Sürükleyi kitap arayanlar, okuyamama durumundan muzdarip olanlar (bkz: reading slump mağdurları) için birebir. Alexandre Dumas zaten Monte Kristo Kontu ile gönlümü fethetmişti, Siyah Lale ile yerini pekiştirdi. Kitabın dili sade anlatımı akıcı, kitabı elimden bırakmak istemedim. Olay örgüsü karışık değil ve tahmin edilebilir olsa da yine de merak uyandırıyor. Yazarın okur ile konuşması ayrıca hoşuma giden bir detay bence çok yerinde ve dozunda kullanılmış. Bu kitabı alırken Üç Silahşör’ü de alsam mı diye düşünüp Kamelyalı Kadın’ı tercih etmiştim, oğul Alexandre Dumas (fils) ile tanışıp en kısa sürede Üç Silahşör’ü de alıp okuyamayı düşünüyorum. Kitabın konusuna değinmeyeceğim ayrıntısıyla irdeleyen pek çok inceleme bulmak mümkün ben sadece bende hissettirdiklerini yazmak istedim, okumayı düşünenlere şiddetle tavsiye ediyor ve şimdiden iyi okumalar diliyorum.