Bir sabah uyandığında, geçen günün bir anlamı kalmıyor, akşam olduğunda ise yeniden kaybolmuş bir zaman hissiyatıyla doluyordu. Zihninde bir çark gibi dönen sorular, geçmişin kapalı kapılarına çarpıyor, ama o kapılar ne kadar uğraşsa da açılmıyordu.
Saatlerini doğanın ve iç dünyalarının çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, 'içime çektiğim hava değil gökyüzüdür' diyebilenler eve mutlu dönüyor.