sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekala, ikincisine? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o? atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?
ilk olarak kitabın konusunu vs. söyleyeyim sonra eleştirilere geçerim. daha önce asayiş şubede çalışıp yaptığı bir şeyden dolayı çocuk şubeye alınan devin isimli evli ve bir çocuk sahibi bir kadın komiser var. çocuk kaçırılma vakaları olmaya başlıyor, hepsini birbirine bağlayan noktalar ise motorlu birinin kaçırdığı söylentisi ve olay yerinde bulunan kardan adam kartpostalları fakat devin bunları ekibiyle araştırırken kendi çocuğu da kaçırılıyor. devin ve ekibi olayla ilgili pek yol kat edemeyince dosya esmer adında bir baş komisere veriliyor ama devin olayı üstü kapalı araştırmaya devam ediyor, olay bu. konusu, kapağı, günlükten kesitler verilmesi cidden çok hoştu ama yazar çoğu kitabında +16 şeyler koyuyor yaklaşık 2 sayfa olsa da bu durum kötüydü bence.
sen geliyorsun içimin dağınıklığı toplanıyor. baş köşede beş yüz yıldır var gibisin. ellerim seni biliyor, yüzüm sana tapınak. sen varsın, evim ömrüm sen kokuyor. bütün kötüler şehri terk ediyor ve hiçbir kötülük barınmıyor yurdumda. sen geliyorsun mahallemde çocuklar koşturuyor. en güzel şarkıları dinliyorum seninle konuşurken. beş yüz yıldır seviyormuş seni kalbim. içimdeki eşyalar yer değiştiriyor, sen geliyorsun her şeyi unutuyor aklım. aklım güzelliğini almıyor. senin adın ağzımdan çıkarken, dünyanın en güzel kirpikleri yan yana diziliyor. sanki denize bakar gibi gülümseyişin takılıyor ellerime. sen geliyorsun, ben kalamıyorum kendimde.