Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Bir Gemi İner, Bin Hayalin Sesi Dalgalarla Buluşur
Bir gemiyi denize indirirken aslında sadece çelik bir yapıyı değil, aylarca süren emeğimizi, sabrımızı ve uykusuz gecelerimizi de suya bırakıyoruz. Her kaynak izinde, her çekiç sesinde, her çizikte bizden bir parça var. Ben çoğu zaman bunu kendi hayatımla özdeşleştirdim; çünkü insanın içi de bir tersaneye benzer. Her yara, her sabır anı, her zorluk bizi içimizdeki gemiye bir parça daha ekler. Ellerimizin nasırında, yüreğimizin direncinde, ruhumuzun çırpınışında o gemi yavaş yavaş şekillenir. Ve nihayet suya indiğinde, sanki yıllardır taşıdığımız yüklerden birazı da o dalgalara karışır gider. Ben kendi yolculuğumda da bunu yaşadım. Kimi zaman kırıldım, dağıldım, yolumu kaybettim. Ama her defasında yeniden toparlandım, yeniden başladım. Tıpkı bir formen gibi… Ekibimin önünde ayakta durmam gerekti, “devam” demem gerekti, çünkü bilirdim ki formen yıkılırsa herkes yıkılır. İçimde fırtınalar koparken bile yüzüme sakinlik taktım; dağınıklığımı gizledim, direncimi korudum. Bu da bana öğretti ki, asıl güç yıkılmamakta değil, her defasında yeniden ayağa kalkabilmektedir. O yüzden, bir gemi suya indiğinde ben sadece tamamlanmış bir işi değil, aynı zamanda bitmemiş ama devam eden bir mücadeleyi de gördüm. Her gemi bana şu gerçeği hatırlattı: Emek olmadan değer olmaz. Zorluk olmadan kalıcılık olmaz. Ve en çok da gurur, alın terinden doğar. Şimdi dönüp baktığımda şunu anlıyorum; denize inen her gemi aslında sadece bir yolculuğa çıkmıyor. O gemiler bizim hikâyemizi, sabrımızı, yaralarımızı, direncimizi taşıyor. Biz onlara yalnızca demir koymadık; kalbimizi, ruhumuzu, inancımızı da işledik. Ve dalgalarla yol aldıkça o gemiler, bize sessizce şunu hatırlatıyor: Gerçek zafer, her darbeye rağmen yeniden ayağa kalkabilmektir.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Her Gemide Saklı Bir Hayatın Hikâyesi
Bir gemiyi denize indirirken, aslında sadece çelikten bir kütleyi suya bırakmıyoruz. O geminin gövdesine sinmiş alın terimizi, sabrımızı, geceler boyu dinmeyen emeğimizi de onunla birlikte uğurluyoruz. Ben bunu hep kendi hayatımla bağdaştırdım; çünkü insanın içinde de bir tersane var. Her darbe, her yara, her sabır anı içimizde bir gemiyi inşa ediyor. Çekiç sesleri bazen başımızın içinde yankılanıyor; sabahın ayazında ellerimizin çatlaması, ruhumuzun içindeki mücadeleyle birleşiyor. Ve o gemi, sonunda denize indiğinde, sanki kendi içimizde yıllardır taşıdığımız yüklerin de birazı akıp gidiyor. Ben kendi hayatımda da böyle hissettim. Zorluklar hep vardı; bazen paramparça oldum, bazen yolumu kaybettim. Ama her defasında yeniden başladım, yeniden ayağa kalktım, parçaları toparladım. Tıpkı bir formen gibi… Ekibin önünde dimdik durup, her zorluğun ortasında “devam” demek zorunda kaldığım anlar oldu. Yorgunluğumu belli etmeden, içimdeki dağınıklığı toparlamayı öğrendim. Çünkü biliyordum ki, formen düştüğünde herkes düşer; o yüzden ne kadar ağır olursa olsun yükü sırtlanmalıydım. O yüzden, bir gemi denize indiğinde ben sadece büyük bir işin bitmiş olduğunu görmedim. Aynı zamanda kendi yolculuğumun bir simgesini gördüm. Her gemi bana şunu hatırlattı: Zorluklarla yoğrulmadan hiçbir şey kalıcı olmaz. Emeğin olmadığı yerde gurur da olmaz. Ve gurur dediğimiz şey, en çok da zorlukların içinden çıkar. Şimdi arkama dönüp bakınca anlıyorum; denize inen her gemi aslında bir insanın, bir hayatın, bir mücadelenin hikâyesini de taşıyor. Biz o gemiye sadece demir değil, ruhumuzu da koyuyoruz. Ve o ruh, dalgaların üzerinde yol aldıkça bize sessizce şunu fısıldıyor: “Hayatı zorla yoğur, çünkü gerçek zafer, tam da orada saklıdır.”
Duygu ve Düşünce
Yüklerinden Arın, Yolun Açık Olsun
Sırtında birkaç deve yükü hırs, tamah var iken, ecel yoluna nasıl gidebilirsin? Yüklerini biraz hafiflet ki, mezara sığabilesin.
Duygu ve Düşünce
Yaşadığımızı Sanırken Aslında Uyuyoruz
"Uyanmak için uyumak gerekiyordu önce, ölmek için ise yaşamak.. Ve biz yaşıyorduk. Aslında Derin bir uyku içindeyken kendimizi yaşıyor sanıyorduk"
Duygu ve Düşünce
Reklam