Geç oldu ama anladım. Bir gün ellerimi kafamın arkasında birleştirmiş odamın tavanına bakarken anladım. Günü gelince kanser edecek insanlara şifa olmak manasızmış... Sonra sorana da söylemez oldum. Koca bir "hiçbir şey" taktım dudaklarıma. Kaçtım sokaklar boyu. Aynalar gördü bir tek gözyaşlarımı. Kendi yanaklarıma ancak kendi parmaklarım uzanabildi. "Sen çok güçlüsün," demişti zamanında. Bir kerecik olsun inanmak istedim. Dışarıdan öyle mi gözüküyordum? Bilmiyorum... Sonra kursağımda kalan laflar şişti, kendini belli etti. Adına tiroid dediler. Stres dediler. Sıkıntı dediler. Ağlama dediler. Bugün her gözlerim dolduğunda ne yapacağımı bilmiyorum. "Yine hasta olacaksın, sus artık," diyorum. Sonra elimi boğazıma götürüp daha çok ağlıyorum. Sonra kan görüyorum; Babamın burnundan gelen kanları... Beyaz zeminde yayılıyor. "Kanser olmuş, kanser hastası, 1. evre, dikkat etsin, ihmal eder..." "Çocuk o, neyi kafaya takmış? 14 yaşında, kesin ameliyat..." diye fısıldıyor birisi iki taraftan. Sonra ak saçlı bir teyze görüyorum; "Ben yıllardır kemoterapi alıyorum," diyor. Konuşmalar işitiyorum. Ellerim terliyor. Telefonlar çalıyor.
1 YILLIK EMEĞİM 2 SAATTE ÇÖP OLDU..
Mebi'nin demelerinden çıkacak dediler. O kadar gidip tüm denemelerini çözdüm. Matematikten 12-15 net yapan ben şuan lgs den 8 netim bile çıkmadı. Mebi denemeleriyle gerçek sınavın gram alakası yoktu. Hakkımız yendi Yusuf Tekin'e hiçbir şey demiyorum...

Beytulsu

@2012betul
·
LGS BİTTİ şükürler olsun umarım istediğim liseye gidebilirim
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yeni Kitap
Anadolu'da ıssız bir köy Ve bu köyde sadece çocuklara değil tüm köye ilham veren, ağaç ve doğa dostu bir insan FİDAN DEDE Doğaya çıktığımızda arkamızda sadece ayak izlerimizi bırakmamız gerektiğini Elimizdeki çöpü bir çöp kutusu buluncaya kadar taşımayı ve çöpe atmayı Ağaçlarla ve bitkilerle de konuşulabileceğini İşbirliğini, dayanışmayı, yardımlaşmayı Ata tohumunun ne kadar değerli bir kavram olduğunu Kuş evi ve kedi-köpek barınağı yapmasını Kıyamet kopuyor olsa bile elimizdeki fidanı dikmemiz gerektiğini Doğayı, bitkileri, hayvanları sevmenin ve korumanın bir seçenek değil görev olduğunu… Ondan öğrenmiştik “DOĞAYA, AĞACA VE İNSANLIĞA ADANMIŞ BİR YAŞAMIN HİKAYESİ”
Hadîd Sûresi 20.
Biliniz ki dünya hayatı, (aslında sadece bir) oyun ve oyalanma (süreci ve geçici), ziynetlenme (zevklenme) ve aranızda (gururlanıp) övünme (vesilesi) ve daha çok mal ve evlat (makam ve taraftar) sahibi olma hevesinden ibarettir. Bu ise şu yağmura benzer ki, onun (topraktan) bitirdiği yeşillikler, (önce) ekincilerin hoşuna gitmektedir. Ama bu bitkiler, (düşünün ki daha) sonra (meyve vermeden birden) kuruyuverecek ve sapsarı olduğu görülecek, ardından çer çöp olup gidecektir. Ahirette ise, (kulluğunu-görevlerini unutup dünyaya dalıverenleri) çetin (ve sonsuz) bir azap (beklemektedir;dünyalıklarını Allah’ın emirlerine uygun olarak kazanıp O’nun yolunda harcayanlar için ise) orada Allah’ın rızası ve afv edip bağışlaması vardır. Dünya hayatı ise, sadece aldatıcı bir geçimlikten (ve geçici bir süreçten) ibarettir.
Din
Cümle işler Hâlık'ındır kul eliyle işlenir Hakk'ın emri olmayınca sanma bir çöp deprenir | Lâedrî
Şiir
Hepten hiç olunur ama hiçten sonra hep olunmaz
Çevrede yılın ilk düğünü oldu ve ilk kezlerden birisinde evde kaldık. ((: Çoğu şeyin modası geçiyor ya da bir şekilde evrimleşiyor ama düğünler çoğunlukla hep aynı kaldı. İnsanlardaki genel bozulma, kalabalık etkinlikleri daha çekilmez ve sıkıcı hâle geliyor. Bir de mesafe girmiş artık, gitsen ne gitmesen ne? Gitmesem de güzel niyetlerde bulundum tabi ki ama bu şeyler artık bana fazlasıyla boş gelmeye başladı. Bazen empati amacıyla da düşündüm "Mutluluk hasetliğimi var yoksa, gizli sinsi bir pislik miyim ne diye bu şeyleri anlamsız ya da vakit kaybı görüyorum? Ben birini sevince ve onunla evlenmeyi düşündürürse böyle mi olacaktı?.." Benim hayallerimin en ileri versiyonu sadece sevgili olmaya kadar gitmişti. O derece imkansız ve tuhaf geliyor. Ya da bazen diyorum "Evlenmeyi düşündüren insan da tamam, cidden bu saçmalıklarla uğraşacak mıyız? Düğünü kendi içimizde ve birbirimize bakarken yaşarsak yetmez mi? Allahım umarım güzel akıllı, sade ve öz düşünceli ve de öyle yaşayan birisi olur." Böyle olaylar aslında çok özelken kalabalıkla sıradanlaşıyor, bilmiyorum ben hâlâ zorundalık dışındaki kalabalıklara alışıklık gösteremiyorum. Ama yakınlarımdan birisi evlendiğinde onun tatlı heyecanına ortak olmayı da çok isterim o ayrı. Az ve öz anlayışına sahip olarak çekirdek aile ve en sevilen başka yakınlar olarak sınırlandırırdım. Çünkü olayın öznesi benim ve sadece sevdiklerimin olması yeterli. Ki günümüzde çoğu davetiye ayıp olmasın diye geliyor hissi de veriyor bazen; Onlar da ayıp olmasın diye gidiyor. Öyle bir kısır döngü. (: Güzellik merkezlerinde çalıştığımda gelini hazırlamak çok zaman alıyordu ki önceki hazırlıklar? Bana hiç samimi ve doğal gelmiyor. Heyecana bir şey dememem ama hem vakit kaybına hem de o kadar boş uğraşmaya derim. Bu arada işe girmeyi değil, işten
Duygu ve Düşünce