Sylvia Plath'ın yarı otobiyografik romanı. Okumadan önce hayatına ve intiharına dair araştırma yapmıştım. Varoluşsal sancılar içinde kıvrandım. İntihara meyilli biri için çok ağır bunun iç muhakemesi ile gelebilecek olan sakınca. Ruhuna pranga vuruyor. Sylvia Plath'ın çaresizliğini hissettim. Belki de Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalınca intihardan başka seçenek kalmıyordur... Birilerinin fanusu açması ve ellerini uzatması gerekiyordu.. Lakin kendisi de bırakmıştı zaten düşünmeyi ve beklemeyi.. "Birinden hiçbir şey beklemeyince, asla düş kırıklığına uğramaz insan.” Belkiler, Keşkeler... Yıllar önce bir yerde okumuştum Sylvia Plath kendini bu kitapta öldürseydi, belki gerçekte öldürmeyecekti. Tam tersini seçti. Hiçbir yere ait olamama hissiyatını Cemal Süreya'dan daha güzel özetleyemezdim sanırım. "Oda çok geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orda ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun."