Bir ayna duvardan düşüp binlerce parçacığa ayrılıyor. Neden düştü? Ne anlama geliyor bu? Felsefeci için aynanın yere düşmüş olmasından öte anlamı yoktur bu olayın, hafif bir sallantı olmuş, fizik kuralları na boyun eğen belli güçler birleşerek (hesaplanabilir bir olasılığa göre) tam o anda aynanın yere düşmesine yol açmıştır. Oysa o kırılan ayna anlamlarla yüklüdür mistik için, en az yedi yıllık kötü talihin apaçık bir işareti, binbir günahın ilahi göstergesi, binbir cezanın habercisidir.
Ne kadar çirkin, aptal ve sıkıcıysak, en az o kadar güzel, zeki ve esprili birine kendimizden kaçmak işin aşık oluruz. Ama böylesi mükemmel bir yaratık kalkıp bir gün bizi severse ne olacak? Şaşkına dönebiliriz -bizim gibi birini sevebilecek kadar zevkten yoksunsa, nasıl umduğumuz kadar harika olabilir? Aşık olmak için sevgilinin bizi bir şekilde aştığına inanmamız gerekiyorsa, o zaman o aşka karşılık vermeleri durumunda zorlu bir ikilem ortaya çıkmış olmuyor mu? Şöyle bir soru sormak durumunda kalıyoruz; eğer o kadar harika bir insansa, nasıl oluyor da benim gibi birine aşık olabiliyor?
Bir tarafta ‘sen iyi bir kızsın, sen kötü bir kızsın’ yargıları, kurumlar, hiyerarşiler ve emir komuta zincirinde bir halka; öteki yandaysa demokrasiyi dayatan yasalar çıkarmak, habire amma da demokrat olduğumuzu söylemek. Kısacası, bu konuda kendini kötü hissetmene hiç gerek yok. Senin başına gelen şey, zaten her daim olup biten şey.