5/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Herkes çok beğenmiş ama ben o kadar da beğenemedim ya. Açıkçası 220 li sayfalara kadar olaylar çok sıkıcı ve boş geldi çünkü Oliver aklınca sürekli boş boş planlar yapıyor ve olayın içinden çıkmaya çalışıyorlar ama hiç bir plan mantıklı elde tutulur değildi. Konusundan bahsetmek gerekirse, Red ve diğer 5 arkadaşı (Simon Maddy Oliver Arthur ve Reyna) karavan gezisindelerken ıssız bir yerde lastikleri patlıyor yolda kalıyorlar. Lastiklerini patlatan şey keskin bir taş parçası ya da basit bir çivi değil bir mermi. Anlıyorlar ki bu planlı bir suikast girişimi ve hedef kendileri. Hepsinin ayrı ayrı demeye korktuğu büyük veya küçük sırları var ve dışarıdaki keskin nişancı içlerinden birinin sırrını istiyor. Spoilerlı olarak da yazmak istiyorum lütfen geçin___________________ Red bence çok bencil bir karakterdi madem o kadar büyük bir sırrın var niye diğerlerini riske atıyorsun? Tamam itiraf ettin sen tanıksın ama sırrının en önemli kısmı yani yalancı şahit olduğun kısmı daha bu tür bir olaya sebep olabilcek bir şey değil mi? Çünkü birine adam öldürme iftirası atmışsın ve iftira attığın kişi mafya lideri. Sana demezler mi sen kimsin ve sana kim rüşvet verdi yalancı şahitlik için? Son ana kadar sırrı tuttu hatta Maddy ölüp gidecekti hâla demiyor. Oliver da ayrı bir salaktı kitabın 220li sayfalarına kadar onun planlarını yapıyorlar yok işte ayna tutalım sniperı kandıralım yok maddy red in kılığına girsin yok korna çalalım ve telefondan video çekerek sniper nerede diye anlayalım. Bu plan olmayan planları okurken fenalık geçirdim eğer Red in annesinin katili ve tüm bu olayların sorumlusu Maddy nin annesi çıkmasaydı kitaba 3 falan verirdim zevk almadım okurken
Aranızdan BiriHolly Jackson · Epsilon Yayınları · 2024569 okunma
7/10
·272 syf.··
2021 293. kitabı
Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış. Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş. “İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır
Zero LimitJoe Vitale · Pegasus Yayınları · 20161,077 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·202 syf.··
2021 298. kitabı
Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış. Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş. “İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır
İçindeki Gücün SırrıJoseph Murphy · Olimpos Yayınları · 2023415 okunma
Rönesans: Geçmişe Dönüş mü, Yeni Bir Doğuş mu?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 131. kitabı
İnsanlığın büyük ütopyasının tarih ve doğanın uzlaştırılması olduğunu söyleyen Ernst Bloch , felsefe tarihçilerinin çok yönlü yapısı sebebiyle bütünlüklü ele alamayacakları için bir kenara ittiklerini düşündüğü XVI. yüzyıl Rönesans’ı heyecan verici buluyor. Rönesans Felsefesi başlıklı kitabında Bloch; bu dönemin, insanlığın o zamana değin görmediği bir yeniden doğuşu barındırdığını, yeni insanın ve yeni toplumun burada doğduğunu belirtir. Fakat Rönesans’ın Antik Çağ’a dönüş olarak yorumlanışının bu yeniliği gölgelemekte olduğunu söylüyor, Rönesans'ın bu yönü, kitabın en dikkat çekici analizlerinden birini oluşturuyor.
Rönesans FelsefesiErnst Bloch · Cem Yayınevi · 200819 okunma
7/10
·560 syf.··
2026 18. kitabı
Romanın merkezinde su vardır; hem fiziksel bir unsur hem de hafızanın taşıyıcısı gibi. Su, geçmişi unutmayan bir varlık gibi tüm karakterlerin kaderine sızar. Gökyüzünde Nehirler Var üç ayrı insanı anlatıyor gibi görünür: Arthur, Züleyha ve Narin. Ama aslında üç farklı hayat değil, aynı suyun üç farklı çağda taşıdığı izler vardır. İlk hikâyede Viktorya dönemi Londrası’nda, yoksulluk içinde büyüyen Arthur’un hayatını takip ederiz. Kirli sokaklar, lağımlar ve hayatta kalma mücadelesi onun dünyasıdır. Ancak Arthur’un hayatı, Londra’daki British Museum’da çivi yazılı tabletlerle karşılaşmasıyla değişir. O an, binlerce yıl öncesine ait bir ses onun iç dünyasına dokunur. Mezopotamya’nın kadim metinleri, onun için yalnızca tarih değil, bir kaçış ve anlam arayışına dönüşür. İkinci hikâye Mezopotamya’ya uzanır. Antik şehirlerin, nehirlerin ve çivi yazısının dünyasında insanlık tarihinin en eski anlatılarıyla karşılaşırız. Burada su, sadece yaşam kaynağı değil; aynı zamanda mitlerin, destanların ve inancın taşıyıcısıdır. İnsanlık henüz kendini yeni yeni yazıya dökerken bile suyun etrafında bir anlam kurmaktır. Hikaye o kadar derin’ki Dönemsel bir kurgu bekliyor okuru Viktorya Dönemi Londra’sı ’ından Türkiye Dicle Nehrine Ezidiler konusu yer almakta Irak ‘taki kutsal laleş vadisi geçmekte.Mezopotamya uzanan uzun soluklu bir hikaye kil tabletlerin kayıp şiirlerini okuyan Arthur suyun kutsal izleri iç içe geçmekte
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,731 okunma
9/10
·83 syf.··
2026 10. kitabı
Küçük hacmine rağmen insanın zihnine çivi gibi çakılan türden bir hikâye. Olay aslında basit gibi başlıyor: bir gemi yolculuğu, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ve onun karşısında sessiz, gizemli Dr. B. Ama Zweig öyle bir atmosfer kuruyor ki, sayfalar ilerledikçe “bu bir satranç kitabı değil, insan zihninin sınırlarıyla ilgili bir gerilim” demeye başlıyorsun. Dr. B’nin hikâyesi özellikle insanı sarsıyor. Yalnızlık, izolasyon ve zihnin kendi kendini tüketmesi… Bir noktadan sonra satranç onun için bir oyun değil, hayatta kalma meselesi oluyor. En çarpıcı tarafı da şu: zeka bazen kurtuluş değil, tam tersine bir hapishane olabiliyor. Czentovic ise tam zıt kutup. Donuk, kaba ama inanılmaz pratik bir zekâ. Zweig burada “doğuştan yetenek vs. sonradan kazanılan bilgi” çatışmasını çok net hissettiriyor. Kitap ilerledikçe gerilim artıyor, finaldeki maç sahnesi de neredeyse nefes tutarak okunuyor. Ama asıl vurucu olan satranç değil; insan zihninin baskı altında nasıl değiştiği. Kısa ama tokat gibi bir kitap. Bitirince bir süre kafanın içinde dönüp duruyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma