9/10
·404 syf.··
2012 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2012 00:00
1665 yılında, Doğu’da yaşayan son Cenevizlilerden biri olan Baldasarre Embriaco’nun hikâyesiyle başlıyor her şey. Lübnan’ın Cübeyl kentinde kaybettiği bir kitabı bulmak için yola çıkıyor. İncil’de yazdığına göre ertesi yıl, yani 1666’da dünyanın sonu gelecekti ve bu felaketi önlemenin tek yolu, Allah’ın varlığına işaret eden “Yüzüncü Ad”ın bilinmesiydi. Bu adın yer aldığı söylenen gizli bir kitap ise, yedi-sekiz yıl önce yaşlı ve yoksul bir Müslüman olan Hacı İdris tarafından Baldasarre’a verilmişti. Fakat Hacı İdris kitabı verdikten hemen sonra vefat etti ve Baldasarre kitabı okumaya fırsat bulamadan, İstanbul’a giderken Fransa Sarayı görevlisi Şövalye Hugues de Marmontel’e çok yüksek bir fiyatla satmak zorunda kaldı. Baldasarre, kitabı satmanın verdiği pişmanlığı yaşarken, yeğeni Cabir’in ısrarıyla kitabın peşine düşmeye karar verdi. Cabir ve Habib ile yardımcısı Hatem, Baldasarre’nin yanında yolculuğa çıktılar. Bir süre sonra Baldasarre’nin gençlik aşkı Marta ve kasabanın dul bir kadını da onlara katıldı. Bu yolculuk onları İstanbul’dan Londra’ya, Ege Adaları’ndan Ceneviz’e, İzmir’den Konya’ya, Amsterdam’dan Lizbon’a kadar uzanan bir serüvene sürükledi. Yol boyunca İzmir’deki Sabetay Sevi ayaklanmasını, 1666’daki Büyük Londra Yangını’nı, Hollanda-İngiltere Savaşları’nı ve Konya’daki veba salgınını bizzat gözlemlediler. Baldasarre için bu yolculuk, sadece kayıp bir kitabı bulma çabası değil, aynı zamanda o dönemin karmaşık tarihsel ve toplumsal olaylarına tanıklık ettiği bir serüvene dönüştü.
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
Puan vermedi·404 syf.··
2025 8. kitabı
Amin Maalouf'u çok severim ama bu roman nedensiz yere çok uzun zamandan beri bekliyor... eskileri okuma hedefim nedeniyle sıra geldi nihayet... Konu; 1666 yılında kıyametin kopacağı (2012 benzeri bir tartışma söz konusu) üzerine şekilleniyor... din adamları, azıcık okumuş yazmış herkes bu konuya kafa yoruyor... Cübeyl kentinde antikacılık ve eski kitap satıcılığı yapan Baldassare, tereddütlü yaklaşsa da ona kitap sormaya gelen birkaç kişinin etkisiyle bu konuyu düşünmeden de yapamıyor... diğer yandan da herkes tılsımlı bir kitaptan bahsediyor, Allah'ın yüzüncü adını içeren ve gerçek olup olmadığı bilinemeyen bir kitap... Baldassare bu kitabın peşinde önce Konstantinopolis'e sonra İzmir, Sakız, Cenova, Amsterdam ve Londra'ya kadar uzanıyor, başlangıçta tüm bu yolculuğu yapmak gibi bir hedefi yok ama sanki kader onu oradan oraya sürüklüyor... bir yandan da kıyamet kopacak mı kopmayacak mı korkusu herkesi sarmış durumda ve kitabın olduğunu düşündüğü her yerde de vahim olaylar önü sıra gidiyor... Bu kehanet, tılsım vs. konularını bir yana bırakıyorum ama yol hikayesi mükemmeldi, hiç o kadar uzağa gitmek gibi bir niyeti olmayan Baldassare'ın kendini sürekli başka bir yerde bulması ve onca vahim olayla baş etmeye çalışması çok iyiydi... hikayeyi Baldassare'ın yazdığı günlüklerden öğreniyoruz, romanın kitaba ve yazıya önem atfeden bir yönü, akıcı bir anlatımı var, ben sevdim size de öneririm...
