Mitolojik ve dini referanslar, modern asimetrik savaşın (İHA/Sürü saldırıları) temel mantığını binlerce yıl öncesinden özetliyor. Odysseia, Davut ile Golyat ve Kursk Savaşı arasındaki ortak payda; devasa bir gücün, kendi cüssesi ve hantallığı nedeniyle küçük, hızlı ve "akıllı" bir hamleyle saf dışı bırakılmasıdır. Askeri verilerle bu efsaneleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo şudur: ​1. Odysseus: Tepegöz'ün (Polyphemus) Kör Edilmesi ve AWACS Kaybı ​Odysseus, devasa ve yenilmez Tepegöz'ü (Cyclops) kaba kuvvetle değil, tek gözünü kör ederek alt etmişti. ​Savaş Bağlantısı: Metinde bahsedilen E-3 Sentry AWACS uçaklarının vurulması, modern ordunun "tek gözünün" kör edilmesidir. ​Analoji: AWACS havada olmadığında, milyarlarca dolarlık uçak gemileri ve füze sistemleri (dev cüsse), tıpkı mağarada sağa sola saldıran ama hiçbir şeyi göremeyen Tepegöz gibi hantallaşır. Hedefini göremeyen bir dev, ne kadar güçlü olursa olsun etkisizdir. ​2. Davut ve Golyat: "Sapan Taşı" vs. "Ağır Zırh" ​Golyat, dönemin en ağır zırhlarına ve en büyük kılıcına sahipti. Davut ise sadece bir sapan ve birkaç çakıl taşıyla ortaya çıktı. ​Savaş Bağlantısı: İran'ın 20 bin dolarlık İHA'ları (sapan taşı), ABD'nin 4 milyon dolarlık Patriot ve THAAD füzelerini (Golyat'ın ağır zırhı) yoruyor ve bitiriyor. ​Maliyet/Hantallık: Golyat zırhının ağırlığından dolayı hızlı hareket edemiyordu. Modern hava savunma sistemleri de "maliyet" ve "üretim hızı" (Tomahawk'ın 2 yıllık üretim süreci) nedeniyle lojistik olarak hantallaşmış durumda. Bir "sapan taşı" (İHA) doğru noktaya isabet ettiğinde, devasa sistem (ekonomi ve ordu) sarsılıyor. ​3. "Büyük Cüsseler Hantallaşabilir" (Kurumsal ve Lojistik Ataleti) ​Metindeki veriler, ABD'nin sadece askeri değil, lojistik olarak da hantallaştığını
1000Kitap
Büyükler ve küçükler
Ağır gölgeler düştü üzerine, Ezildi sessiz akıllar. İncelik mum ışığında arandı, Elinin tersiyle itip geçenler arasında. Sahte gözyaşları kandırdı ahmakları, İçi boş sözler yankılandı. Büyüklük bedenlerde mi saklıydı, Yoksa zincirsiz düşünenlerde mi? Cüsseler mi devleşti, Fikirler mi küçüldü?
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tatlı Zehir Nerede hani bin yıl, Hayat süren kimseler. Burnundan bir tane kıl, Aldırmayan cüsseler. Hayat tatlı bir iksir, İçinde binbir zehir, Birden unutuverir, Tekrar başa dönseler. Ankara, Temmuz 2008
Hece Şiirim
10 yıl önceki bu hece şiirimle dünyayı tasvir etmiştim. Şöyle bir baktım da değişen ne var diye. Aynı tas aynı hamam. Hatta hamam eskimiş tas ise kayıp Kibrit suyu Cüsseler vardır işte, sanatından da meşhur Altın derinde tutsak, teneke doğuştan hür Muhabbet âşka zekât, sevgi îmana öşür -Çöplükte eşinenin, aynıdır çıkmaz huyu -Köküne yan bakanın, köküne kibrit suyu! / Göğsünden görgüsüzün, yüzü akmış bana ne? Hür yaşarım ezelden, zincir kırdım kime ne? Özneyim ben cümlede, ey virgülüm! sana ne? -Güzel ninni yazmışlar, uyu Kardaşım uyu (!) -Hak binayı yıkanın, köküne kibrit suyu! / Tarihten formülize, mayamız hamurumuz Birleşik duvar örer, bulaşmaz çamurumuz Aynı denizde katre, gerekmez simge rumuz -Asfalta kanmayınız, köşe başında kuyu -Şirazeden çıkanın, köküne kibrit suyu! / Yüreğim solda atar, bileğim güçlü sağda Her yöne koşarız biz, şehirde, köyde, bağda Kimi sessiz sedasız, kimi boğulur yağda -Sevdamız şaha kalktı, büyü bozuldu büyü -Irmağa ters akanın, köküne kibrit suyu!
Hayret -meleklere değil de- Hayret, insanın onca hâline, Hayret’e dudak büzermiş hayret. Hasretim hasret hasbihâline, Hem dinler hem göz süzermiş hayret. Ne hafif bir dev gibi cüsseler, Alan yok dibe vurur hisseler, Ve saraylarda fakir kimseler, Varlık içinde yüzermiş hayret. Hesaplar alt-üst, bir garip mizan, Tuhaf, mezarda yer yok, der izan, Daracık eve sığmayan insan, Yine de eşya düzermiş hayret. Arzular; her gün eğlence olsun, Her sabah zaman bilmece olsun, Böyle bir insan bir gece olsun, Boyun bükmekten bezermiş hayret. Bir (Bilinen)i bilmez bir hane, Üste sayarken onca bahane, Bilinmeyenli bilmem kaç tane, Nice denklemler çözermiş hayret. Uzakmış ölüm, gerçekmiş rüya,