Gecenin düşsel gölgelerinin arasından tanıdığımız gerçek hayat yavaş yavaş ortaya çıkar.Nerede bıraktıysak hayata oradan devam etmemiz gerekir,aynı basmakalıp alışkanlıkların bıktırıcı çarkı içinde dönüp durmak için enerji akıtmaya devam etmek gibi korkunç bir gereklilik duygusu ensemize yapışır ya da çılgınca bir özlem duyarız,sözgelimi karanlıkta bizim ağız tadınıza göre yeniden biçimlenmiş bir dünyaya gözlerimizi açma özlemi,şeylerin yepyeni biçimlere,yepyeni renklere kavuştuğu,değiştiği ya da başka gizlere sahip olduğu bir dünyaya,içinde geçmişin az çok az yerinin bulunduğu ya da hiç bulunmadığı ya da hiç değilse hiçbir bilinçli zorunluluk ya da pişmanlık biçiminde varlığını sürdürmediği,sevincin anısının bile acı verdiği,zevk anılarının bile ıstırap verdiği bir dünyaya..