Aldanmışlar arasında, doğru kavrayışlı bir adam, tüm saat kuleleri yanlış zamanı gösteren bir kentte, kendi saati doğru olan bir adama benzer. Saatin gerçekte kaç olduğunu bir tek o bilmektedir; ama bu onun ne işine yarar? Tüm dünya yanlış zamanı gösteren kent saatlerine göre davranmaktadır; hatta bir tek onun saatinin doğru zamanı gösterdiğini bilenler bile.
Elli küsur sayfalık bir kitaptan ne tür çıkarımlar yapılabilir?
Bin üç yüzlü yıllarda bize Hristiyan aleminin mezhep savaşları olarak anlatılan (Haçlı seferleri de yakın dönem diye hatırlıyorum) dönemi konu alıyor.
Fakat anlatım ruhani veya mezhepler açısından değil, buz gibi sınıflar açısından.
Bir takım din insanları basit bir soru ortaya atıyor; neden kutsal kitabı kendi dilimizde okumuyoruz? Latince anla mıyoruz, neden tanri ile aramızda şatafatlı bir hayat süren din insanları var?
İnsanlar her gün okuyup amin dedikleri metinleri anlamaya başlayınca büyük bir gürültü kopuyor…
Kuru kuruta batı hayranlığı yapmamak lazım, fakat su an içinde bulunduğumuz durumu bin yıl önce yaşamış olmaları bizim açımızdan irdelenmesi gereken bir durum.