Çürümenin Kitabı “Bazı insanlar, anlamadıkları her şeye saldırarak kendilerini akıllı zanneder.
Bilgi onları rahatsız ettiği için, cehaletlerini cesaret diye pazarlayıp dolaşırlar.
Karanlığın içinde büyüdükleri için ışığa değil; ışığı taşıyan herkese düşman olurlar.
Sorduğun bir soruyu bile kişisel saldırı sayarlar; çünkü zihinsel boşlukları, en ufak bir sorgulamada parçalanacak kadar kırılgandır.
Düşünmek onlar için zahmet, susmak yenilgidir; bu yüzden yüksek sesle konuşarak kendi boşluklarını örtmeye çalışırlar.
Ve ne yazıktır ki, en az bilenler en çok konuşur; en az anlayanlar en ağır hükmü verir.”
“Ama bir de ayrı bir tür vardır:
Kendi cehaletini fark edecek kadar bile cesareti olmayan, fakat başkalarını ezerek ‘zeki’ görünmeye çalışanlar.
Bilmediğini itiraf etmek yerine, bilenleri küçümserler.
Zayıflıklarını alayla, yetersizliklerini ukalalıkla kapatırlar.
Anlamadıkları şeyleri değersiz ilan eder; anlayanları kibirli olmakla suçlarlar.
Çünkü bildikleri tek şey, bilmediğini saklamaktır.”
“Sonunda cehaletin en acı gerçeği ortaya çıkar:
Hiçbir zaman kendini hedef almaz, hep başkalarını suçlar.
Oysa insanın bilgisizliği kaderi olabilir;
fakat bununla övünmesi, onu kibirle süslemesi…
işte bu, kendi elleriyle seçtiği bir felakettir.”