Dacă e nevoie, o voi lua de la capăt de un milion de ori, fără nicio problemă. Dar nu mă voi mulțumi niciodată cu o viață pe care nu mi-o doresc...
"Asla gelmeyecek olanı bekleyebilmek için sonsuz bir sabır gerekir." Pierre Dac
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Asla gelmeyecek olanı bekleyebilmek için sonsuz bir sabır gerekir.” Pierre Dac Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık
Alıntı
Bênûr û narê muhbetê bêneqs û sun'ê qudretê Naçîn meqamê wesletê nûrun lena we'l-leylu dac (Olmadan sevginin nuru ve ateşi, kudretin sanatı ve nakşı Ulaşılmaz makamına vuslatın; nurumuzdur aşk, karanlık gecelerde) Melayê Cizîrî
Edebiyat
Pierre Dac
"Gelmeyecek olanı bekleyebilmek için sonsuz bir sabır gerekir."
Sabır
Ne nasıl niçin anlanır
Aŋ-Aŋla / An(g)-An(g)la / Anlamak "Aŋla" [An(g)+la+mak], Anadoluya getirilen Oğuzcanın yükselmesiyle beraber, Kıpçakçaya ve Uygurcaya (Çağatayca) da geçen bir fiil. Her dört grubun (Sibirya, Kıpçak, Uygur, Oğuz) da öncülünde, yani bengütaşlarda, sözcük ortalarında kapalı hece olarak, eylemden ad türetme eki olarak ve üçüncü tekil kişinin çekimli halleri (aŋa, anıŋ v.b) olarak bulunması dışında, aşağıda açıklamaya çalışacağım anlamıyla yer almaz. Bengütaşlarda ö- kök sesi ve aynı zamanda eylemi (evet, başlı başına bir fiil) ek maharetiyle 'düşünerek anlamak' manasında kullanılır. Ö(di): Düşünerek anladı. Ö(kün): Anla, idrak et. Ö(ke): Anlayışlı, bilgili kişi. Ö ile öğreniyoruz bir nevi. (Öke'nin bugün hem Karluk grubunda 'eke' olarak, hem de buradan taşıp Kazakça ve Kırgızcada 'ake' formunda, aynı anlamda kullanıldığını biliyoruz. Oğuzcanın serüveninde ise 'ağa'ya dönüştüğü iddiası mevcut, teyite muhtaçsa da önemli olduğunu düşünüyorum.) Ö-'nün yanında, bugün Çuvaşça dışında Sibirya grubunda dahi kullanılan, fakat en çok Uygurcada ve Eski Uygurcadan peyda olan ölü Hakaniye, ölü Çağatayca ve Özbekçede, elbette Oğuzca ve Kıpçakçada da gördüğümüz 'sak' (sak'ın'mak, sak'ın'tı, sak'ınç) eylemi vardır. Nitekim kağan, kardeşi öldüğünde 'ança sakıntım' (öylece kaygıyla düşündüm) der. Bunun yanında yine Eski Uygurcada, ilkin Altun Yaruk sutrasında gördüğümüz kat-/kad- eylemi (kadgu-kaygı buradan gelir) mevcuttur. Uygurcada, anlamaya yönelik düşünmek manasında kullanılan kat- fiilinin, eklemek, üstüne koymak anlamlarına gelen kat- fiiliyle birlikte kullanıldığı sabittir. Eklemek, üstüne koymak anlamındaki 'kat'ın, bugün hem eylem halini hem de ad halini Türkiye'de kullanıyoruz. 'Anlamak' eyleminin, kişinin zihninde (ög'ü'n'de - es'i'n'de - us'u'n'da), düşüncenin