10 yıl önceki bu hece şiirimle dünyayı tasvir etmiştim.
Şöyle bir baktım da değişen ne var diye.
Aynı tas aynı hamam.
Hatta hamam eskimiş tas ise kayıp
Kibrit suyu
Cüsseler vardır işte, sanatından da meşhur
Altın derinde tutsak, teneke doğuştan hür
Muhabbet âşka zekât, sevgi îmana öşür
-Çöplükte eşinenin, aynıdır çıkmaz huyu
-Köküne yan bakanın, köküne kibrit suyu!
/
Göğsünden görgüsüzün, yüzü akmış bana ne?
Hür yaşarım ezelden, zincir kırdım kime ne?
Özneyim ben cümlede, ey virgülüm! sana ne?
-Güzel ninni yazmışlar, uyu Kardaşım uyu (!)
-Hak binayı yıkanın, köküne kibrit suyu!
/
Tarihten formülize, mayamız hamurumuz
Birleşik duvar örer, bulaşmaz çamurumuz
Aynı denizde katre, gerekmez simge rumuz
-Asfalta kanmayınız, köşe başında kuyu
-Şirazeden çıkanın, köküne kibrit suyu!
/
Yüreğim solda atar, bileğim güçlü sağda
Her yöne koşarız biz, şehirde, köyde, bağda
Kimi sessiz sedasız, kimi boğulur yağda
-Sevdamız şaha kalktı, büyü bozuldu büyü
-Irmağa ters akanın, köküne kibrit suyu!