Kendimden özür dilerim. Bunu ilk kez bu kadar net söylüyorum. Seni yıllarca ertelediğim, herkese yetişmeye çalışırken seni yarı yolda bıraktığım için... "Biraz daha dayan," diyerek, en çok seni yorduğum için.
YAVUZ KÜPE TAKTI MI?
Yavuz Sultan Selim ile alakalı bir diğer tartışmalı mesele ise kulağına küpe takmış olmasıdır. Malumunuz Yavuz’a ait olduğu iddia edilen meşhur tabloda kulağında küpe görünmektedir. Bu doğru mudur? Öncelikle şunu net bir şekilde belirtmek gerekirse XV ve XVI. asırlarda padişahların fiziki özelliklerini ve kıyafetlerini en açık bir biçimde ancak minyatürlerden çıkarabiliriz. Osmanlı minyatürlerinden görüldüğü kadarıyla Selim Han, kulağı küpeli bir şekilde hiçbir yerde resmedilmemiştir. Ayrıca kaynaklarda küpe taktığına dair bir ibareye de rastlanmaz. Yalnız şunu ifade edelim ki Selim Han’ın üzerindeki kıyafeti dışında Avrupalı ressamların çizdiği portresi, neredeyse tıpa tıp kaynaklarda anlatılanlara benzemektedir. Selim Han sakallı değildir. Bıyıkları uzun olup akıncı bıyığı gibidir. Yüzü yuvarlak ve iri kemiklidir. Minyatürlerle karşılaştırılırsa portredeki resme çok benzediği de görülecektir. Bu hususta Selim Han’ın tahta cülusunu gösteren Hünernâme’de Mehmed Bursevi Efendi minyatürüne müracaat olunabilir. Böyle bir vaziyette Avrupalı ressamlar sadece üzerinde farklı giysi veya alametler gösterdiler diye o portre gerçek sahibinden çıkmaz. Kaldı ki bu ressamlar Selim Han’ı görerek değil Avrupalı tarihçilerin eserlerindeki anlatımlarından yola çıkarak anlama yoluyla veya minyatürlerine bakarak çizmişlerdir. Dolayısıyla giysileri ve eşyaları ile ilgili hatalar yapmaları normaldir. Ancak Avrupalı ressamların portrelerine bakarak Selim Han’ın resmini son dönemlerde oldukça abartan ve ona hiç uymayan resimlerin bulunduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu konuda en eski portre (Amsterdam, 1621), Nicolaes de Clerck adında Hollandalı bir gravür sanatçısına aittir.
Sayfa 223·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Helyum Hakkında
• Evrende hidrojen olmayan neredeyse her şey helyumdur; diğer tüm elementler en hafif, en basit iki elementten daha ağır olmasına rağmen evren kütlesinin yalnızca yaklaşık yüzde 2'sini oluşturur. Bununla birlikte, helyum Dünya gezegeninde o kadar da yaygın bulunmaz. • Helyum güneşin kütlesinin yaklaşık yüzde 24'ünü oluşturur. Yıldızın aşırı sıcaklıklarında hidrojen çekirdekleri bir füzyon sürecinden geçer ve helyum oluşur. • 1868'deki bir güneş tutulması sırasında, iki ayrı gökbilimci (Fransız Jules Janssen ve İngiliz Norman Lockyer) güneşin spektrumunda bilinen hiçbir elementle eşleşmeyen bazı net çizgiler olduğunu fark etmiştir. Lockyer bunun keşfedilmemiş bir element olduğunu öne sürmüş ve Yunan güneş tanrısı Helios'a atfen helyum adını vermiştir. • Helyum tedarikimiz konusunda endişelenmek için bir neden vardır. ABD stoklarının 1990'larda özelleştirilmesinden bu yana helyumun piyasa fiyatı düşmüştür ancak bu sınırlı bir kaynaktır ve gezegen içinde çok yavaş yenilenmektedir. Bu nedenle, helyum dolu parti balonları eğlenceli olsa da bunlardan çıkan helyumun kaçabileceğini ve atmosferi terk edebileceğini unutmayın.
Alıntı
Minik Gökçen - Murathan mı geliyor?
Timur eline gelinliğe benzer minik bir elbise geldiğinde ona da şaşkınlıkla baktı. "Bu ne, lan?" dedi hayretle. "El kadar bebek bunu niye giyer?" Murathan, "Lan, Tönge." diyerek aniden arkasında belirmişti. "Bak, ne buldum." Minik erkek bebek takım elbisesini Timur'un burnuna yasladı. "Şuna bak, nasıl tatlı. Papyonu bile var. Yusuf Ali'me alacağım. Barbaros itinin düğünü yaklaşıyor, orada giyer." Bakışları Timur'un elindeki minik, beyaz, uçuş uçuş etekleri olan gelinliğe takıldı. Kısa bir an ikisi de sessiz kaldı. Bazen sessizce konuşuyorlar ve ben sadece o anlarda Timur'u anlayamıyordum. Ayrı bir dilleri var gibiydi. İkisi de ellerindeki minik elbiselere baktılar. Sonra ise gözleri yine aynı anda birbirini buldu. Murathan'ın dudaklarında beliren gülüş keyifliyken Timur elbiseyi hızla önündeki sepete savurmuştu. "Siktir git, Karakurt!" dedi anlamsızca. Murathan'ın kahkahası keyifliydi. "Niye öyle diyorsun, oğlum? Aynı anda senin gelinlik, benim damatlık tutmam tesadüf olamaz. Evrenin verdiği mesajların farkında mısın?" "Değilim." dedi Timur en net şekilde. "Bak işine." Murathan takım elbiseyi bizim sepete atmış, Güneş'in kıyafetlerinin içine karıştırmıştı. Tam olarak o an olaya aydınlanmıştım. "Kızımı oğluna mı istiyorsun. Murathan? Hayırdır?" "Ahu!" dedi Timur uyaran bir tonla. "Uyma şu salağın aklına." Gülerek yumuşatmayı denedim. Kız babası damarları şimdiden fazlasıyla mevcuttu. "Şaka yapıyor adam, Timur. Sen de yani." "Ne şakası?" derken oldukça ciddiydi. "Bu manyak, Gökçen yengeyi beşikten beri seviyor. Bunun oğlu da buna benziyorsa sıçarız." Murathan'ı en nezih şekilde kolundan kavrayıp, ilerletirken, alışveriş arabasındaki takım elbiseyi alıp bir diğer sepete savurmuştu. "Sus ve bir daha konuşma, Karakurt." Murathan takım elbiseyi sepete atıldığı an
…Her defasında konu dönüp dolaşıp dişil enerjiye vardı. Eril o kadar net, açık ve ortada ki onun hakkında çok fazla konuşmaya gerek kalmıyor. Her şey gizemli, sevecen, nazik, büyüleyici ve parlak dişil enerjinin etrafında dolaşıyor. Kadınları anlamanın zorluğu o yüzden esprilerin konusu oluyor. Erkeklik incecik bir kitaptır; dişilik ise sonu gelmeyen sayfalarca ansiklopedi. Ne diyor Oscar Wilde: “Kadınlar sevilmek için yaratılmıştır, anlamak için değil.”
Sayfa 170·Kitabı okuyor
Madame Bovary'i okurken bunu çok net anladım
Flaubert hangi çiçekten bal alacağını iyi bildiği için Aşk Eğitimi'ni yazarken kişilerini gerçek tarihin içine oturtmak için büyük çabalar göstermiştir. En küçük ayrıntılara bile dikkat eder.