Kurtçuklar elmaya dadanmışsa...
Kurtçuklar elmaya dadanmışsa...dışarıdan bakıldığında sapasağlam, albenili ve kıpkırmızı görünen o elmayı, gün gelir içi boşalmış bir kabuğa dönüştürürler. Çünkü onların derdi elmanın bütünü, ağacın geleceği ya da meyvenin estetiği değildir; yalnızca anlık iştahları ve kemirme güdüleridir. Bu çarpıcı biyolojik gerçeklik, insan toplumlarına ve kurumlarına uyarlandığında çok daha derin bir anlam kazanır. Bir yapıyı, bir fikri ya da bir kurumu dışarıdan devirmek zordur; asıl büyük yıkım, liyakatten ve şahsiyetten yoksun zihinlerin, o yapıyı "içten içe, sessizce ve oburca" kemirmesiyle başlar. Dış görünüş ne kadar parlak olursa olsun, özü çürüyen her şey ilk güçlü rüzgârda devrilmeye mahkumdur. İşte bu içten içe kemirilme hali, toplumsal yapının ve kolektif bilincin en büyük trajedisidir. Dışarıdan gelen bir tehdit, bünyeyi teyakkuza geçirip bir direnç odağı oluşturabilirken; içerideki çürüme, mukavemet gösterecek zeminin kendisini yok eder. Felsefi ve toplumsal açıdan bu "içten kemirilme" sürecini üç ana sütun üzerinden okuyabiliriz: Liyakat Krizi ve Kurumsal Çürüme Bir kurumu ya da toplumu ayakta tutan şey, onu oluşturan parçaların işlevselliğidir. Elmanın özünü besleyen damarlar gibi, toplumun damarları da liyakattir. Hak edişin ve yetkinliğin yerini sadakat kılıfı altındaki oburluk aldığında, kurumlar tıpkı o elma gibi dışarıdan ihtişamlı birer "kabuk" olarak kalır. İçeride ise ortak ideal değil, sadece bireysel iştahların tatmini döner. Kabuk ne kadar kalın ve boyalı olursa olsun, taşıyıcı kolonlar boşalmıştır. Şahsiyet Aşınması ve "Mış Gibi" Yapmak Bu süreç, bireysel düzlemde şahsiyetin istilasıyla başlar. Kemiren zihniyet, üretemeyen ama tüketen zihniyettir. Estetikten, ahlaktan ve derinlikten yoksundur. En tehlikeli tarafları ise, elmanın kabuğuna zarar
Aşk karmaşası
Aşk, aşk, aşk… Belki de her şey Eros’un okuyla başladı. Fırlattığı oklar bazen iki insanı birbirine yaklaştırdı, bazen sonsuza kadar ayırdı. Kimi zaman imkansız hale getirdi, kimi zaman kavuşanları bile birbirine yabancılaştırdı. Kavuşamayanlar, kavuşup dengeyi kuramayanlar, aşkı dolu dizgin yaşayanlar, platonik takılanlar, birine uyup diğerine uymayan aşklar… “Aşk” sadece üç harf ama içinde koca bir evren taşıyor. Ama şunu düşünüyorum: Biz insanlar aşkın etrafında dolaşıp duran küçük cüceler gibiyiz. Bir küçük aşk lokması için etrafta koşuşturup duruyoruz. Aşk kapımızı çalsın istiyoruz. Ama kapılarımız sonuna kadar kilitli. Üstelik o kilitleri belki yüzyıllardır değiştirmemişiz. İstiyoruz ki kapıyı o çalsın. Kilidi o açsın. Gerekirse kapıyı o kırsın. Yetmezmiş gibi gelip bizi de kapının arkasından çekip çıkarsın. Oysa belki de mesele çok daha basit. Biz o kilitleri biraz gevşetsek… Kapıyı hafif aralık bıraksak… Kimsenin ne kapıyı kırmasına, ne kilit açmasına, ne de bizi kurtarmasına gerek kalmaz. Kendi adıma konuşursam, son yıllarda aşkın çok da realist bir şey olduğunu düşünmüyorum. Aşk bazen mantığın bavulunu toplayıp evi terk etmesi gibi. “Ben asla yapmam” dediklerini yapmak gibi. Karşındakini, zihnindeki profile uydurmaya çalışmak gibi. Ve işin kötüsü, hep yönlendirmelerle dolu: Sevgiyi çok verirsen “sıkıcı” olursun. Az verirsen “soğuk.” Çok uyumluysan “heyecansız.” Uyumsuzsan “asi.” Kaçarsan kovalanırsın. Kaçmazsan yerinde çakılı kalmış, sabit hiç gitmeyen bir ev gibi görünürsün. İmkansızken büyütülen şey, mümkün hale gelince değersizleşir. Çok çaba gösterirsen kendinden ödün vermiş olursun. Az çaba gösterirsen “Bu aşk için hiçbir şey yapmıyorsun” denir. Kıskançlıklar havada uçuşur. Bazen seni eğitilmemiş bir at gibi dizginlemeye çalışırlar. Bazen savunmasız,
