Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Sadece Sorumluluk Alanlar Gerçekten Hürdür
Özgürlük sadece sen özgür olmanın sorumluluğunu alabilecek kadar bütünleşmiş olduğunda mümkün olur.
Duygu ve Düşünce
Reklam
İnsan, Kendi Zincirlerini Görmezden Gelir
İnsanlar her ne kadar özgürlüğün sözünü etse de gerçekte özgürlükle ilgili insanların derin korkuları vardır
Duygu ve Düşünce
Korkularla Yüzleşmek, Özgürlüğü Her An Seçmek
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2025 190. kitabı
Özgürlük, her zaman dış koşulların kaldırılmasıyla değil, iç dünyamızın zincirlerinden kurtulmakla başlıyor. Yıllardır farkında olmadan üzerimde taşıdığım korkular, alışkanlıklar, başkalarının beklentileri ve kendi içsel yargılarım, bana sahte bir güvenlik sağlamış ama aynı zamanda ruhumu esir almış. Kitabı açtığımda, sanki yıllardır fark etmediğim bir aynanın karşısına geçmiş gibi oldum; kendi ruhumun derinliklerinde ne kadar baskı ve sıkışmışlık olduğunu gördüm. Hatırladım bir zamanlar çocukken, bir köşede oturup kendi hayallerime daldığım anları, kimseye söyleyemediğim sözleri ve bastırdığım hisleri. O zaman özgürlüğü sadece bir kelime olarak düşünürdüm; oyunlar oynar, koşar, gülerdim ama gerçek özgürlük o değildi. Şimdi ise Osho’nun satırlarında, yıllarca unuttuğum o saf, cesur ve kendine ait varoluşu yeniden buldum. Kitap beni adeta içsel bir yolculuğa çıkarıyor, beni kendi seçimlerim, kendi doğrularım ve hislerimle yüzleştiriyor. Bir gün, kitaptan öğrendiklerimi denemek için alışkanlıklarımdan birkaçını değiştirdim; istemediğim bir toplantıya gitmedim, bir düşüncemi ifade etmekten çekinmedim, duygularımı olduğu gibi paylaştım. Başta içimde bir korku, bir rahatsızlık vardı; ama bir süre sonra fark ettim ki, bu eylemler bana hem hafiflik hem de güç veriyor. Özgürlük, büyük bir devrim değil, her gün verdiğimiz bilinçli küçük kararlarla şekilleniyor. Geçmişte kendime koyduğum sınırları, korkular yüzünden ertelediğim adımları düşündüm; kaybettiğim zamanlar, söyleyemediğim sözler, cesaret edemediğim eylemler gözümün önünden geçti. Kitap bana gösterdi ki özgürlük, tüm bunları kabul etmek, onların üzerine gitmek ve kendi içsel doğruluğuna sahip çıkmakla mümkün. Kendi ışığını bulmak, başkalarının gölgesinden çıkmak, ruhunun derinliklerinde cesurca var olmak, özgürlüğün
Duygu ve Düşünce
ÖzgürlükOsho · Ganj Yayınları · 2015773 okunma
Yolun Zorluğu, Zaferin Büyüklüğünü Yaratır
Bazen, bir geminin denize inişini izlerken, sadece bir yapının suyla buluştuğunu düşünürsünüz. Oysa o gemi, sadece bir metal kütlesi değil, bir öyküdür, bir mücadelenin, bir hayatın özüdür. Her çelik parçası, her dikiş, her kayma, her ayrıntı, bir ömrü taşır. Tıpkı bizim gibi… Biz de bir gemi gibi inşa oluruz; her darbede, her yara ile şekilleniriz. Bazen içimizdeki o tersane, bizim ruhumuzdur. Kendimizi yıkılmadan yeniden kurmak, her seferinde eksik parçalarla varlığımızı tamamlamak, tıpkı bir geminin yapımındaki çelik seslerinin başımızda yankı yapması gibidir. Hatırlıyorum, çok zor zamanlarım oldu. Her şeyin kaybolduğunu düşündüğüm anlar… Ama bir şekilde, her seferinde başladım yeniden. Bu bazen bir sabah uyanmak gibi oldu, bazen geceyi