Cemre

Cemre
@cwmre
34 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·576 syf.··
2020 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2020 22:22
Yazarının ilk ve tek romanı olduğunu öğrenince çok şaşırdığım bu kitap; cumhuriyetin ilk yıllarında yazılıp İstibdat, Meşrutiyet ve Mütareke zamanlarının üç İstanbul'unun kaosunu, insanlarını, tüm kötülükleri ve ahlaksızlıkları satırlarında barındıran, her bölümünde ayrı bir entrika olan, yaşanan her olayın bir sebep uğruna yaşandığı ve her detayı sonuna kadar ince ince işlenmiş (bence) okuması oldukça keyifli ve dönemi anlamak isteyenler için yararlı bir kitaptı. Dili konusunda ise söylemek isterim ki kitaba başlamadan önce biraz da tarihi bir roman olmasından kaynaklı ağır bir dil beklemiştim ancak kitabın dili için ağır dersek çok haksızlık etmiş oluruz. Kitap boyunca tutunacak bir dal, ''Evet bu karakteri seviyorum!'' diyebileceğim ve her çevirdiğim sayfada onun mutluluğunu umacağım bir karakter aradım. Ama kitaptaki her karakterin benliğini şekillendiren, hepsinden tek tek iğrenmemi sağlayan bazen şehvet, bazen kibir ve bazen hırs olmak üzere çeşitli etkenler kitabı okurken beni bir dakika bile huzursuz etmeyi bırakmadı. Tüm bunlara rağmen bir noktadan sonra çok duygusal davranarak baş karakter Adnan'ın başına gelen her felakete onunla birlikte üzüldüm, onunla birlikte kızdım; bir insanın bu denli yalnız olması ihtimaliden çok rahatsızlık duydum ve korktum. İşte belki tam da bu yüzden kitabın sonundaki 'kalabalık' cenazeden çok etkilendim! Kitabın sonunda her olayın birbirine bağlanması beni fazlasıyla rahatlatmış olsa da insanlığa ve insanların ne olabileceğine dıştan, geniş bir bakışın üzerimde oluşturmuş olduğu huzursuzluktan bir süre kurtulabileceğimi hiç sanmıyorum.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,366 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·224 syf.··
2019 37. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2019 20:19
Okuduğum diğer Agatha Christie kitaplarından edindiğim bir bağışıklıkla polisiye kitaplarda artık eskisi kadar heyecanlanmam ve kitap sonunda şaşırmam sanıyordum. Bu kitaba başlarken de tam olarak bunu düşündüm: Daha şaşırtıcı nasıl bir son yazmış olabilir ki? Bir adada birbirlerini tanımayan, tek ortak yönleri daha önce birinin ölümüne sebep olup cezalandırılmamış olmak olan 10 insan farklı şekillerde kandırılarak bir adaya toplanıyor. Bazıları tatil yapacağını, bazıları çalışacağını, bazıları uzun zamandır görüşmediği dostlarıyla buluşacağını düşünüyor. Hiçbiri kendilerini bekleyen felaketten haberdar değil. Şüphelenecek bir sürü kişinin olması, karakterlerin geçmişinin ve psikolojinin kitaptaki etkisi aynı zamanda kitabı okumayı bırakma fikrini imkansız hale getiren merak bu kitabı "iyi ki okundu" listeme hemen eklememde en büyük etkenler oldu. Aynı zamanda kimsenin masumluğundan emin olunamadığı için ve karakterlerinin herbirinin geçmişindeki kara lekeler yüzünden hiçbir karaktere yakın hissedilemiyor ki bu da pek çok kitapta denk gelinen bir şey değil. Kitabın sonunu ayrıca çok beğendim. Beklediğim bir son olmayacağını zaten biliyordum ama beni bu kadar şaşırtacağını, kitabın etkisinden çıkmamı bu kadar zorlaştıracağını düşünmemiştim. Kitabın herhalde daha güzel olabilmesi karakterlerin hâletiruhiyeleri üzerinde biraz daha durulmasıyla mümkün olabilirdi. Bütün Agatha Christie kitaplarında olduğu gibi bunun küçük eksikliğini görmezden gelemedim. Yine de hiçbir şey bu kitaba 10 yıldız vermeme engel olamaz...