Aşk
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Melik | el-Melik İsminin Anlamı EL-MELİK: Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve tek hükümdarı. Sözlükte, sahip olmak, istila etmek, kuvvetli olmak, yoğurmak, hükmetmek, kontrol etmek, irade gibi anlamla gelir. Tâhâ 114 ve Mü‟minûn 116. ayetlerde “el-Melikü‟l-Hakk (Gerçek Hükümdar)” şeklinde Allah tanıtılmaktadır. Haşr 23 ve Cuma 1. ayetlerde ise “el-Melik (Mutlak hükümdar)” şeklinde marife ve el-Kuddûs ismi ile beraber zikredilmektedir. Böylece hem Allah‟tan başka gerçek melik olmadığı, hem de Allah‟ın hükümdarlığının her türlü eksiklik, kusur ve ayıptan uzak olduğu vurgulanıyor. Bizim gördüğümüz veya göremediğimiz her âlemin ve içinde yaşayan varlıkların her birinin tek yaratıcısı ve tek sahibi Allah’tır. Yaşadığımız evrenin ezelî ve ebedî hükümdarı, Kralı, Padişah-ı Zü’l-Celâli de O’dur. İçindeki bütün yıldızlar, galaksiler, nebülözler, dev cüceler, ak cüceler, kara deliklerle birlikte uzay ve kâinat, insanlar, hayvanlar ve bitkiler, paralel evrenler ve göremediğimiz âlemlerde yaşayan bütün ruhaniler; melekler, cinler, şeytanlar ve diğer ruhaniler ve daha bilemediğimiz pek çok varlık Allah’ın hükümranlığında ve emri altındadır. Sayısız âlemlerin mülkünü ve idaresini elinde bulunduran ve buralarda hüküm süren olağanüstü düzenin hayat bulmasını sağlayan yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?”(Kıyamet, 75:36) Melik | el-Melik ile ilgili Ayetler Melik isminin geçtiği ayetler: 1-“İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir. Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir.” (Tâhâ 113, 114) 2-“Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz? Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka
Din
Melik | el-Melik İsminin Anlamı EL-MELİK: Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve tek hükümdarı. Sözlükte, sahip olmak, istila etmek, kuvvetli olmak, yoğurmak, hükmetmek, kontrol etmek, irade gibi anlamla gelir. Tâhâ 114 ve Mü‟minûn 116. ayetlerde “el-Melikü‟l-Hakk (Gerçek Hükümdar)” şeklinde Allah tanıtılmaktadır. Haşr 23 ve Cuma 1. ayetlerde ise “el-Melik (Mutlak hükümdar)” şeklinde marife ve el-Kuddûs ismi ile beraber zikredilmektedir. Böylece hem Allah‟tan başka gerçek melik olmadığı, hem de Allah‟ın hükümdarlığının her türlü eksiklik, kusur ve ayıptan uzak olduğu vurgulanıyor. Bizim gördüğümüz veya göremediğimiz her âlemin ve içinde yaşayan varlıkların her birinin tek yaratıcısı ve tek sahibi Allah’tır. Yaşadığımız evrenin ezelî ve ebedî hükümdarı, Kralı, Padişah-ı Zü’l-Celâli de O’dur. İçindeki bütün yıldızlar, galaksiler, nebülözler, dev cüceler, ak cüceler, kara deliklerle birlikte uzay ve kâinat, insanlar, hayvanlar ve bitkiler, paralel evrenler ve göremediğimiz âlemlerde yaşayan bütün ruhaniler; melekler, cinler, şeytanlar ve diğer ruhaniler ve daha bilemediğimiz pek çok varlık Allah’ın hükümranlığında ve emri altındadır. Sayısız âlemlerin mülkünü ve idaresini elinde bulunduran ve buralarda hüküm süren olağanüstü düzenin hayat bulmasını sağlayan yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?”