Daha önce Öfke Dansı kitabıyla sizleri tanıştırdığım Harriet Lerner’ın diğer kitabından bahsedeceğim bugün.
İlişki kurmak bir danstır diyor Harriet Lerner ve bu dansta nasıl adımlar atılabileceğini öğretmeye çalışıyor bizlere. Hem hayatından örnekler hem de gördüğü vakalardan yaptığı paylaşımlarla yaşamımızda karşılaştığımız durumlarda söylediklerimizin nasıl etkiler yarattığını bize gösteriyor.
•Karşımızdakinin eleştirileriyle yıprandığımızı fark ettiğimizde,
•Reddedildiğinizde ya da bağ kurmak istediğinizde,
•Bir ilişkiyi bitirmeye çalıştığınızda,
•Ailedemizde bize yorgun hissettiren durumlarla yüzleşemediğimizde, nasıl konuşuruz? Nasıl konuşmalıyız?
Bu kitap, en zorlu ilişkilerde bir pusula gibi yönümüzü bulmamıza yardımcı olmaya çalışıyor.
Bağlantı DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 2014215 okunma
“Hepimiz ama hepimiz, kendimizi, annemize rağmen olabildiğimiz kişi için kutlamalıyız. Özellikle de kız çocukları. Hayattaki en büyük başarımız annemize rağmen ‘biri’ olmayı başarabilmektir. ‘Böyle yapma, bak anneni üzüyorsun’ derler bizde. Halbuki kendisi üzgün olmayan bir çocuk annesini üzmez.”
“Geçenlerde Babalar Günü vardı ve tanıdığım üç Farklı kadın, birbirlerinden tamamen habersiz olarak ‘Her güçlü kadının arkasında babası vardır’ notuyla kart yazdı. Halbuki güçlü kadınların arkasında kimse olmaz genelde. Bunu ikimiz de biliyoruz değil mi? Ama o kadınlar verdikleri hediyenin yanına böyle bir not düşmenin o günkü duruma münasip olduğu hissine kapılmışlardı. Eminim ki başka bir gün de başka hisse kapılacaklardı. Bu hissi, cümleyi, notu, hediyeyi kendilerinin zannediyorlardı o an, ama değildi.”
Nihan Kaya’nın “O olmasaydı yazılanlar gerçek anlamıyla tamamlanamazdı” diyerek okura armağan ettiği kitap.
Yazdığı şeye okuru bu kadar güzel katan bir kitap okumamıştım. Her okuyan kitabın içine dalacak sanki. Diğer kitapları gibi Kırgınlık’ta da çocuk olmanın ne demek olduğunu, kadın olmanın neler getirdiğini, geçmişi ve geleceği bize gösteriyor yazar. Sevdiğim birkaç bölümünü paylaşmak istiyorum sizlerle. “Hepimiz ama hepimiz, kendimizi, annemize rağmen olabildiğimiz kişi için kutlamalıyız. Özellikle de kız çocukları. Hayattaki en büyük başarımız annemize rağmen ‘biri’ olmayı başarabilmektir. ‘Böyle yapma, bak anneni üzüyorsun’ derler bizde. Halbuki kendisi üzgün olmayan bir çocuk annesini üzmez.” “Geçenlerde Babalar Günü vardı ve tanıdığım üç Farklı kadın, birbirlerinden tamamen habersiz olarak ‘Her güçlü kadının arkasında babası vardır’ notuyla kart yazdı. Halbuki güçlü kadınların arkasında kimse olmaz genelde. Bunu ikimiz de biliyoruz değil mi? Ama o kadınlar verdikleri hediyenin yanına böyle bir not düşmenin o günkü duruma münasip olduğu hissine kapılmışlardı. Eminim ki başka bir gün de başka hisse kapılacaklardı. Bu hissi, cümleyi, notu, hediyeyi kendilerinin zannediyorlardı o an, ama değildi.”
Tekrar tekrar okuyacağım bir kitap olarak kitaplığımda yerini aldı