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·404 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 01:19
Baldassare Embiaco bir kitapçı bir antikacı bir okadar macera sever bir Cenevizli.Onunla yolda olmak hem keyifli hem huzurlu ama biraz endişeliydi fakat şahaneydi.Tedadüfen eline düşen bir kitap onu yoldan yola savurup durdu.Ceneviz, Cenova Cubeyl, İzmir, Konstantinapolis ve daha niceleri.Denizde dünyayı fersah fersah gezdi.Tanrı'nın yüzüncü adı var mıydı gerçekten yoksa bir safsatamıydı. Aradı, arandı, aldandı aldatıldı aşık oldu, sevdi, sevildi...1666 yılı dünyanın sonu mu olacaktı Sebetay Sevi gerçek miydi, yeni bir Mesih mi geliyordu? Hem okudum, hem yaşadım, hem öğrendim.Yol da bendim yolcu da...
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
6/10
·404 syf.··
2025 2. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 01:21
“Doğu'da yaşayan son Cenevizliler'den olan Baldasarre Embriaco, 1665'te yaşadığı yer olan Lübnan'nın Cübeyl kentinden kaybettiği bir kitabı (Yüzüncü Ad) bulmak için yollara düşer. İncil'e göre ertesi yıl, yani 1666 yılı dünyanın sonu olacaktı. Bu sonu engelleyecek tek şey Allah'ın var olduğuna inanılan "Yüzüncü Ad"ıydı. Ünlü Bağdat'lı yazar Ebu Mahir el-Mazandarani tarafından yazılmış ve kimselerin görmediği bir kitapta bu adın yazıldığı dedikoduları dolaşmaktadır. Adı geçen kitap yedi sekiz yıl önce Cübeyl'e sığınmış yaşlı ve yoksul bir Müslüman olan Hacı İdris tarafından Baldassare'a armağan edilir. Ancak, yaşlı adam kitabı Baldassare'a verdikten hemen sonra ölür. Baldassare ise kitabı okumaya fırsat bulamadan, İstanbul'a giderken alışveriş amacıyla Cübeyl'e uğrayan Fransa Sarayı görevlisi Şövalye Hugues de Marmontel'e çok yüksek bir fiyatla satmak zorunda kalır. Kitabı satmanın pişmanlığını yaşarken yanında çalışan ve uzun süredir Canavarın Yılı ile ilgili konuları araştıran yeğeni Cabir'nin de ısrarıyla kitabın peşinden yola koyulurlar. Yolculuğa yeğenleri Cabir ve Habib, ayrıca yardımcısı Hatem ile birlikte çıkar. Yanlarına birkaç durak sonra kocasının ölümünü onaylatmak peşinde olan kasabanın dulu ve Baldasarre'nin gençlik aşkı olan Marta'da katılır. Baldasarre bu yolculuk sırasında İstanbul'dan Londra'ya, Ege Adaları'ndan, Ceneviz'e, İzmir'den Konya'ya, Amsterdam'dan Lizbon'a bir koşuşturma içerisine girecekti. Bu koşuşturma içerisinde İzmir'deki Sabetay Sevi ayaklanmasına, 1666 yılında Büyük Londra Yangını'na, Hollanda-İngiltere Savaşları'na ve Konya'da veba salgınına tanık olacaktır.” Sabatay Sevi, Yahudi din adamı ve tarikat lideriydi. 17. yüzyılda Osmanlı topraklarında, İzmir Agora'da doğdu. 22 yaşında Mesihlik iddiasında bulundu. Dünyayı kötülüklerden
Yüzüncü AdAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20188,2bin okunma
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 17:48