(Kıyamet, 75:36) Melik | el-Melik ile ilgili Ayetler Melik isminin geçtiği ayetler: 1-“İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir. Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir.” (Tâhâ 113, 114) 2-“Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz? Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka
Din İslam
Bu sabah da Güliver’le bir büyüyelim bir küçülelim, bir devler ülkesine gidelim bir cüceler ülkesine. Masal bu ya aynı insan, bir yerde kocaman bir devdir, başka bir yerde minnacık, çaresiz bir cüce. Peki ya sen hiç sordun mu kendine? “Sen kime göre büyüksün, kime göre küçüksün?” Hayatta da böyle değil mi? Bazen bir sofrada sözümüz dinlenir, bir başka yerde cümlemiz yarıda kesilir. Birinin gözünde kahraman, diğerinin gözünde sıradan olabiliriz. Dünyanın bize biçtiği boy mekanlar değiştikçe, değişir. İşte Güliver’in asıl yolculuğu da denizlerde değil, “Ben kimim?” sorusunda gizlidir. O halde haydi uyan… Bugün kendi boyunu başkalarının aynasında ölçmeyi bırakıp, kalbine sormayı, ruhunla ölçmeyi, insanın dev ya da cüce değil kendini tanıma yolculuğundaki bir fani olduğunu unutmadan. Günaydın 🧚🏻 Saniye Bencik Kangal
Alıntı
Melik | el-Melik İsminin Anlamı EL-MELİK: Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve tek hükümdarı. Sözlükte, sahip olmak, istila etmek, kuvvetli olmak, yoğurmak, hükmetmek, kontrol etmek, irade gibi anlamla gelir. Tâhâ 114 ve Mü‟minûn 116. ayetlerde “el-Melikü‟l-Hakk (Gerçek Hükümdar)” şeklinde Allah tanıtılmaktadır. Haşr 23 ve Cuma 1. ayetlerde ise “el-Melik (Mutlak hükümdar)” şeklinde marife ve el-Kuddûs ismi ile beraber zikredilmektedir. Böylece hem Allah‟tan başka gerçek melik olmadığı, hem de Allah‟ın hükümdarlığının her türlü eksiklik, kusur ve ayıptan uzak olduğu vurgulanıyor. Bizim gördüğümüz veya göremediğimiz her âlemin ve içinde yaşayan varlıkların her birinin tek yaratıcısı ve tek sahibi Allah’tır. Yaşadığımız evrenin ezelî ve ebedî hükümdarı, Kralı, Padişah-ı Zü’l-Celâli de O’dur. İçindeki bütün yıldızlar, galaksiler, nebülözler, dev cüceler, ak cüceler, kara deliklerle birlikte uzay ve kâinat, insanlar, hayvanlar ve bitkiler, paralel evrenler ve göremediğimiz âlemlerde yaşayan bütün ruhaniler; melekler, cinler, şeytanlar ve diğer ruhaniler ve daha bilemediğimiz pek çok varlık Allah’ın hükümranlığında ve emri altındadır. Sayısız âlemlerin mülkünü ve idaresini elinde bulunduran ve buralarda hüküm süren olağanüstü düzenin hayat bulmasını sağlayan yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?”(Kıyamet, 75:36) Melik | el-Melik ile ilgili Ayetler Melik isminin geçtiği ayetler: 1-“İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir. Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir.” (Tâhâ 113, 114) 2-“Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz? Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka
Din