“Acıyı yaratan, yaşananları geri alabileceğimiz, hâlâ her şeyi değiştirebileceğimiz fikriydi.”
Bu cümle aslında kitabın ruhunu çok güzel özetliyor. Beni Yazma, yıllar önce yaşadığı ilişkiyi ve o ilişkinin içinde sıkışıp kalan duygularını anlatan 35 yaşındaki bir kadının hikayesi.Açıkcası ben kitabı bir aşk hikayesi olarak değil, bir insanın takıntıya dönüşen duygularını okuduğum bir roman olarak gördüm.
Anlatıcının Dennis May’e duyduğu hisler öyle tek bir kelimeyle açıklanabilecek türden de değil. Bir yerde hayranlık var, bir yerde tutku, sonra öfke, kırgınlık, özlem… Bazen onu unutmak istiyor, bazen de o yaşananların içinde kalmaya devam ediyor. Kitap boyunca bir kadının tüm bu karmaşık duygularına yakından tanıklık ediyoruz.
En çok da bunu sevdim. Karakterin ne hissettiğini sadece okumuyorsunuz, bir süre sonra siz de o duyguların içine çekiliyorsunuz. Yaşadığı acıyı, o acıdan nasıl beslendiğini, bir insana duyulan hayranlığın ve aşkın nasıl saplantıya dönüştüğünü hissettiriyor.
Veronica Raimo’nun anlatım dilini de oldukça beğendim. Akıcı, samimi ve yer yer insanı rahatsız edecek kadar dürüst bir anlatımı var. Bu yüzden kitap boyunca anlatıcının zihninden çıkamıyorsunuz.
Bana göre aşkı anlatan bir kitap olmaktan çok, bir insanın geçmişiyle, arzularıyla ve vazgeçemediği duygularıyla hesaplaşmasını anlatıyor. Sevgiyle öfkenin, özlemle kırgınlığın aynı anda var olabileceğini anlatan, etkileyici bir roman. Çok da severek okudum.