The Nun filminde gördüğüm İsa'nın kanı mevzusundan müteakiben birkaç kaynak okuma gereği duydum. Filmleri film diye izleyip geçmemek mühim. Zira altında ne bilgi haznesi yatıyor-ki zihinsel doyumun zirvesini yaşatıyor. Gelgelelim İsa'nın kanı mevzusuna. Genel anlamda peygamberlerin kanının toprağa karışması toprağın hiçbir zaman yeşermeyeceği, hiçbir zaman hayat bulmayacağı anlamına geliyormuş. Bundan mütevellit ölen peygamberlerin kanlarına baş melekler tarafından müdahele ediliyormuş. Bu durum yalnızca pagan inancında böyle. Örn- Hz. Muhammed'in savaş esnasında dişinin kırılıp akan kana müdahele edilmesi gibi gibi. Fakat İsa'da durum farklı. İsa'nın yaşamını sonlandıracak mızrak darbesi sonrasında akan kanları saklamak amacıyla yarılan kısma tutulan kutsal kase, İsa'nın tüm bunların yaşanacağını bilip öncesinde kendi kanını şarap kadehinde sunması... Çok ilginç. Kim neye inanır bilemem, o sizin kendi iç muhakemeniz. Lakin fazla bilgi göz çıkarmaz.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yanlız onun dümenini ele almak kâfidir... Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolunu değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş... Tâ kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
hizliresim.com/eZK92m Georgia
hizliresim.com/0LMI8K Pamela Wood
İsmi cismi bilinmeyen fakat hikâyesi olan popüler fotoğraflar ve kadınlar. İşte kitap bundan ibaret ve tek kelimeyle enfes. Sıcak şarap tadında. Mamafih Pamela'nın Bukowski'yi bazı yerlerde kafasına göre tasvirlediğine yemin edebilirim. -ki Bukowski'yi bolca okumuş tanımış birinin de bana hak vereceğini düşünüyorum. Kitabı itinayla tavsiye ediyorum. Okurken yanına bir tuzlu fıstık açmayı unutmayın.. Herkese keyifli okumalar.