediklerinizden pek bir şey anlamıyorum."
"Nasıl kaybolduğunu anlatamayacağım. Yalnızca, önemli olan şu ki, burnum, danıştay üyesi kılığında, şu sıralar kentte dolaşıyor. Size ilan vermek isteyişim de bu yüzden. Kim görürse, yakalayıp en kısa zamanda bana getirmesini istiyorum. Bu kadar görünürde olan bir organım eksik olarak nasıl yaşayabilirim? Bir ayak parmağı gibi de değil ki!.. Öyle bir şey olsa kabul! Ayakkabının içinde ne olduğunu kimse görmez. Her perşembe kendisini ziyarete gittiğim bir hanımefendi vardır, bir danıştay üyesinin karısıdır: Bayan Çehtareva. Yine, görüştüğüm bir bayan daha vardır: Bayan Pelagya Grigoriyevna Podtoçina, yüksek rütbeli bir subayın ailesidir, çok güzel bir kızı vardır. Ayrıca birçok kibar aileye daha girer çıkarım; siz söyleyin, ne yaparım ben şimdi? Bu durumumla, ortalıkta nasıl görünürüm?"
Bir Delinin Hatıra Defteri
Nikolay Gogol