Puan vermedi·336 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:08
Hayatı büyük zorluklarla geçen Beyah, annesinin ölümünden sonra doğru düzgün tanımadığı, hatta pek sevmediği babasının yanına yazı geçirmek için Texas’a gider. Orada üvey annesi ve üvey kız kardeşiyle aynı evde kalır. Hakkında hiçbir şey bilmediği Samson ile tanışır ve çok tutkulu bir aşk yaşarlar. Ama aşk tutkunun yanında acı dolu yaşanmışlıkları da beraberinde getirir. Romanı çok beğenerek okudum. Çok akıcı bir dille yazılmıştı. Colleen Hoover ilk defa okuduğum yazar ama son defa okuduğum yazar olmayacak. Roman Beyah adında bir kızın gözünden anlatılıyor, Beyah’nın acılarına ve sevinçlerine ortak olduğum için çok mutluyum. Romanın sonu da beni çok mutlu etti. İyi ki okumuşum dediğim, çok güzel bir yaz kitabıydı.
Her Kalp KırılırColleen Hoover · Ephesus Yayınları · 20213,962 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Yanlış insanların arasında tek doğru kalanlardı onlar. Yalnızlardı bir o kadar da kalabalık. Orhan Veli’nin aşk dolu mektuplarını gönderecek parası, Nahit Hanım’ın ise o mektupları evine alacak cesareti yoktu. Ama yinede çok cesurlardı. Orhan Veli “içimdekilerden başka hayat yok” diyerek adeta Nahit hanıma aşkını dolu dizgin itiraf etmişti. Orhan Veli’nin kullandığı cümle benim için mükemmeliyet tellakisiydi resmen. Nahit hanım bir daha cevap alamayacağı bir mektup yazmış ve orada Orhan Veli’ye “şiire de ihtiyacım var, meğerse şiir ihtiyaçmış” diyor. Şiir gerçekten bir ihtiyaç; ekmek gibi, su gibi,
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:03
Bu kitap düşündüğümden daha ağırdı ya. Her okuduğum sayfada yeni bir bilgiyle karşılaşmak çok yordu beni. Ben bu kadar bilgiyi kaldırabilecek bir insan değilmişim onu öğrendim. Öncelikle ilk kitaptaki sorularımın cevaplarını aldığım için çok mutluyum ama yeni sorularla karşı karşıya kaldık mı kaldık. Artık üçüncü kitapta onların cevaplarını alırız umarım. Erin bu kitap beni çok delirtti ya. Tam doğru bir hareket yapıyor diyorum, ikinci hareketiyle yüzüm Mona Lisa tablosu gibi gülsem mi gülmesem mi dercesine kalıyor. Ya kızım bir duruşun olsun, bir tarafın olsun, bir amacın olsun. Sen her şeye aynı anda sahip olmak istiyorsun ama o da olmaz ki. Kim her şeye aynı anda sahip olmayı başarabilmiş? İan'a bu kitapta çok üzüldüm ya. Zavallım Erin'in bütün çalkantılarını çekmek zorunda kaldı. Diğer karakterlerin ani duygu ve karakter değişimlerine de acayip sinir oldum. Lan madem değişeceksiniz, bari yumuşak geçişler yapın şak diye bambaşka bir insan olmak nedir? Onun dışında oldukça güzel bir kitaptı. Yunan mitolojisini sevdiğim için sevmemem imkânsız gibi bir şeydi zaten. Bunun yanında, dediğim gibi ağır bir kitaptı o yüzden okurken dan diye okuyamazsanız endişelenmeyin eminim %90'ımız aynı sorunu yaşamıştır. Yunan mitolojisine, fantastik romantik türüne ilgi duyuyorsanız bir şans verin derim. Eğer ilginiz yoksa ve ağır kitaplar okumaktan hoşlanmıyorsanız, sevmemeniz çok olası.
Deniz Kızı AğladığındaEkin S. Koch · Ephesus Yayınları · 0904 okunma
9/10
·312 syf.··
2026 7. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:50
Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici, en ters köşe yapan ve en kolay okunabilir romanlardan biriydi. Karakterlerin olaylara bakış açısı çok iyi anlatılmış. Yakalanmak istenen heyecan neredeyse aynı tempoda hatta sona doğru artarak devam ediyor. Doğrusu kitaba normal bir roman okurmuş gibi başlıyorsunuz ancak sonlara doğru sizi şaşırtmayı fazlasıyla başarıyor. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve diğer kitaplarına da göz atmamı bir gereklilik haline getirdi.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,5bin okunma
Ah Be Jane!
