Deniz Sinanoğlu

Aslında, eline tek gidişlik bilet tutuşturulmuş bir insan, pek öyle kolay kolay gönlünce şarkı söyleyemez. Elinde tek gidiş biletinden başka bir şey olmayan in­san türü, ayakkabısının topuğu çakıllara bastığında çıkan sesten bi­le ürkecek kadar diken üstündedir. Artık daha fazla yürümeye niyeti yoktur. Canı gidiş-dönüş bileti için ağıt yakmak ister aslında. Tek yön bileti, dün ve bugün, bugün ve yarın arasındaki bağın koptuğu, paramparça olmuş bir yaşamdır. Öylesine yırtık pırtık olmuş bir tek yön bileti için ağıt yakabilenler, bir zamanlar gidiş-dönüş biletini sımsıkı yakalamış olan insanlarla sınırlıdır. İşte o yüzden de, biletin dönüş için olan yarısını kaybetmemek, çaldırmamak için neredeyse histeri telaşıyla hisse senetleri alır, hayat sigortası yaptırır, sendikayla amirleri arasında ikiyüzlüce oynarlar. Banyo oluklarından, tuva­letin deliğinden yükselen tek yön biletlilerin yardım isteyen çığlıkla­rından bıkar, kulak tıkamak için televizyonu sesini iyice açarak izler, tek gidiş bileti için gönül rahatlığıyla ağıt yakabilirler
Reklam
"Emeğin üstesinden gelmenin yolu, emekten başka bir şey değildir. Emeğin kendisinde değer yoktur, emek kullanılarak emek aşılır... Bu kendi kendini redde­den enerji de emeğin gerçek değeridir."
Kalkıp çalışmaya başlayınca, nedense içinde düşündüğü kadar bir tepki oluşmamıştı. Bu değişimin nedeni neydi aca­ba? Suyunun kesilmesine karşı duyduğu korku mu, kadına karşı duyduğu borçluluk hissi mi, yoksa yaptığı işin niteliğine bağlı bir şey miydi? Gerçekten de, yaptığı işte, nereye gittiği belli olmasa da kaçıp giden zamana karşı insanın dayanması­nı sağlayan bir şeyler vardı.
Evimdeki kadın benim çok fazla tartışma yanlısı olduğumu söy­lerdi. Fakat tartışma yanlısı olan ben değilim, tartışılması gereken gerçek bu!
Her türlü diploma... Kontrat, ehliyet, hüviyet, ruhsat, tapu, onay belgesi, kayıt belgesi, ortak kulla­nım belgesi, sendika kartı, takdirname, senet, çek, geçici izin belgesi, kabul belgesi, gelir beyannamesi, emanet belgesi... Hatta, soy kütü­ğüne varana kadar... Akla gelebilecek her türlü kağıt parçasının dev­reye sokulması gerekiyor. Böylelikle cinsellik, güvenin mantonun içine yuva yapması gibi, belgeler arasına gömüldü. Eğer bu yeterli olacaksa sorun yok. Ancak,acaba bu kadar onay belgesi yeter mi? Acaba onaylatılması unutulan bir şeyler yok mu? Hem erkek hem kadın karşısındakinin mahsus gevşek davrandığı gibi iç kemiren bir kuşkunun esiri oluverir... Ma­sumiyeti ispat etmek için, zorla da olsa yeni bir onay belgesi akla geliverir... O son kağıt parçasının nerede olduğunu kimse bilmez... Ga­liba sonsuz ispat belgesi var...
Reklam