Ceren

Ceren
Hekim
Tıp Fakültesi
12 Ekim 1998
150 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
8/10
·320 syf.··
2024 12. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 19:32
Alex MichaelidesAlex Michaelides Kitabımız çok başarılı olan bir ressamın bir gün durduk yere kocasını öldürmesi ve bundan sonra hiç konuşmamasını çözmeye çalışan psikoterapisti ve gelişen olayları anlatıyor. Ben bu kitabı sevdiğim bir booktober tavsiyesiyle almıştım. Genel olarak başarılı bir kurgu olduğunu düşünüyorum. Fakat benim gibi bu tarz polisiye-gizem temalı fazla okumuşsanız çok da etkileyeceğini düşünmüyorum. Kitabın sonu başından belliydi bence sadece olayların gidişatını ve yazarın o noktaya nasıl bağlayacağının merakıyla okudum diyebilirim. Konu güzeldi fakat ben işlenmesinin biraz daha karmaşık olmasının daha iyi olacağını düşündüm. Bunun yanı sıra dil de bir hayli zayıf kalmış. Yazarın kendi yazım tarzıyla mı yoksa çevirmenle alakalı mı bilmesem de basitliği belli oluyor. Bunun tek avantajı karmaşık yazım dillerini sevmeyenler için kolay bir okuyuş sağlaması olabilir fakat bana zevk vermedi. Goodreads'te de yılın en iyi gerilim roman ödülü verilmiş ama kitabı okurken bir kez bile gerildiğimi hatırlamıyorum. Yani işin özü gerilim diye okuyacaksanız asla tavsiye edeceğim bir kitap değil onun dışında konu merakından okunabilir. Herkese keyifli okumalar dilerim... Sessiz HastaSessiz Hasta
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,6bin okunma
Reklam
Güzelliğin Bedelinin Portresi?
8/10
·258 syf.··
2024 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2024 17:43
Oscar WildeOscar Wilde Uzun bir aranın ardından hem bir klasik okumak hem de inceleme yazmak istedim. Bunun için de yazım dilini beğendiğim ve okurun sıklıkla bahsedilen, belli zaman ve kesimlerce de popülerleşen Dorian Gray'in Portresi romanın en uygun olduğunu düşündüm. Öncelikle kitabımız yazarın dünyanın en saf. harika ve eşi benzeri olmayan bir güzelliğe sahip olan Dorian Gray'in yaşamından bir kesit sunuyor bize. Her şey karakterimizin önce kendisinin portresini yapan arkadaşının belli kesimlerince "sapkın" olarak değerlendirilen bir başka arkadaşıyla tanışıp samimi olmasıyla başlıyor ve karakterimiz kabul olacağını tahmin etmeden ebedi bir gençlik ve güzellik dileğinde bulunuyor... Oscar Wilde'ın yazım dilini bilen bilir biraz ağırdır ve uzun uzadıya betimlemelere sıklıkla başvurur. Bu yüzden zaman zaman alışık olmama rağmen bana da ağır geldiği noktalar oldu. Mesela klasiklere yeni başlayacak birine asla önereceğim bir kitap değil muhtemelen klasiklerden soğutur. Onun dışında kitabın gidişatından ve konusundan bağımsız bazı kısımlar olduğunu düşünüyorum( benim okuduğum basımda 11.bölümdü). Yani evet karakteri biraz daha iyi tanıyor muyuz belki ama mesela o bölümü okumasam da bence bir şey değişmezdi ben öyle hissettim en azından. Gerçekten insanı insan yapan değerlerden uzaklaşmaya ve yozlaşmaya aslında bir adım uzak olduğumuzu çok iyi anlatan bir roman olmuş. Kitabı okurken sürekli " ya bunu da mı yapmış, şunu da söylememiştir" dediğim fazlaca an oldu yani işin özü yer yer bu kadar yozlaşma okuru da şaşırtacak düzeyde olmuş. Başka bir yorumumsa kitabın cinsiyetçilik içeriğine olacak. Kitabı bir kadın okur olarak okurken çıldırmamak elde değil! Feminist yanımı yoğun bir şekilde ortaya çıkaran bu romanı böyle içeriklerden çok rahatsız olan ya da
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Gerçekten "Üç" mü Kız?
