"Yalnız kaldığını öğrendiğinde, anne ve babanın öldüklerini fark ettiğinde, o zaman ağladın mı?"
"Evet."
Bunu sadece, duymak istediği cevabın bu olduğunu bildiğim için söylemiştim, doğru cevap buydu. Gözyaşı dökmemiştim. Hiçbir anlamı yoktu. Ağlamak hiçbir şeye fayda etmiyor veya hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Ağlamak sadece bir zaman kaybıydı. Zaman kaybetmemiştim. Duyguların beni kontrol etmesine izin vermemiştim.
Kadınlar duygusal durumlarda daha çabuk ağlayabiliyorlar. Erkekler öyle değil. Erkekler nadiren ağlarlar, o da duygusal bir sebepten ötürü değil. Onlar için acı daha geçerli bir ağlama sebebidir. Kadınlar acıyla daha iyi başa çıkıyorlar ancak duygularla değil. Erkekler de duygularla daha iyi başa çıkıyorlar ancak acıyla değil.
Hayaller asla ölmez. Bazen öldüklerini sanırsın ama aslında yaşlı ve büyük bir ayı gibi sadece kış uykusuna yatmışlardır. Hayal yeterince uzun süre kış uykusunda olursa, o ayı da uyandığında son derece huysuz ve aç olur.
Sözlerim kurşun olsun ayağına, gözlerinle görmediğin evete ya da hayıra, yorgun biri gibi yavaş yürütsün seni:
çünkü hiç düşünmeden bir şeyi onaylayan ya da yadsıyan kişi, en budalasıdır budalaların; çünkü acele verilen karar çoğu kez hatalı yöne kayar ve bu karara duyulan sevgi aklı bağlar. Beceri edinmeden avlanmak isteyen gerçeklik denizinde, boşuna ayrılır sahilden, çünkü gittiği gibi dönmez geri.