bir an hiç bitmeyecek sandım...
serinin ilk kitabını hemen hemen bir yıl önce okumuştum o zamanda ortalama bir kitap olmuştu benim için. devam etmeyi düşünmüyordum aslında daha çok ingilizcemi geliştirmek için okudum. dili iyiydi ve istediğimi de verdi okurken bu açıdan çok şey kattı bana. fakat bunun dışında ne yazık ki keyif alarak okuduğumu söyleyemem. bulmacalar, gizemler falan var aslında beni niye bu kadar sıktı ben de anlamadım ama hem bu hem okuduğum diğer seri birlik olup bana büyük eziyet çektirdi. birçok kez yarım bırakmanın eşiğinden döndüm. öncelikle en çok yakındığım konudan başlıyorum: aşk üçgeni ve yine iki kardeş... yazarlar bunun neresinden hoşlanıyor gerçekten anlayamıyorum. iki kişiden de etkilenmesi, öpüşmesi (ilk hareket Grayson'dan gelsede karşılık verdiğini birçok kez söylüyor), ikisini de düşünüp onlara çekilmesi ben de kriz geçirtti. her ne kadar adını koymasalarda bu Jameson'a ihanet gibi hissettirdi ki bence öyle düşünmesi bile ihanet bana göre ama en azından karşılık vermemesini beklerdim. ilk kitapta da hissedememiştim burada da sevgilerini hissedemedim ortada böyle bir şey yoktu. yazar daha farklı bir şekilde ele alsaydı belki benim de sevdiğim bir seri olurdu ama durumlar canımı çok sıktı. kitabın büyük çoğunluğuna kendimi veremedim içine çekmedi beni, daha çok sonlara doğru biraz keyif alarak okuyabildim. Toby ile ilişkilerini pek okuyamadık ama beni en çok etkileyen sahnelerden oldu onları birlikte okumayı isterdim. kitabın sonunda buna açıklama gelsede Xander'ın sırası olmasına rağmen onun uzak kalması da hoşuma gitmedi açıkçası. ve Nash'in de çok arka planda kalması bir tık üzdü beni. seriye devam eder miyim bilmiyorum. Jameson'ı seviyorum ama gönlüm Grayson'dan yana... Gray ile birlikte olurlarsa devam etmek için bir sebebim olur