Bu kitabı 2024'ün yaz sonunda okumaya başlamıştım fakat Seyyid Hasan Nasrallah'ın şehadeti haberi sonrasında yarım bıraktım. Geçtiğimiz günlerde baştan başladım ve duygularımın tamamen başka bir zeminde kitaba yöneldiğini farkettim. Artık Seyyid yoktu ve bu kitap onun dünyadaki mevcudiyeti sırasında yazılmıştı. Öyle ki, bazı ifadeler sanki Seyyid hala yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Kitabın içeriğine gelecek olursak, anlatı öncelikle Mustafa Allahyari'nin Giriş yazısıyla başlıyor. Allahyari, Şehid Seyyid'in kişisel ve liderlik özelliklerine tanıtımla başladığı giriş yazısını Hizbullah düşüncesinde insan tanımına başvurarak çoğaltıyor. Seyyid Hasan'a kapsamlı bir bakışla başlangıç veren kitap çocukluğuna, eğitim ve öğretime atılma sürecine ve Lübnan'daki çoklu etnisite olgusuna dikkat çekiyor. Seyyid Hasan Nasrallah, babası Abdülkerim'in manav dükkanında asılı olan İmam Musa Sadr'ın resminin büyüsüne kapılıyor adeta; sürpriz olmayacak şekilde Seyyid'in İmam gibi olmayı arzuladığını, resme dikkatli baktıkça hayret ve hayranlığının arttığını öğreniyoruz. Şehid Seyyid'de devrimci bilincin ilk defa İmam Musa Sadr'ın resminin içinde uyandırdığı duygulanım olduğunu düşünüyorum. İlerleyen sayfalarda Şia'nın en büyük partisinin Lübnan'daki konumu ve hareketliliği ele alınarak Hizbullah'ın akide ve görev anlayışında Lübnan'da siyasi kazanç elde etmeyi amaçlamadığı vurgulanıyor. Kişisel olarak ilgilendiğim iki konu Besic ve Cebel-i Amil, Bint Cubeyl ve Dahiye olduğu için bu kitaptaki değinilerden onları yakalamaya çalıştım. Besic ile ilgili yazılı bir eser bulmak webde bile çok zor fakat gündemi takip ederek Dahiye'den haberdar olabilme imkanımız var. Bu kitap üzerine söylenecek çok fazla şey var fakat bu video her şeyi
Direniş Ekseni
Direniş'in DiliMustafa Allahyari · Feta Yayıncılık · 201424 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2025 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 16:04
Son iki senedir sık sık Ali Şeriati'ye başvuruyorum, Kevir onun benim okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum bile. Kitabı anlatmak imkansız okumaya gerçek anlamda onu okumaya başlamanın imkansız görünmesi gibi. Şeriati'nin, okuduğum ilk kitabı Şia'da ne kadar tutkulu ve hareketli bir dili olduğunu görmüştüm, bu diğer kitaplarında da böyleydi ama kitap bir yerden sonra kendini açıyordu. Kevir'de bu çok zor. Profesör girişte yazılarının 3'e ayrıldığını ve bunların ''Toplumsallar, İslamsallar ve Çölseller'' olduğunu söylüyor. Kevir'i sanırım ''yazdığıma değil yaşamı duyumsadığıma'' dediği Çölseller kategorisine ekleyebiliriz. Ali'nin Kufe'de yaptığı konuşmalardan birine ''Şikşikiyye'' dediğini -bu konuşmalar birleşerek Nehcül Belağa'sını oluşturur- vurgulayan Şeriati, Kevir'i de bu tür tutkulu, ateşli ve zaptolunamaz konuşmalara benzetiyor. Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar, eserleri arasında bağlantı kurma pratiğine tanıdıktır, bu tüm fikrini sayfalara aktardığına işaret ediyor. Kevir, içinde filozofların ve düşün insanlarının, bilim insanları ve ulu şahsiyetlerin adının geçtiği, Şeriati'nin hepsini insana bakmayı öğrendiği noktadan tahlil ettiği dopdolu bir gezinti, üstelik kelimeler ve buğu şeklinde bir anlatım ile. Okuması zor ama duyumsanmaması güç bir iç döküş, uzun süre yanmış bir alevin sabaha doğru sisini göğe bırakması, rasyonalizmin saçma bıkkınlığı ile idealizmin özlem dolu bekleyişi...Kevir için ne söylenilebilir ki her okuması bir ilk okuma iken... Not: Şehit Mustafa Çamran, Bint Cübeyl'e Emel direnişçilerinin yanına giderken yanına yalnızca Kevir'i almıştır.
Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren CoğrafyaAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 1998100 okunma