Geçmişten bu güne beynin keşfedilişinin gerçeğe dayalı hikayelerle anlatılışı, evet ana fikir olarak bunu söyleyebilirim. Bunun yanında, dikkatimi fazlasıyla çeken şeylerden biri, beynin farklı bölgelerinden aldığınız hasarlar farklı tepkilere neden oluyor, örneğin arka lobdan alınan hasar görme kaybına neden olurken, ön lobun arka kısmına yakın olan ve broca alanı olarak kabul edilen kısımdaki bir hasar, konuşma yetisinin kaybına neden olabiliyor. Yine beyindeki korpus Kallosum adlı bölgenin olmaması ya da alınması sonucunda, sağ ve sol lobun birbirini tamamlamak yerine birbirinden bağımsız bir şekilde çalışabiliyor. Şakak lobu lezyonları sonrasında, insanların cinsel yönelimleri aniden homoseksüelden heteroseksüele ya da tam tersine çevrilebiliyor. Hatta, beyninin bir bölümünde tümör bulunan bir hasta, ensest ilişkiye yöneliyor ve tümör alındıktan sonra yeniden eski yaşamına dönebiliyor. Bir süre sonra davranışları enseste kaydığında ve hasta, doktora göründüğünde tümörün yeniden, büyümeye başladığı görülüyor. Beyin hasarları sonrasında hafıza kayıpları, odaklanamama, yetenek kaybı, kaba saba biri olma, kısaca o eski kişi olamama durumları gerçekleşiyor. Diyelim ki beynin denge ile ilgili bölümünde bir sıkıntı oldu, yürümekte ya da bir şeyleri kavramakta zorluk çeken biri için, hele ki ortaçağda türlü yorumlar yapılabilecekken bunu bugün açıkça, zihnin bir bölümünün işlevinin bir şekilde yerine getirilemeyişi olarak tespit edilebiliyor. Hatta kendilerini ölü olarak hissedebilen bireylerin varlığı ve bu noktada inançlarının sağlamlığı cotard sendromu olarak adlandırılmış,
ilk kez beyinle ilgili bir kitap okudum ve fazlası ile zevk aldım. ilgililer için keyifli bir kitap olacağını düşünüyorum.