İmam Gazali'nin islam dininin temel esaslarını konu aldığı bir eser.Neredeyse tüm konular başlıklar altında pekiştirilmesi adına örneklerle açıklanmış.Dünya hayatında dikkat edilmesi gereken o ilmi nizam , kalplere gerekli olan dozda yerleştiriliyor.Farz olan ilim yolunda heybenize koymanız gerek bu sayfaları.Kitap'ın orjinalini sayfada bulamadım ama benim okuduğum kitap çok eskiydi ve sanırım orjinal haliydi.Herkese iyi okumalar.
"Dünya uyku hali, âhiret uyanıklık halidir. Bu ikisinin arasına giren ise ölümdür. Biz, yalancı düşler içindeyiz."
İmam Gazali ve tabiki yine kalplere dokunan müthiş bir eseri daha. Özellikle bu mübarek ramazan ayında okumak ilaç gibi geldi. İçinde neredeyse deyinmediği bir mesele yok. İnsanı cehenneme sevk eden, kalbinin kararmasına vesile olan bütün kötü hasletlerin teşhis & tedavisi üzerine ve Allah'ın rızasına kazandıracak, iki dünyamızıda güzelleştiren, cennete yaklaştıran bizleri onun karşısında sevimli bir kul gösterecek güzel ameller, başlıklar halinde verilmiş ve her konuyla alakalı kıssalar, ayet ve hadisler verilerek izah edilmiş. İmam Gazali, İslâm'ın insani hayat nezdinde doğru anlaşılabilmesi ve tatbik edilebilmesi açısından îman ve itikadî birçok mesele üstünde, çok faydalı bir eser ortaya çıkarmış. Her müslümanın ara ara okuması gereken başucu kitaplardan. İyi ki okumak nasip oldu, umarım sizlerde okuyup istifade ederseniz.
ᴋɪ̇ᴛᴀᴘᴛᴀɴ ʙɪ̇ʀ ᴅᴜᴀ ღ
Allah'ım, bizim akıllarımızı hevây-i nefsimize gâlib kıl. Bizi zarara uğratma. Rezil etme. Bizi, faydasız dünyevî şeylerle uğraşanlardan etme. Resûlün Muhammed (aleyhisselâm) hürmetine, bizi, seni unutmıyanlardan ve senin nimetine şükredenlerden eyle, HAMD, bizi nimetlendiren Allah'a olsun..
ت Âmîn ت
İmam Gazali'nin birçok farklı alanda yazdığı bir eserdir. Öncelikle ahlak ve edeb konularını ele alır ilerledikçe bazı fıkhi meselelere de değinir. sonuçta okuyan herkes İslamda çok önemli bir yere sahip olan Gazali'nin birçok konudaki fikirlerini görüp ötekilere kıyas etmesine imkan vermektedir. Edeb ve Ahlak ile ilgili verdiği hikayelerin bazıları akla yatkın gelmese de nefis terbiyesinde çok yardımcı olmaktadır.
2 cilt tek kitapta toplanmış bir kitap. İmam-ı Gazâlî serimin 4. Kitabı. Yaman Arıkan’ın sade çevirisiyle gerçekten insanın vakit ayırıp sindirerek okuduğunda farklı bir insan olarak hayatına devam edebileceği bir kitap. Dünya ve Ahiret hayatı ile ilgili birçok konu ele alınıyor ve Kuran olsun, Peygamberimiz (s.a.v.) olsun, halifeler, İmamlar ve önemli şairlerin, her konu başlığında alıntılarının olması bu kitabı okurken sadece 1 kitap okumuş olmanın ötesine taşıyor insanı.
Her konu başlığı ile ilgili birçok örnek ve alıntıyla insana yön gösteren bir başyapıt. Günümüz kişisel gelişim kitapları ünlü düşünürlerin alıntılarıyla tüm olaylara nasıl bakış sağlıyorsa Gazali de o yıllarda bol alıntı ve örneklerle bu kitabı bir araya getirmiş. Gerçekten çok keyif alarak, bir nebze olsun ilim kapmaya çalışarak, kendi davranışlarımdan izler bularak okuduğum bir kitap. Okumakla bitmedi ve başucu kitabı olarak, altını çizdiğim yerlerin de özellikle tekrar tekrar bakılacağı bir kitap oldu benim için. İnsanoğlu zihni de kendisi de nankörlüğe müsaittir. O yüzden bazı kitaplar bir kere okuyup kenara bırakılmaya asla müsait değildir. Bu kitap da bahsettiğim duruma uyan en önemli başyapıtlardan birisidir.
Kitap genel olarak insanları korkutarak doğru yola getirmeyi hedeflemiş. Burası çok hoşuma gitmedi işin doğrusu. Bir de son bölümlerde kadınlara aklı kıt olarak hitap edilmiş ve ihanet etme olasılığı olan unsurlardan biri olarak bahsedilmiş. Sayfa 652 ve 655'te bunlar geçmiş. Bir de 656'daki anlatılan hikaye çok hoşuma gitmedi. Genel hatları ile de bana pek hitap etmedi.Yine de okunmasını ve fikirlerinin bilinmesini tavsiye ederim.
Merhaba arkadaşlar. Oldukça hoş, ağır ve nasıl denir, ‘Çetrefilli’ bir kitapla karşınızdayız. Konular o kadar fazla ki ben neler işlendiğini sizlere olduğu gibi paylaşmayı uygun buldum. Kitabı şimdiden isteyen arkadaşların mail adresi göndermeleri taktirinde göndereceğimi bilmelerini de isterim. Buyurunuz işlenen konular:
i.hizliresim.com/9aLJ7r.pngi.hizliresim.com/XM4Qgj.pngi.hizliresim.com/4jlBnJ.pngi.hizliresim.com/Gmz8JV.png
Evet arkadaşlar şimdiden herkese iyi bir tatil diliyorum. Kitabımızın işlediği konuları resim olarak detaylıca vermekten ötürü mutluyum, böylece uzun uzun yazıp sizi sıkmamış; aynı zamanda da neler işlendiğini teferruatıyla belirtmiş oluyorum.
Kitabımızda dikkat çekici hususlar mevcut. Özellikle merak ettiğim Ölüm, Cennet-Cehennem ve Ahiret hayatına ilişkin detaylar beni memnun etti. Aslen ‘Kıyamet’ günü içerikli eserleri merak ediyorum. Hepimizin kafasında da çocukluğunda anlatılanlardan kalanların benzer olduğunu düşünmekle beraber, bu alanda sağlam bir eser bulabilmeyi de -halen- umut ediyorum.
Tavsiye edebileceğim bir kitap. Kitaptan daha çok tavsiye edeceğim ise en müsait gününüzde oturup başlamanız. 1 gün belki zor ama Cumartesi – Pazar’a gelecek 2 tatil gününde rahatlıkla bitirebileceğiniz bir eser. Hepinize iyi okumalar, mutlu geceler diliyorum..
Bu kitabında yeri ben de ayrıdır.. Birbirinden güzel ve faydalı bilgiler mevcut. Tekrar tekrar açıp okuyabilecegim, bilgilerimi tazeleyebilecegim faydalı bir eser.
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.
Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.
Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.
İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.
Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.