6/10
·418 syf.··
2021 2. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 18:31
Uzun bir ara verdiğim kitap incelemelerime Elif Şafak'ın çıktığı zamanlarda çokça konuşulmuş ve eleştirilmiş olan "Havva'nın Üç Kızı" kitabıyla geri dönmüş bulunmaktayım. O zaman öncelikle kitabın konusundan biraz bahsedeyim. Özellikle din ve hayat görüşleri birbirinden tamamen farklı olan üç kadının hayatlarının çakışmasından ve bununla birlikte gelişen olaylardan bahsediyor kitabımız. Tabii siz üç dediğime bakmayın en çok Peri karakterinden ve onun hayatının kesitlerinden oluşmuş. Aslında bu son kurduğum cümle eleştirimin bir girişi de olabilecek nitelikte. Kitabın arka kapağını okuduğumda üç kızımızın da hayatlarına bakacağımızı ve hepsinden birçok kesitler okuyacağımı düşünmüştüm. Elif Şafak'ın gerçekten istediği böyle en çok Peri'ye odaklanmak mıydı yoksa işler bu şekilde mi gelişti bilmiyorum ama ben bu düzenden pek hoşlanmadım. Şirin'i Mona'yı ya da Azur'u daha çok tanımak isterdim. Bu eksikliklerden midir nedir ben o karakterlere pek alışamadım, benimseyemedim, içselleştiremedim. Evet cümlelerini okuduğumda bu karakter bunu söylemiştir diyordum ama asla tam hakkıyla hissedemedim onları maalesef. Ben bu kitaba çok önceden başlamama rağmen pek de adetim olmayan bir biçimde çok fazla ara verip devam ettim. Bunun en önemli sebebi günlük hayatımın biraz yorucu ve fazlaca dolu geçmesi olsa da kitapta istediğim akıcılığı yakalayamamamın da etkisini göz ardı edemeyeceğim. Hep belli bir durağanlıkta gidiyor maalesef. Sonlara doğru bir gizem yaratmaya çalışsa da ben o kadar heyecanlanıp merak etmedim ve şaşırtmadı da sonu. Sonundan bahsetmişken belirsiz olmasa da havada ve ayakları yere basan bir son olmamış daha vurucu olmasını beklerdim. Bir de sisteki bebek meselesi var ki yine beni hiç meraklandırmasa da iyi bağlanmış olduğunu söyleyebilirim.
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619bin okunma
Tanımanı bekledim...
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2020 00:42
Kitap okumaya hiç istemediğim bir şekilde ara vermemden sonra bilinmeyen ve umutsuzluk içinde bekleyen bu kadın bana iyi geldi. Can yoldaşımın, en değerlimin hediye ettiği bu güzel kitabı hemen incelemek istedim. Stefan Zweig nasıl yapmış bilmiyorum ama umutsuzluk içinde bekleyen bir kadının, varlığından bile şüphe duyacak bu kadının ruh halini, düşüncelerini, hislerini bana göre tam da olması gerektiği şekilde -gerçekçi- yansıtmış. Kitabı okurken üzüldüğüm, kadına kızdığım çok yer oldu. Böyle olmamalıydı, hayatını ona bağlamamalıydı, umutsuzca beklemeliydi, belki de sevmemeliydi...Fakat sonra asla tanınamayan bu kadının ne kadar büyük bir tutku haline getirip sevdiğini görünce yine aynı yere çıktım : Onu asla ama asla tanımayan hatırlamayan adama duyduğu aşk gözlerini kör etmişti. Kitap zaten hemen sizi kendine bağlıyor ve çoğu klasiğe nazaran yalın bir dili var. Öyle ki bazı şeyleri tahmin etseniz bile o adamın kadını tanımasını siz de kadınla birlikte sabırsızlık ve umutsuzlukla bekliyorsunuz. Peki umutlarımız bir yere varıyor mu? Okuyanlara soralım... Çok da uzatmak istemiyorum, okuyun ve hislerinizi dinleyin. Şimdiden okumayı düşünen herkese - ki kaldıysa - keyifli okumalar dilerim...
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Parodi Yayınları · 2017266,3bin okunma
"Kardeşimin" Hikayesi
9/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2020 65. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 02:48
Merhabalar. Öncelikle söylemeliyim ki Livaneli'nin kitaplarını sebebini bilmediğim bir şeklide okumayı erteliyordum. Tahmin edersiniz ki üzüldüm bu kadar geciktirdiğime. Kitapla ilgili ilk söylemek istediğim şey akıcılığı ikincisi de beklediğimden daha az olan çarpıcılığı. İlerde yazmış olduğum spoiler kısmında çarpıcılığının neden beni istediğim kadar çarpmadığından da bahsetmiş olacağım. Kitabın konusu gerçekten güzel ve etkileyici. O kadar fazla inceleme ve yorum var ki bu kitap hakkında konusunu buraya yazmama gerek kalmadığını düşünüyorum. Livaneli'nin akıcı ve sürükleyici dili sizi kitaba bağlıyor ve aklınızdaki sorularla okuma isteğiniz asla sönmüyor ve hatta belki benim gibi bir günde bitiriyorsunuz kitabı. Konu her ne kadar özgün olsa da aslında dünya edebiyatında bu konuya dair kitaplar bulunuyor bunu da ilerdeki spoiler içeren kısımda yazacağım. Tam da bahsettiğim bu sebepten ötürü ben sonundaki birkaç olayı kitap boyunca sorguladım ve bazı şeyleri kitabın ortalarına doğru çözdüm. Tabii bunun sebebi benim bu türlerde kitap okumam da olabilir çok fazla düşünüp seçenekler oluşturmam da. O yüzden kitabın herkeste çarpıcılık seviyesinin değiştiğini düşünüyorum. Ama tahmin etsem de konu o kadar etkileyici ki okuduğunuzda bir dumura uğrama hissi bırakıyor. Ayrıca kanımca bazı olaylar ve kişilerin karakterleri yer yer sığ kalmış. Yine de sürükleyiciliğine ve etkileyiciliğine bakarsak değerdi diyorum. Herkese rahatlıkla tavsiye ettiğim gayet akıcı ve sürükleyici bir roman sunmuş bize Livaneli. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim. *SPOİLER* Öncelikle şu benzer konulu dediğim kitap "Asla Ayrılmayacağız". Burada da başkahramanımız olmayan bir kardeşini var olarak gösteriyor ve tüm yaşadığı olumsuzlukları onun yarattığını düşünüyor. Bu yüzen kitabın
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Reklam