Deniz Sinanoğlu

8/10
·208 syf.··
2019 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2019 23:04
“Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.” Marcus Aurelius / Düşünceler Her yerde var olan günübirlik hayatların en derinine inmeye çalışıyor Yalom. Kitabında bizlere hastalarıyla yaşadığı farklı deneyimleri sunuyor. Hem onlara var oluşlarını anlamlandıracakları bu yolda destek olmaya çalışıyor hem de daha önce kendisinin bile keşfetmediği durumlarla yüzleşmek zorunda kalıyor. “Sonsuza kadar ölü olma hali” bir insanı ne kadar korkutuyorsa, bu korkudan kurtulmanın tek yolunun insanın kendine dönmesi olduğunu savunuyor Yalom. Terapistlerle olan ilişkimiz hastalığın tedavisinin çok daha ötesine uzanıyor. Çoğu zaman asıl iyileştirici olan şey “terapi” denilen şey değil kurulan bağ, aradaki ilişki ve yaşanan süreç. Bu bakımdan hem terapi sürecinden geçenlere hem de bir terapist olma yolunda ilerleyenlere önemli bir kaynak niteliğinde bu kitap. Yalom; “Son kırk yıldır rahatsızlığı daha hafif olan hastalarla sürdürdüğüm psikoterapi uygulamalarımda tanı sürecinin çoğunlukla gereksiz olduğunu gördüm” diyor. Aslında önemli olanın hastalığı belirli bir kalıba sokup var olan kısıtlayıcı yöntemlerle tedavi etmek değil de, insanın var oluşuna dair sorduğu sorulara cevap ararken yanında olmak, elini tutmak olduğunu savunuyor. Sizler de bu sorulara yanıt arayanlardansanız “Günübirlik Hayatlar” size bu yolda rehberlik edecek bir kitap.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·248 syf.··
2015 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2015 01:55
Bir sayı doğrusu hayal edin. 0’dan 100’e kadar dizilmiş sayılar. Bir ucunda hiç bir kriteri karşılamayan diğer ucunda ise Narsistik Kişilik Bozukluğu tanısı almış kişileri görürüz. Bu kişiler DSM-5‘e göre verilen 9 maddeden 5’ini karşılamak zorundadırlar. (Bunların arasında; kendini aşırı önemseme, sınırsız başarı, güç ve ya ideal aşk düşlerine dalma, kendisinin özel ve eşsiz olduğuna inanma, aşırı takdire ihtiyaç duyma, empati eksikliği, başkalarını kıskanma, kibirli davranış sergileme vb.. özellikler yer almaktadır.) “Peki ya sadece 4 kriteri karşılayan biri olsaydı?” diye soruyor Dr. Burgo. Yani narsisizm en belirgin 2 özelliğine bakınca (kendini aşırı önemseme ve empati yeteneğinden mahrumiyet) bu insanlar sadece sınırlı empati yeteneğine sahip olsalardı? Dr. Burgo kitabında narsistik kişilik bozukluğu tanısı alamayan fakat normalin üstünde bir narsisizm ile hayatımızda rol oynayan kişilere odaklanıyor. Bu davranışların temelinde yatan, utanç ve aşağılanma duygularına vurgu yapıyor. Sürekli kendi isteklerini sizinkilerin önünde tutan ebeveynler, incindiğinde saldırı ve öfke patlaması yaşayan kişiler, başkalarının onu nasıl gördüğünü çok önemseyenler, aşırı rekabetçiler, istediğini elde etmek için zorbalık yapanlar, tartışma sırasında her zaman kendini haklı çıkaranlar, işkolikler, büyük projelere başlayan ama sonunu getiremeyenler, kişisel çıkarları uğruna yalan söyleyenler… Liste daha uzayıp gidiyor. Hepimizin hayatında bu özelliklere sahip olan en az 1 kişi yer alıyordur. Ya da belki bu davranışları sergileyen, aynada gördüğünüzün ta kendisidir! Peki bu kişilerle ya da kendimizle nasıl başa çıkabiliriz? Temeli öz farkındalık. Çünkü; kendini iyi tanıyan insan hem zayıflıklarının farkında olup başkaları tarafından kullanılma riskini ortadan kaldırır hem de
Tanıdığınız NarsistJoseph Burgo · Paloma Yayınevi · 201627 okunma

Deniz Sinanoğlu

, bir kitap okudu
7/10
·248 syf.··
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2015 01:55
·
2015 4. kitabı
Joseph Burgo
8.5/10 · 27 okunma
“Hatırladıkça, birbirimize hatırlattıkça, daha insani, daha tatmin dolu, daha tamamlanmış bir hayat yaşayabileceğiz.”
“Hiçbir fikir,hiçbir din, yahut öğreti; insanların hayatını çekilmez yapmak , onları topyekun cehenneme sürüklemek, yahut çanlarına ot tıkamak için ortaya atılmamıştır.”