Emretmek aşağılık ruhları ödüllendirir ve yüceltir, hırçın ve zavallı insanlar kendilerini karıncalardan bile daha küçük gördükleri için güç peşindedirler. Gücü parada değil de emir vermekte ararlar. Yetersiz insanlar dünyanın en kötü insanlarıdır. İntikamcı ve zalimdirler, insanları hiçe sayarak hakimiyet kurarlar ve onları aşağılamaktan zevk alırlar. Bolluk döneminde korkulurdu bu şahıslardan, bir yandan da sahte sevgi ve saygı görürlerdi. Altlarında çalışanlar, ellerinden gelse canlı canlı yerlerdi onları.
"Ah, Kutsal Tanrım ne yaptık biz, farkında olmadan neler yitirdik!" diyorlar hayatta kalanlar. Ellerimizi kullanmayı, ustalığı unuttuk, bir bostan yaratmayı, patates, turp ekmeyi, ökse otu ile ardıçkușu yakalamayı bile bilmiyoruz. Ökse otu da ne? Adını bile duymadım. Ah nasıl da mahvolduk! Ne biçim bir tuzağa düştük Kutsal Tanrı, yardım et bize!"
"Suç sizin" diye yanıtlıyor Tanrı, sağ kalanların vicdanında. "Size her șeyi vermiștim; toprağı, suyu, ormanları, hayvanları, balıkları, güzel havayı. Ama daha fazlasını istiyordunuz. Her gün daha da fazlasını. Toprağın her metresini yok ettiniz, doğayı mahvettiniz, havayı zehirlediniz, suyu kirlettiniz, azla yetinmek varken dünyayı gereksiz nesnelerle doldurdunuz Zaten kısa olan hayatınızın keyfini çıkarmak için sahip olduklarınız size yeter de artardı bile."
Yoksullar sonunda altının ölümünü gördüklerine memnunlar. Zengin birine rastladıklarında yakasına yapışıp tıka basa külçelerle dolu bankalara sürüklüyorlar. İçeride insanın kemiklerine işleyen buz gibi morg atmosferi içinde, haydi ye, diyorlar. Zengin, neyi, diye soruyor, onlar da altını işaret ediyorlar. İstediğin kadar ye, diyorlar. İşte o zaman zengin durumu idrak ediyor. Ve ağzını açmıyor. Güzel yemekler yemek için restoranlara gittiği zamanları anımsıyor. Garsonların çöpe attığı bir yığın yemek geliyor aklına. Fazla besili olduğu için bu birinci kalite yiyecekleri nasıl da reddettiğini düşünüyor. O kaybolup giden günleri yâd eden zengin ağlamaya başlıyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, en çok sevdiği şey Adelaide gibi bir kadınla çıkmanın getirdiği ayrıcalıklardı. Seks, kekler, kapısına gönderdiği küçük sürprizler—Sinema Dünyasında Maceralar, paket yemekler, cüzdanı parçalandığında yenisi. Onun cömertliğini, ilgisini istiyordu. Ama aynı zamanda istikrar da istiyordu ve Adelaide Williams bunu sağlayamıyordu.