"Artık korkmuyordum" dedi bana. "Tam tersine, sonunda ölümün ağırlığını üstümden kaldırmışlar gibi hissediyordum; tek istediğim şey, yatıp uyumak için her şeyin bir an önce bitmesiydi."
Tek kelimeyle BOŞ. İncelemeye dahi tenezzül etmeyecektim lakin bu vasıfsız kitaba hür iradeyle 25 tl verip de paranızı ve en önemlisi vaktinizi ziyan etmenizi istemem. Sadece bunu bildireyim. Neyse ki bana amazon hediye çekinden gelen beleş bir kitap, 5 kuruş harcamadım. :D İlle de okuyacağım diyorsanız size kalmış. Keyifli okumalar.
Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı, ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.
Bukowski'nin çekici insanlardan ne kadar haz etmediğini, onlara güvenmediğini zamanla anlayacaktım -kadın ya da erkek, fark etmiyordu. Güzel insanların kişiliksiz olduklarını, hiçbir zaman acı çekmediklerini, reddedilmediklerini, acıyı anlamadıklarını, görünümleri sayesinde kolay bir hayat yaşadıklarını düşünürdü.