…özel bir şekilde önemli, tamamen özel, başka kimsenin bilmeyeceği veya fark etmeyeceği şekilde. Bu kadar insanla dolu bir dünyada yalnızca bir tanesine sahip olmayı istemek, milyonlarcasının içinde yalnızca birini kendine istemek pek de büyük bir şey gibi gelmiyordu. Ona ihtiyacı olan, onu düşünen, onun yanına gelmeye hevesli olan biri… ah,ah, insan nasıl da fena halde istiyordu değerli olmayı!
Genroku döneminin ahşap oymalarındaki aşık çiftlerin yüz çizgilerinde kadın ile erkeğin ayırt edilmesini güçleştirecek ölçüde şaşırtıcı bir benzerlik vardır. Güzellik idealini gösteren Yunan heykelinde de aynı şekilde iki cins arasında kuvvetli bir benzerlik görülür. Aşkın sırlarından biri değil midir bu? Aşkın mahremiyetinde, kadın da erkek de diğerinin görüntüsüne dönüşme özleminin ulaşılması güç arzusunu duymuyorlar mı? Bu isteğin, iki aşığın birbirinin karşıtı durumlara düşmesi gibi trajik bir sonucu olmuyor mu? Kısaca, karşılıklı aşkları, karşılıklı kimlikleri kusursuzlaşmayınca farklı noktalarını -erkeğin erkekliğini, kadının ise kadınlığını- vurgulamak yerine karşıdakini fethetmenin son derece karmaşık ruhsal sürecini denemezler mi? Aslında farklı bir benzerliğe varabiliyorlarsa bu sadece bir rüyanın geçici anıdır. Çünkü kızın cesurlaşıp delikanlının ürkekleştiği ölçüde her ikisi sınırlanmayı aştıkları noktaya yaklaşır ve sonunda sınırı aşıncaya dek karşıt yönlerde birbirilerinin yanından geçip giderler.
Bu ışık altında gözden geçirilirse, benim kıskançlığım -öyle bir kıskançlık ki, kendi kendime artık Omi’yi sevmediğimi söyleyecek kadar şiddetliydi- aşktan başka bir şey değildi. Şimdi, artık koltukaltlarımda da büyümeye başlayan, koyulaşan tüyler gibi, bana Omi’yi hatırlatan her şeyi sevmeye başlamıştım
Biz zevk için yaratılmamışız, yine de zevk veren duygulara uyum sağlayabiliriz, ancak hayal kırıklığı, hayat sandalımızın şaşmaz kılavuzudur ve bizi insafsızlıkla karaya oturtur.