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,5bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2019 35. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2019 15:04
Yunan tragedyasının en önemli eserlerinden sayılan Kral Oidipus'taki hikayeyi daha kitabı satın almadan önce bile biliyordum. Fakat İş Bankası baskısının önsözünde de söylendiği gibi Antik Yunan halkı da Sophokles bu efsaneyi eserleştirmeden çok önce biliyordu ve buna rağmen eser günümüze kadar ulaştı, Oidipus'un kurtulacağına dair umut kaybolmadı. Daha sonrasında psikanaliz ve psikolojinin ilgi alanına girmesiyle oidipus kompleksi ve ödipal dönem olarak anlandırılacak birtakım şeylere kaynak oluşturacak bu eser, 'kader'in insan üzerindeki etkisinin mübalağalı bir anlatısı. Bir hükümdarın çocuğu olmasıyla birlikte ülkenin kahininin doğan çocukla ilgili karamsar bir kehanette bulunması, kral ve kraliçenin buna karşı önlem alması ama kehanete asla engel olamamaları zaten yabancı olduğumuz bir konu değil, herkesin bununla ilgili en az bir hikaye duyduğuna eminim. Hikaye tanıdık ve sonu tahmin edilebilir olsa da okuması çok keyifli bir kitap olduğunu söylüyor ve herkese bu kitabı okumayı tavsiye ediyorum! ++Kitabı okuduktan sonra internette kolayca ulaşabileceğiniz kaynaklarda oidipus kompleksi hakkında biraz araştırma yaparsanız bu kitap "hakkını vererek" okunmuş; bu incelemem de amacına ulaşmış olur!!!:)
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
''Beni Öldürdüler, Wene Hala.''
9/10
·112 syf.··
2019 19. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2019 22:11
Gözler önünde gerçekleşen, herkesin gerçekleşeceğini bilmesine rağmen kimsenin engel olmaya çalışmadığı bir namus cinayetini anlatan ve sonu daha en başından belli olan bir kitap Kırmızı Pazartesi. Cinayeti işleyen ve hatta nedeni bile belliyken bu kitabı neden okuyoruz? Çünkü Marquez'in anlatımı, sayısı oldukça fazla olan karakterlerin romanı ilgi çekici kılması ve umutsuzca bir detay belki bir sürpriz bekliyor olmak kitabı bitirmek için oldukça yeterli. Karakterlerin sayısının çok olması o kadar hoşuma gitti ki ayrıca bahsetmekten kendimi alıkoyamadım. İsimler biraz kafa karıştırıcı olabilir belki ama küçük notlarla hem anlamanın kolaylaştırılabileceğini hem karakter çokluğunun kitabın zenginliğinin bir işareti olduğunun fark edilebileceğini düşünüyorum. Bu kitabı bir cinayet romanı olarak değerlendirmek kitaba, yazara ve okuyanlara çok büyük haksızlık olur. Bu kitap toplumun, daha da açmak gerekirse ''konu komşu ne düşünür'' şeklindeki bir düşüncenin, birey üzerineki baskısını anlatıyor. Namusu temizlemenin bir insanın hayatından nasıl daha önemli bir hale gelebileceğini anlatıyor. Cinayetin ardından katillerin onu bilerek öldürmelerine rağmen hem tanrının hem de insanların gözünde suçsuz olduklarını söylemeleri söz konusu onur ve namus olunca ne kadar yozlaşılabildiğinin bir kanıtı mı?
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2019 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2019 16:23
Uzun süredir kitap incelemesi yapmıyordum ama bu kitabın birkaç cümleyi (ve belki daha fazlasını) hak ettiğini düşünüyorum. Öncelikle kitapla ilgili hayal kırıklığımdan bahsetmek isterim. Kitabın, ''Hayvan Çiftliği'' ve ''1984'' gibi popüler olmasının yanında okurken çok etkilendiğim kitapların yazarı George Orwell ve yazarlık serüveni hakkında olacağını düşünmüştüm. Ama bunlardan bahseden 1. bölüm oldukça kısaydı! Sonrasında ise hayal kırıklığımın nasıl kaybolduğundan bahsetmek isterim. İkinci ve üçüncü bölüm oldukça politik, biraz da altyapı ve olaya hakim olmayı gerektiren bölümlerdi. Ben hakim değildim, büyük bir eksiklik diyemeyeceğim fakat birtakım şeyleri bilseydim çok daha keyifli bir okuma olacağını söyleyebilirim. Okuyacağımı düşünmediğim bir konuda yazılmış bir deneme önüme konulmuş oldu ve ''mecburiyetten'' okumak zorunda kaldım çünkü kitapları yarım bırakmaktan hoşlanmam. Yoksa İngiltere halkının belirgin özelliklerinden, faşizm ve sosyalizmden, İngiltere'deki yönetici sınıftan, nazilerden sıcak bir yaz gününde bahçede otururken bunlar hakkında bir kitap okuyacak kadar haz etmem diye düşünüyorum. Her şeye rağmen kitabı okudukça okuduğum şeyden keyif aldığımı ve aslında okumak istediğim şeyin bu olduğunu fark ettim: vatanseverlik duygusuyla yazılmış dürüst bir metin! Sona sakladığım şeye gelirsek... Son iki bölümü oluşturan iki kısa hikaye benim için bu kitaba dair ikinci sürprizdi ve bu sürprizi de en az ilkini olduğu kadar beğendiğimi söylemek zorundayım. Gerçekten de her açıdan tatmin edici ve güzel yazılmış bir kitaptı.
Neden YazıyorumGeorge Orwell · Sel Yayıncılık · 20131,403 okunma