geçirmekteki direnç gibi. Yıkılmam gerektiğinde, bazen tüm içimden bir çığlık yükseldi. Ama sonra anladım ki, bir gemiyi inşa ederken, ona dair her şeyin bir anlamı vardı. O parçalar, işte o kırık dökük anlar, bir araya geldiğinde tamamlanıyordu ve her şeyin bir sebebi vardı. Hayatta zorluklar bizi parçalarken, aslında birer parça gemi gibi inşa ediyorduk kendimizi. Tıpkı o geminin gövdesine sinmiş emek gibi, benim de içimde birikti, birikti her şey. Ve o birikim, sonunda denize açıldığında, sanki bir yüküm de denizin derinliklerine çekiliyordu. Yorulmuş ellerim vardı… Geceleri uykusuz kalıp, çözüm aradığım anlar… Ama belki de en zor zamanlarda, insanın yüzleşmesi gereken şey, duygularının ve yüklerinin farkına varmasıydı. Bu bazen gözlerimi sımsıkı kapatıp, "Devam et" dediğim anlarda oldu. İnsan, bazen içindeki dağınıklığı toplamak zorunda kalır, ama bunu kimseye belli etmemelidir. Çünkü bir forman, takımın önünde dik durmalıdır, her ne olursa olsun… Bir liderin, bir yol göstericinin, bir "devam" demek zorunda kalan kişinin
Duygu ve Düşünce
Tersanenin Sessiz Kahramanları Fırtınayı Aşan İnsanlık
Tersanenin sabah sessizliğinde, çelik yığınına dokunduğumuzda aslında sadece metal bir gövdeyi hareket ettirmiyoruz; her darbede, her kıvılcımda yorgun bedenimizi, geceler boyu süren emeğimizi ve sabırla ördüğümüz dayanıklılığımızı da suya bırakıyoruz. Ben bunu her zaman kendi yaşamımın bir yansıması olarak gördüm; çünkü insanın içinde de bir tersane var. Her darbe, her çarpışma ve her sabır anı, içimizde yeni bir gemiyi, yeni bir gücü inşa ediyor. Çekiç sesleri sadece metalde değil, kafamızın içinde de yankılanıyor; soğuk rüzgârda ellerimizin çatlaması, ruhumuzun kararlılığıyla birleşiyor. Ve o gemi, nihayet denize değdiğinde, sanki yıllardır taşımakta olduğumuz yüklerin bir kısmı suya karışıyor. Hayatımda da benzer hisleri yaşadım. Zorluklar hiç eksik olmadı; bazen dağıldım, bazen kendimi kaybettim. Ama her seferinde yeniden ayağa kalktım, parçaları toparladım ve yeniden yürümeye başladım. Tıpkı bir formen gibi… Ekibimin önünde dimdik durmak, zorluklar arasında “devam” demek zorunda kalmak bana öğretti ki liderliğin en zor yanı, kendi yorgunluğunu unutarak ekibin yükünü taşımak. Çünkü biliyordum ki, formen düştüğünde herkes düşer; bu yüzden ne kadar ağır olursa olsun, omuzlamak zorundaydım. Bir gemi denize indiğinde, sadece metalin suya kavuştuğunu görmüyoruz. Aynı zamanda yıllarca süren mücadelemizi, birlikte göğüslediğimiz fırtınaları ve ekibimizin sınır tanımayan dayanıklılığını görüyoruz. Her gemi bana hatırlatıyor ki; zorluklarla yoğrulmadan hiçbir iş gerçek anlamda tamamlanmaz. Emeğin olmadığı yerde gurur da doğmaz. Ve gurur, en çok da birlikte üstesinden geldiğimiz engellerin ardından çıkar. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki; denize indirilen her gemi, bir insanın, bir ekibin, bir mücadelenin sessiz hikâyesini de taşıyor. Biz o gemilere sadece demir değil, ruhumuzu, alın terimizi ve sabrımızı da koyuyoruz. Ve o ruh, dalgaların üzerinde yol alırken sessizce fısıldıyor: “Hayatı yoğur, sınırlarını zorlarken büyü, çünkü gerçek zafer, tam da zor anların içindedir.”
Duygu ve Düşünce