7/10
·626 syf.··
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:01
Spoiler içerir Kitabı beğendim ama çok eksisi vardı. BinKitaptaki 8.9 puan almış ve bu derece övülüyor oluşunu pek anlamadım. Jane’nin yurttan ayrılışına kadar olan kısımda feminist bir anlatı var diye düşünebiliriz. Yalnız bir kız çocuğunun baş kaldırması ve kendinden inançlarından ödün vermemesi ilham veren bir hikaye ama yetişkinliğin anlatısında fazla dindar, tutucu, itaatkar bir şekilde devam ediyor hikaye, bu noktada önceki içinde büyüdüğü dünyaya baş kaldıran feminist anlatı çöpe gitmiş oluyor ve aşkında hikayeye eklenmesi ile özünü kaybeden bir Jane takip ediyoruz gerçi buna özünü kaybetmektense yazarın maksadındaki gibi değişmekte diyebiliriz, öğretmenlik ve kendi başına ayakta kalıyor olması motifleri hikayede fazla arka planda kalıyor, odaklanılan kısım aşk ve hayatına giren adamlar (kalastan farksız İngiliz beyefendileri olduğu için ki bu bence yazarın erkek karakter yazma yetersizliğinden kaynaklanıyor) böyle bir anlatıda da modern aklımızla sonlara doğru Jane’nin izlemesi gereken yolun bağımsız kendi ayakları üzerinde duran toplumun ona belirlediği sınırları parçalayan bir öğretmen olması gerektiğini düşünüyoruz lakin sonu Çalıkuşu Feride’sinden öteye geçemiyor. Kitap dil olarak akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip, güzel diyaloglar, betimlemeler, sahneler içeriyor, yazıldığı dönemde feminist bir eser olarak ses getirmiş olsa da güncelliğini yitirmeye başlamış bir anlatı gibi geldi bana okuyup okumamak size kalmış.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:49
Halide Edip Adıvar’ın Tatarcık romanını okurken insanın aklında yalnızca bir kadın karakter kalmıyor. Aynı zamanda bir toplum düşü ve bir insan modeli beliriyor. Roman, ilk bakışta güçlü bir genç kadının öyküsü gibi görünse de, aslında bundan çok daha fazlası var. Halide Edip, Lale yani Tatarcık üzerinden yalnızca bir karakter kurmuyor. Cumhuriyet döneminin “nasıl bir kadın, nasıl bir aydın, nasıl bir toplum” sorularına da kendi cevabını veriyor. Bu yüzden Tatarcık, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir zihniyeti de temsil ediyor. Romanın merkezinde yer alan Lale, sıradan bir kadın kahraman değildir. O, babasının ölümüyle birlikte yalnızca aile içinde bir boşluğu doldurmaz. Nerdeyse onun yerini alır. Evin yükünü sırtlanır, sorumluluk üstlenir, geçim derdiyle yüzleşir. Fakat Halide Edip’in başarısı, Lale’yi yalnızca fedakar bir "ev kızı" olarak çizmemesinde yatar. Çünkü Lale’nin öyküsü yalnızca “ailesi için kendini feda eden iyi kız” öyküsü değildir. O aynı zamanda kendini yetiştiren, eğitimini sürdüren, yabancı dil öğrenen, ders veren, düşünen, araştıran, hareket eden, balığa çıkan, bisiklet süren, hayatın içine karışan bir kadındır. Yani Halide Edip, Lale’de yalnızca güçlü bir kadın değil, kendi ayakları üzerinde duran, zihinsel ve bedensel olarak özgürleşmiş bir kadın yaratır. Tam da bu noktada Tatarcık’ın kadın sorununa nasıl baktığı belirginleşir. Halide Edip için kadın, korunması gereken kırılgan bir varlık değil; kendini kurması, geliştirmesi, çalışması ve toplum içinde yerini alması gereken bir öznedir. Kadınlık, romanda edilgenlik ile değil; emekle, bilgiyle, iradeyle ve sorumlulukla tanımlanır. Lale’nin güçlü oluşu yalnızca başına buyruk olmasından değil, kendi emeğiyle var olmasından gelir. Onun kişiliği dış görünüşten ya da evlilikten değil,
Edebiyat
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019687 okunma
Reklam
Reklam