Puan vermedi·202 syf.··
2024 3. kitabı
biz bencil yaratıklarız. amma meraklıyız ressamı doktor evsizi hırsız yapmaya. hepimiz hikayenin o çocuklu kadınıyız adama değer biçen. tezgahtarıyız çabalayıp duran adamı istediği biçme sokmak için. satıcısıyız biz hikayenin kendi doğrusunu dayatmaya uğraşan. adama mantoyu, çocuğa hayallerini vermeyiz biz. üstelik üzerimizdedir hepimizin farketmesek de o beyaz manto. yani doğduğumuz anda verilmiştir karar uymak zorundayızdır topluma çünkü değerimizi belirleyen değerleridir toplumun körü körüne inandırılırız buna aştığımız anda kimin çizdiğini bilmediğimiz ve herkesin sorgusuz sualsiz kabullendiği o çizgiyi artık deliyizdir. belki de hırsız. beyaz mantolu adam mıyız? aslında çepçevre saran her insanı yine insanın sınırları
1000Kitap
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2018 3. kitabı
Romandaki anlatım o kadar gerçekçi ki zaman zaman kitaptaki olaylarda baş karakter yerine kendinizi koyacak, mutlulukta mutlu olacak, hüzünde hüzünleneceksiniz. Hatta anlatım bakımındaki ustalığı Yaşar Kemal tarafından "yaşamdan daha gerçekçi olan roman" şeklinde tasvir edilmiş. Kendi açımdan derin iz ve mutluluk bırakmış bu kitapta toplumdaki çoğullar içerisinde kendisine yer bulmaya çalışan bir adamın umutlu hikayesini okuyacaksınız.
YaralısınErdal Öz · Can Yayınları · 20192,467 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2018 59. kitabı
Duble bir bardak çay ve bu kitap. Çay bitinceye kadar sona geliyorsunuz. Tempolu ve akıcı anlatım Zweig klasiğidir, bu kısa roman-hikâyede de aynen öyle. Mevzuu savaş. Hem iç hem de dış. Hangisi daha zordur diye ayırt etme sıkıntısını ortadan kaldırırcasına, ikisi birden olunca en zoru diyebiliriz. Çatışma işin içinden çıkılmaz bir hal alınca, çözümsüzlükler "mecburiyet" ile sonuçlanmaktadır. Akılla izah edilemez sebeplerden ortaya çıkan dünya harplerinde, bir yığın insanın hayatı yok olurken, geride kalanlar da yarı ölü halde kalakalmış. Toplumların böyle kararlara boyun eğmesi saçmalığına bireysel anlamda itiraz etmek saman alevi cihetinde olsa da, dıştaki ayak direme içteki çatışmayı ateşliyor. Mecbur olmak, karşısında kaybetmekten korktuklarımızı bulduğumuzda, bazen zorunluluğu ortadan kaldırırmamız gerekiyor. Keşke önceliğimiz insan ve -lar ekli çoğullar olsa da, ne iç ne de dış çatışmalar yaşanmasa. Okurken zaman sıkıntısı gerektirmeyen, dokunması, anlatması gereken duyguları bir bir işleyen Zweig, yine güzel ve yine okunmalı...
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 81. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2017 21:01
Önsöz: Kitaptan ziyade yazarına yönelik bir incelemedir. Ne kadar sevinçliyim bilemezsiniz: göğsümü sıkıştıran heyecan, nefesimi sıklaştıran telaş, gözlerimi buğulandıran derinlik sarhoşluğu. Bilir misiniz? : Vücuda dolanan plastik, daktiloya sıkışan fındık faresi, kocaman avuçlarıyla sandaldaki çocuk, çöp bidonundaki evrak çantası, buzdolabının üşüyen içi, Kumrulu Mescit'in cılız çıtırtıları, artık hepsi bilincimin derinliklerinde. Evet, Ahmet Büke derinliklere sızan bir yazar, sanırım o nedenle bu kadar eşsiz, bu kadar güçlü. Sizlere bundan sonra aktaracaklarım; henüz yazarı yeni tanımış bir okurun, öykücünün ayak izlerini takip ederek oluşturduğu aktarımlardan oluşacak. Büke, gerçekten usta bir kalem; daha ilk an'da bir kaç cümlesi ile karşınıza dikiliyor, sonra tüm kahramanlarının tek bir vücuda bürünmüş çoğulluğu ile her taraftan sarılıyor. Bu çoğullar içinde bir kere çok iyi bir gözlemci ve bunu şiirsel bir aktarımla sunuyor, betimlemeler derinlere inmemizde bir basınç görevi üstleniyor. Öyküler ise bir anlatı değil, sizin içinde yer alabileceğiniz bir varoluş. Yani bir nevi öykünün içinde tasvir ettiği gerçekliğin varoluşunu özümsüyorsunuz. Büke dilimize de çok hakim, yöresel sözcükler, akıp giden tarihin yaşayan kanıtları ve öyküler bu geleneği unutmuyor, okuyucuya da hatırlatıyor. Bir öykü kitabını onlarca öykü ile dolduracaksınız ve bunların hepsi ayrı bir yerde, ayrı hayatları anlatacak, zor iş. Öykü yazarının bunun üstesinden gelebilmesi için çok fazla donanıma ihtiyacı var ve sanıyorum ki Büke bu gücünü her cümlesinde okuyucuya ıspatlıyor. Benim şimdilik diyeceklerim bunlar, peki Ahmet Büke etrafında neler derledim bilmek isterseniz, ona da bir göz atalım. Ahmet Büke 2012 yılında bir öykü yarışmasına katılıyor. juri'de yer alan Sibel Atasoy'un
Siyaset
Alnı MavideAhmet Büke · Can Yayınları · 2010193 okunma