El

El
@coffeendofthestory
ℐ𝓉 𝒾𝓈 𝓈𝓊𝒸𝒽 𝒶 𝓈𝑒𝒸𝓇𝑒𝓉 𝓅𝓁𝒶𝒸𝑒, 𝓉𝒽𝑒 𝓁𝒶𝓃𝒹 𝑜𝒻 𝓉𝑒𝒶𝓇𝓈
Gerek yok. Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Notalar beşi geçmez, ama beş notanın bileşimleri hiç duyulmadık melodiler yaratır. Renkler beşi geçmez, ama beş rengin bileşimleri hiç görülmedik renkler yaratır. Tatlar beşi geçmez, ama beş tadın bileşimleri tadılmadık tatlar yaratır.
(…) Bu nedenle “karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır, bir kaybeder; karşısındakini de kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer” denir . (…)
Hayatta hiç geriye dönmeden hep ileriye gidilmez; aşama aşama ilerleyip son durağa gelmez insanoğlu; bebekliğin bilinçsiz büyüsünden çocukluğun hesapsız kitapsız inancına, ondan ergenliğin güvensizliğine (herkesin yazgısı), ardından kuşkuculuğa, sonra inançsızlığa ve nihayet "eğer" denen insanlığın o düşünceli huzuruna sıra sıra geçmeyiz. Hepsini geçtikten sonra yeniden başa döneriz ve tekrar bebek, çocuk, adam ve sonra sonsuza kadar "eğer"de kalırız.
“Poyraz denen şu şiddetli rüzgâr değerlendirirken," der, "ona dondurucu soğuğun dışarda kaldığı bir pencereden bakmakla her iki yanda dondurucu soğuğun bulunduğu, ölüm denen ruhun yegâne camcı olduğu, çerçevesi bile olmayan bir pencereden bakmak muazzam bir fark yaratır."