Yazarların Sahte Balayı kitabından sonra bu kitabı almak benim hatamdı, biliyorum ama Sena ve Fidan'la beraber okumak eğlenceli olduğu için kendimi affediyorum. Canım Büşra, bir daha yapma böyle şeyler.
Bizzat yazarın abarttığı kitapları genel olarak sevmem. Bu kitap, böyle kötü olmasaydı bile sırf bu yüzden bir puan kırardım sanırım. Yazarların sürekli "o şöyle, bu böyle" diye karakter anlatmasından gerçekten rahatsız oluyorum. Sen yazarsın. Karakteri yaz, biz karar verelim öyle mi böyle mi olduğuna. Etiketleyerek karakter oluşturmaya çalışma.
Bu kitapta "anormal, çılgın, deli" olarak nitelendirilmiş olan Hazel ve "sıkıcı, mükemmel" olarak etiketlenmiş Josh'ın asla böyle bir kural koymadığı ilişkilerini okuyoruz. Hazel uçarı, neşeli bir karakter ama bana anormalden ziyade terbiyesiz geldi kendisi. Gerçekten merak ediyorum, hayatınızda böyle birisi olsaydı, yaptıkları komik gelir miydi? Durduk yere, kendisinin bile "ağza alınmayacak kadar ağır küfürler" diye nitelendirdiği sözler eden, sürekli abaza ergenler gibi cinsel içerikli göndermeler yapan, tanımadığı insanlara karşı bile argo konuşan bir öğretmen düşünün. Zorda kaldığında onu evine alan bir arkadaşının evini iki günde mahvedip yangın çıkardığında bile özür dilerim demeyen ve "temizleyecektim, ne var!" gibi bir üslupla üste çıkan biri... Dağınık olabilirsin Hazel. Kimse seni toplu olmaya zorlamıyor ama emanet edilmiş eşyalara zarar verecek kadar beceriksiz biriysen en azından özür dilemeyi öğren. İstediğin her şeyi yapabilirsin ama başkalarını rahatsız etmeye de hakkın yok. Deliliğini ki bu karakter bence deli de değildi, bencildi; kendi hayatınla sabit tut.
Böyle bir öğretmen tiplemesi gerçekten rahatsız edici. Hele de bu bencil insanın, iyi bir öğretmen olarak verilmesi... Bilemiyorum, şimdi konuyu uzatıp