"Yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi."
- William Shakespeare
Bütün yolculuklar, dışta, dışarıya ve dışarıda olana dair midir? Yoksa insanın en nihayetinde yürüyüşlerinin içine, içte ve içeride olana yolculukları da mevzu bahis midir? İnsan dışından ibaret olmamasına mütekabil yolculukları da sadece dışarıda olandan ibaret kalmaz, kalmamalıdır. Tabi hüküm kurmak ve yargılamak değil niyetim, sadece içerisinin farkında olmaya dair ve içeriye doğru çıkılacak yolcukların da olduğundan bahisle bir kitaba değinmek, belki biraz içimden belki biraz kitaptan bahisle biraz dışarılara yolculuk etmek…
Yolculuğun amaçlarından birisi de, belki eğitmektir insanı. Yürüyerek insan kendisi kendisini eğitir, biraz da farkında olmayarak. Kendisiyle konuşmanın, kendisiyle kalmanın epey zor olduğu, sesin, gürültünün içinde kendisine kalmanın biraz zahmet gerektirdiği zamanlarda yaşamanın da etkisi tabii ki inkar edilemez. Fakat insan bazen karşı çıkarak ve karşı durarak, dinlemenin gücüne inanarak meydan okur bütün hepsine. Sadece kalbiyle yürür, danışarak ve yol yürümenin değerini bilerek. En sessiz yolcukluklardan birisidir belki de hakikat yolculuğu, varmak amacı güdülmeden, sadece eylenebilen, öncesi ve sonrasının açıklanmasının pek mümkün olmadığı, an’sal olarak insanın kendisine kaldığı zaman olarak hakikat yolculukları… açıklanamaz olanların gerçekleştiği bu yerin dünya olması, vak’ayı daha cazip kılması da söz konusu.
Başkalarının anlatımına kulak asmaktan ve dinlenenin bir hikayeden öte anlam ifade etmeyeceği şeyleri yaşamanın adı olan yolculuklar ve yürümelerin değerini sorsak da, alanın öznelliği cevabı verilenler için pek anlam ifade